330 yılında İmparator Konstantin Bizans'ı Roma İmparatorluğu'nun başkenti yapmaya karar verir. Şehrin adı artık "Konstantinos'un şehri" anlamına gelen "KONSTANTİNAPOLİS" tir.
Bu tarihten itibaren yerleşim düzeni açısından şehrin ana caddesi Mese Caddesi (Divanyolu Caddesi), Konstantinios Forumu (Çemberlitaş), Forum Tauri (Beyazıt Meydanı), Philedelphion Forumu'na (Aksaray) dek uzanır. Bu yol Bizans döneminde tören yolu, Osmanlı döneminde Divan yolu olarak kullanılmış, Hristiyanlık öncesi, Hristiyanlık ve İslamiyet dönemlerinde törenler ve kutlamalar her dönemde farklı şekillerde bölgede her zaman devam etmiştir.
Bizans döneminde sütunlar, hükümdarların ve tanrıların gücünü simgeliyordu. Bu yüzden İstanbul’un çeşitli yerlerine günümüze bir kısmı ulaşmış veya ulaşmamış pek çok sütun dikildi. Bunlardan biri ve en önemlisi ise Çemberlitaş sütunudur. Çemberlitaş'ı önemli yapan sebeplerden bir tanesi Konstantin'in annesi Helena’nın Kudüs ziyaretinde çeşitli kutsal emanetler bulduğu ve bu emanetleri gümüş bir sandık içerisinde İstanbul’a göndererek sütunun temel kotunda yapılan bir odaya koydurduğu rivayet edilir. Sandığın içerisinde Musa’ya su veren taş, İsa’nın dağıttığı kutsal ekmeğin kırıntıları, mezarından toprak, çarmıha gerildiği çarmıhın ve tırnaklarının parçaları, Süleyman’ın yedi kollu şamdanı gibi kutsal emanetlerin olduğu sanılmaktadır.
İmparator Konstantin o dönem 57 metre boyu ile zamanının en yüksek sütununu Roma’daki Apollon tapınağından söktürerek şehrin ikinci tepesindeki meydana yani Forum Konstantin’e (Çemberlitaş) diktirir. Üzerine de bir kitabe oyulur, kitabede “Ey cihan mülkünün hükümdarı olan İsa, şu mahkumeni, saltanat asasını ve Roma devletini sana vakfü takdim ve himayene tevdi ettim. Bunları afetlerden koru” yazar. Anıtın hemen bitişiğine Konstantin adına bir şapel inşa edilir. Meydana daha sonra Zeus, Athena, Poseidon, Apollon gibi dönemin önemli heykeltıraşların yaptığı heykeller dikilir. Nuruosmaniye Camisi’nin olduğu alana doğru dairesel formda bir senato binası inşa edilir. Senato binasının kapısı için Efes Artemis Tapınağı’nın bronz kapıları buraya getirilir.
Çemberlitaş’ın gerçek adı “Konstantin Sütunu” dur. Etrafında çemberler bulunduğundan Türkler “Çemberlitaş” demektedir. Civarında çıkan pek çok yangından dolayı rengi siyahlaştığından Avrupalılar “Yanık Sütun” olarak adlandırmışlardır. İlk yapıldığında sütunun üzerinde güneşi selamlayan Apollon heykeli vardır. Bir süre sonra Konstantin kendi heykelini sütunun üzerine koydurtmuştur. Daha sonra başa gelen Bizans İmparatorları Juhanus ve Thedosius bu geleneği devam ettirmişler ve kendi heykellerini koydurtmuşlardır.
1081 yılında sütuna yıldırım düşmüş ve ağır hasar almıştır. 10 parçadan oluşan sütunun üstten birkaç parçası düşmüş ve bugün görmüş olduğunuz boyuna gelmiştir. I. Aleksios Komnenos sütunu tamir ettirmiş kendi heykeli yerine en tepesine bugün bile hala yerinde olan mermer kaideyi ekletmiş ve üzerine altından birde haç koydurmuştur. İstanbul'un fethinden sonra haç Fatih Sultan Mehmet’in emri ile indirilmiştir.
1799’da çevresindeki her şeyi kül eden büyük yangında sütun isten simsiyah olmuştur. O tarihlerde halk “Yanık Sütun” olarak adlandırmışlardır. II. Mustafa döneminde yapılan tadilatta sütunun altı duvarlarla takviye edilmiş ve etrafı demir çemberlerle çevrilmiştir. O tadilattan sonra sütun ve sütunu çevresindeki alan “ÇEMBERLİTAŞ” olarak adlandırılır. Roma'da Apollon sütunu ile başlayan süreç İstanbul'da Çemberlitaş olarak devam eder. Osmanlı döneminde bu çemberler yıprandıkça değiştirilerek sütunun günümüze kadar ulaşması sağlanmıştır.
Osmanlı döneminde de meydan önemini kaybetmemiş ve pek çok önemli yapılar inşa edilmiştir. Sultan II. Beyazıt döneminde vezirlerinden Atik Ali Paşa külliyesini buraya inşa ettirir. Konağı yine buradadır. Sultanla veya vezirle görüşmek isteyen yabancı elçiler İstanbul’a geldiğinde zorunlu olarak burada misafir edilir. Daha sonra bu konağın yerine Elçi Han inşa edilir. Nurbanu Sultan’ın isteği ile Mimar Sinan’a Çemberlitaş Hamamı, Köprülü ailesi tarafından kendi külliyelerine bağlı olarak Vezir Hanı, Nuru Osmaniye Külliyesi çeşitli tarihlerde buraya inşa edilir.
Çemberlitaş gizemini her dönemde korumuştur. Eski Vatikan İstanbul temsilcilerinden Padre Carotenute “Haçın bir parçasının Kudüs, bir parçasının Roma, bir parçasının da İstanbul’da olduğu doğrudur. Ama İstanbul’da nerede olduğundan emin değiliz” demiştir. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra bir grup rahibin sütunun yakınındaki Vezir Han’da oda kiralayıp tünel kazarak sütunu altına girmek isterken yakalanıp sınır dışı edilirler. 1929 yılında Danimarka’lı dini hatıralar araştırmacısı Vett’in İstanbul tarihi üzerine çalışan Mamboury’nin yardımlarıyla buna benzer girişimde bulunmuş ancak halk tarafından engellenmiştir. Hatta Mustafa Kemal Atatürk’te konuyla yakından ilgilenmiştir. Yurtdışından çeşitli uzman arkeologları konu hakkında araştırma yapmaları için davet etmiştir. Ancak herhangi bir sonuca ulaşılamamıştır.
Çemberlitaş 1700 yıldır ayakta olup İstanbul tarihine tanıklık etmektedir. Taşımış olduğu gizemler yüzyıllardır konuşulsa da henüz somut bir kanıta ulaşılamadı. Kim bilir belki de ileride ikinci bir Tarsus vakasını da görebiliriz.
Sağlıcakla kalın