Toplumda her beş kişiden bir görülen gastro-özofageal reflü hastalığı, çoğu zaman “basit bir mide yanması” olarak hafife alınır. Oysa reflü, tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi biçimde düşüren ve uzun vadede önemli sağlık sorunlarına yol açabilen kronik bir hastalıktır.

Reflü, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması sonucu ortaya çıkar. Bu durum sık tekrarlandığında yemek borusunun hassas dokusu mide asidine maruz kalır. Sonuç olarak göğüs arkasında yanma, ağza acı-ekşi su gelmesi, kronik öksürük, ses kısıklığı ve yutma güçlüğü gibi şikayetler gelişir.

Daha da önemlisi, uzun süreli ve kontrolsüz reflü; yemek borusunda iltihaplanma (özofajit), darlıklar, boğazda ve yemek borusunda kanamalar ve nadiren yemek borusu kanseri için zemin hazırlayan Barrett özofagusu gibi ciddi tablolara neden olabilir. Çoğu zaman mide fıtığı (Hiatal Herni) ile birlikte bulunurlar.

Reflü tedavisinde ilk ve en önemli basamak yaşam tarzı değişiklikleridir. Aşırı kilo, sigara, geç saatlerde yemek yeme, yağlı ve asitli gıdalar reflüyü belirgin şekilde artırır. Kilo kontrolü sağlamak, yatmadan en az 3 saat önce yemek yemeyi bırakmak, alkol ve sigaradan uzak durmak tedavinin temel taşlarıdır.

İlaç tedavisinde mide asidini baskılayan ilaçlar oldukça etkilidir ve çoğu hastada şikayetleri kontrol altına alır. Ancak ilaçlara rağmen yakınmaları devam eden veya yemek borusunda boğazda hasarlar gelişen, kanser riski oluşan hastalarda cerrahi tedavi kesinlikle düşünülmelidir. Cerrahi tedavide en sık yapılan işlem kapalı yapılan Nissen Fundoplikasyon ameliyatı olup hasta bir gece hastanede yatıp taburcu edilmektedir.

Unutulmamalıdır ki reflü, ihmal edilmemesi gereken bir hastalıktır. Sürekli mide yanması “normal” kabul edilmemeli, erken dönemde tedavi edilmelidir.

Prof Dr Sabahattin DESTEK
Üsküdar Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı
Türkiye Hastanesi