Hayatın içinden bir Öykü Su Akbaş

1. Öncelikle sizi biraz yakından tanıyabilir miyiz? Öykü Su Akbaş'ı yalnızca mesleğiyle değil; hayalleri, duyguları, hayata bakışı ve bir anne olarak taşıdığı değerlerle nasıl anlatırsınız?

Kendimi hayalleri olan, duygusal ama mücadeleci bir kadın olarak tanımlarım. Hayatta kendi ayaklarımın üzerinde durmayı, üretmeyi ve kendimi geliştirmeyi önemsiyorum. Bir anne olarak Özgür bana hayata sevgiye bambaşka bir pencereden bakmayı öğretti. Hayata bakışımda özgürlük, emek ve samimiyet çok önemli. İnsanların birbirini anlama çalışmasını, hayatta ne yaşarsa yaşasın kendine ait bir şeyleri koruyabilmesini önemsiyorum. Benim için başarı yalnızca kariyerde yükselmek ya da bir şeylere sahip olmak değil; bütün zorluklara rağmen kendin olabilmek, bak bu çok güzel 😊

2. Her insanın hayatında kendisini bugünkü kişi yapan özel anlar vardır. Siz geçmişinize dönüp baktığınızda, iyi ki bu yollardan geçmişim dediğiniz hangi anları hatırlıyorsunuz?

Geriye dönüp baktığımda, özellikle kendi başıma karar almak ve zorlukların içinden kendi yolumu bulmak zorunda kaldığım dönemlerin beni çok değiştirdiğini görüyorum. O zamanlar kolay değildi ama bugün kendime, hayat ve insanlara daha farklı bir gözle bakmamı sağladılar. Bir de anne olmak var; Özgür’le birlikte öğrendiğim çok şey oldu. Şimdi dönüp baktığımda, yaşadığım her şeyin beni bugünkü benliğime biraz daha yaklaştırdığını düşünüyorum

3. Havacılık, birçok insanın çocukluk hayallerinde yer alan büyüleyici bir dünya. Sizin havacılıkla tanışma hikâyeniz nasıl başladı? Bir gün kendinizi bu sektörün içinde bulacağınızı hayal etmiş miydiniz?

Havacılığa 2013 yılında SunExpress’te kabin memuru olarak başladım. O günlerde bu yolculuğun beni bugünlere getireceğini elbette bilmiyordum. Benim için her şey, heyecanla adım attığım yepyeni bir dünyaydı. Zamanla bu meslek, yalnızca işimi yaptığım bir alan olmaktan çıktı; kendimi tanıdığım, öğrendiğim ve büyüdüğüm bir yolculuğa dönüştü. Farklı şehirler, karşılaştığım insanlar ve yaşadığım deneyimler hayatımda iz bıraktı. Bugün geriye dönüp baktığımda her şeyin kusursuz ilerlemediğini ama her dönemin bana bir şey kattığını görüyorum.

4. Bugün hem bir anne hem de havacılık sektöründe çalışan bir kadınsınız. İş hayatınız ile anneliğiniz arasında kendi dengenizi nasıl kuruyorsunuz? Bu iki önemli sorumluluğun birbirine kattığı güzellikler neler?

Açıkçası bu dengeyi her gün yeniden kuruyorum; her zaman kolay olmuyor. Bir yanda işimi en iyi şekilde yapmaya çalışırken diğer yandan anne olarak sorumluluklarım var. Özgür bana sabrı, emeği öğretti. İşim ise kendi kimliğimi korumamı, üretmeye kendimi geliştirmeye devam etmemi sağlıyor. Bu dengeyi kurabilmemde annemin desteği de çok kıymetli; emeği ve yanımda oluşu için ona ayrıca teşekkür ediyorum.

Bir annenin kalbinde başlayan yolculuk: Özgür

5. Hayatınızın en özel anlarından birine gidelim. Oğlunuz Özgür'ü dünyaya geldiğinde ilk kez kucağınıza aldığınız o an neler hissettiniz? Ona baktığınızda kalbinizden geçen ilk duygu ve düşünceleri bizimle paylaşır mısınız?

Özgürü ilk kucağıma aldığımda hayatımın artık eskisi gibi olmayacağını hissettim. O küçücük hali ve ağzının o kendine has bebek kokusu hala aklımda. Tarifi zor bir duyguydu; bir yandan onu hayranlıkla izliyor, bir yandan da bu kadar küçük bir canlıya duyabileceğim sevgiye şaşırıyordum. Ama o sevgi aynı zamanda korkutucuydu; çünkü artık kalbimin bir parçası benden ayrı, kendi yolunda büyüyecekti. Kısaca bütün duyguları korku, sevgi, aşk panik hepsini aynı anda hissettim.

6. Özgür ile birlikte çıktığınız annelik yolculuğunda, onun engeliyle bağlantılı olarak karşılaştığınız güçlükler ve aşmanız gereken engeller olmuş olabilir. Sizi en çok neler düşündürdü ve bu süreçlerde size güç veren şeyler nelerdi?

Bu süreçte beni en çok düşündüren şey, Özgür’ün geleceği ve ona mümkün olan iyi hayatı nasıl sunabileceği oldu. Bazen belirsizliklerle, bazen de çevresel koşullarla mücadele etmek zorunda kaldım. Kolay olmayan zamanlar yaşadım ama Özgür’ün gelişimi, küçücük ilerlemeleri v birlikte kurduğumuz bağ bana güç verdi. Zamanla her şeyi kontrol edemeyeceğimi ama onun için elimden geleni yapabileceğimi öğrendim. Benim için önemli olan, onun engelinden önce kendisini görebilmek ve potansiyelini ortaya çıkartabileceği bir hayat kurabilmek.

7. Annelik bazen sabır, bazen cesaret, bazen de hiç beklenmedik bir anda yeniden umut bulmak demek. Özgür'ü büyütürken kendinizde keşfettiğiniz, daha önce sahip olduğunuzu bilmediğiniz hangi güçlü yönleriniz oldu?

Bu yolculuk bana en çok, her şeyi önceden bilemeyeceğimi ve her sorunun cevabını hemen bulamayacağımı öğretti. Bana güç veren, Özgür’ün kendisi ve onunla paylaştığımız sevgi oldu. Onun her küçük adımı benim için çok kıymetli. Ben daha önce böyle bir sevgiye sahip olduğumu bilmiyordum 😊 ve bu sevgi bana hayatta tek bir yol olmadığını denediğimiz sürece bir yolunu bulabileceğimizi öğretti.

10. Bazen bir çocuğun küçücük bir başarısı, annesinin hayatındaki en büyük mutluluklardan biri olabilir. Özgür'ün gelişiminde sizi gururlandıran, mutluluktan gözlerinizi dolduran veya unutamadığınız bir anı bizimle paylaşmak ister misiniz?

Özgür henüz bir buçuk yaşındayken ilk nöbetini geçirmişti ve yoğun bakıma alındı. O gece en büyük korkum, sabaha çıkıp çıkmayacağını ve beyninde bir hasar oluşup oluşmadığını bilmemekti. Tek düşündüğüm, uyandığında o güzel gülüşünün hala yerinde olmasıydı. Sabaha karşı gözlerini açtı ve beni görür görmez gülümsedi. O an ne hissettiğimi anlatmam çok zor. Sanki bütün korkumun içinde tutunduğum tek şey o gülümsemesiydi. Bugün bile nöbet geçirse, uyandığında beni ilk gördüğü an gülümsüyor. Sanırım bu, zamanla ikimizin arasında özel bir bağa, bir nevi koda dönüştü. Her seferinde o gülümsemeyi gördüğümde, ilk günkü gibi derin bir nefes alıyorum. Benim için onun gülüşünden daha kıymetli çok az şey var.

11. Engelli bir çocuğun annesi olmak, zaman zaman çevrenin yeterince fark etmediği ihtiyaçlarla da ilgilenmeyi gerektirebiliyor. Sizce toplumun engelli çocuklara ve ailelerine yaklaşımında en çok neyin değişmesini isterdiniz?

Bir anne olarak en çok istediğim şey, Özgür’ün ve onun gibi çocukların sırf farklı oldukları için hayattan geri kalmamaları. Her çocuk gibi eğitim alabilmelerini, arkadaş edinebilmelerini, parklarda oynayabilmelerini ve kendilerini bir yere ait hissedebilmelerini istiyorum. Bir çocuğun okula kabul edilmesi yetmez; orada anlaşılması, desteklenmesi ve gerçekten kabul görmesi gerekir. Bazen insanı en çok yoran şey, çocuğunun ihtiyaçlarını tekrar tekrar anlatmak ve onun için olması gereken hakları bile talep etmek zorunda kalmak. Ben Özgür için ayrıcalık değil, onun da kendi potansiyelini gerçekleştirebileceği eşit bir hayat istiyorum. Dilerim bir gün hiçbir anne, çocuğunun toplumda kendine yer bulup bulamayacağı konusunda kaygı duymak zorunda kalmaz.

12. Sizin gibi özel gereksinimli bir çocuk büyüten ve zaman zaman kendisini yalnız hisseden anneler olabilir. Kendi deneyimlerinizden yola çıkarak onlara nasıl bir umut ve cesaret vermek istersiniz? Sizce güçlü bir anne olmak ne anlama geliyor?

Öncelikle hiçbir annenin kendini güçlü olmak zorunda hissetmesini istemem. Çünkü güçlü olmak hiç yorulmamak, hiç ağlamamak ya da her şeyin üstesinden tek başına gelmek değil. Bazen sadece ertesi gün yeniden ayağa kalkabilmek bile çok büyük bir şey. Ben de her şeyi bildiğim ya da her zaman güçlü olduğum için değil, Özgür için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığım için bu yolda ilerliyorum. Hayatın bize ne getireceğini seçemiyoruz ama onun içinde kendimize nasıl bir yol açacağımızı zamanla öğreniyoruz.

Her şeyin bir açıklaması ya da bir sebebi olmak zorunda değil. Bazen hayat, olduğu hâliyle hayat. Ama bu, bundan sonrasının da hep böyle olacağı anlamına gelmiyor. Bugün göremediğimiz ihtimaller, yarın hayatımızın bir parçası olabilir. Kendimize biraz zaman tanıyalım; her şeyi bugün çözmek, her şeye bugün alışmak zorunda değiliz.

15. Son olarak size biraz farklı bir soru sormak istiyorum. Bir gün Özgür bu röportajı okuyacak olsa ve annesinin kendisi hakkında söylediği sözleri görecek olsa, ona buradan nasıl bir mesaj bırakmak isterdiniz? Hem Özgür'e hem de kendi hayat yolculuğunda sevgiyle, emekle ve umutla ilerleyen bütün annelere kalbinizden geçenleri söyleyebilir misiniz?

Özgür’üm, bir gün bu satırları okursan bilmeni isterim ki seninle birlikte ben de büyüdüm, öğrendim ve değiştim. Senin için her zaman en iyisini yapmaya çalıştım ama her zaman her şeyi doğru yapabildim mi, bilmiyorum. Bildiğim tek şey, hayatın boyunca yanında olmaya ve kendi yolunu bulabilmen için sana destek vermeye devam edeceğim. Senin kendi hikâyeni yazmanı, kendin olmanı ve hayatı kendi gözlerinden keşfetmeni istiyorum.

Bütün annelere de şunu söylemek isterim: Her birimizin hikâyesi ve mücadelesi farklı. Bazen ne yapacağımızı bilemediğimiz, yorulduğumuz ve geleceği düşünmekten korktuğumuz günler oluyor. Hayat her zaman planladığımız gibi ilerlemiyor. Böyle zamanlarda birbirimize destek olmayı ve kendimize de anlayış göstermeyi unutmayalım. Çocuklarımız için elimizden geleni yaparken kendimizi de ihmal etmeyelim. Çünkü biz de bu hayatın içindeyiz. Çocuklarımızın mutlu bir hayat sürmesini isterken, kendi mutluluğumuzun da önemli olduğunu unutmamalıyız.