Dünyanın dört bir yanından ulaştırma bakanlarını, sektör temsilcilerini ve akademisyenleri buluşturan ITF Zirvesi bu yıl Azerbaycan’ın dönem başkanlığında gerçekleştiriliyor. Zirvede ulaştırma sektörünün geleceği, lojistik ağları, sürdürülebilirlik politikaları ve yeni ticaret koridorları masaya yatırılıyor.

Türkiye yeniden başkanlık görevinde

Türkiye, Uluslararası Ulaştırma Forumu’nun kurucu üyeleri arasında yer alırken daha önce 2009 yılında da dönem başkanlığı görevini yürütmüştü. Yeni görev süresi ise Mayıs 2027’den Mayıs 2028’e kadar devam edecek.

Forumda Türkiye’yi temsil eden Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin stratejik konumuna dikkat çekerek ülkenin yalnızca bir geçiş güzergâhı değil, aynı zamanda kıtaları birbirine bağlayan önemli bir lojistik merkez olduğunu söyledi.

Uraloğlu, küresel ticaretin yeniden şekillendiği bir dönemde ulaştırma politikalarının da değişim geçirdiğini belirterek; iklim değişikliği, dijitalleşme ve jeopolitik gelişmelerin sektör üzerinde belirleyici olduğunu ifade etti.

Orta Koridor ve Kalkınma Yolu mesajı

Türkiye’nin son yıllarda ulaştırma altyapısına büyük yatırımlar yaptığını belirten Bakan Uraloğlu, yüksek hızlı tren hatları, otoyollar, limanlar ve lojistik merkezlerle önemli bir dönüşüm sağlandığını vurguladı.

Özellikle Orta Koridor ve Kalkınma Yolu projelerinin uluslararası ticaret açısından kritik öneme sahip olduğunu dile getiren Uraloğlu, Türkiye’nin dönem başkanlığı sürecinde dayanıklı, çevreci ve sürdürülebilir ulaştırma politikalarına öncelik vereceğini kaydetti.

Küresel ulaştırma gündeminde Türkiye etkisi

Merkezi Paris’te bulunan ITF, ulaştırma politikaları alanında dünyanın en önemli uluslararası platformlarından biri olarak kabul ediliyor. Her yıl düzenlenen zirveye onlarca ülkeden bakanlar, üst düzey yöneticiler ve uzman isimler katılıyor.

2026 zirvesinde 80’den fazla ülkeden 1200’ün üzerinde katılımcı Leipzig’de bir araya gelirken, Türkiye’nin üstleneceği yeni dönem başkanlığının küresel ulaştırma koridorlarının yeniden şekillendiği kritik bir döneme denk geldiği değerlendiriliyor.

Türkiye’nin, stratejik konumu ve ulaştırma alanındaki tecrübesiyle önümüzdeki süreçte küresel ulaşım politikalarının belirlenmesinde aktif rol üstlenmesi bekleniyor.