Natalia Oreiro’yu neden bu kadar sevdiğimi anlatırken sadece 9 yaşında başlayan bir hayranlıktan söz edersem aslında hikâyemin önemli bir bölümünü eksik bırakmış olurum. Çünkü onun müziği benim için zaman içerisinde eğlenceden çok daha farklı bir anlam kazandı. Çocukluğumda bana iyi gelen bir sese, büyüdüğümde ise bazı duygularımı anlamama yardımcı olan bir müziğe dönüştü.

Bugün İspanyolca öğrenmek istememin nedenlerinden biri bile Natalia Oreiro. Yıllardır şarkılarını dinlediğim için artık sadece melodilerini değil, söylediği kelimelerin ne anlama geldiğini de bilmek istiyorum. Bir şarkının Türkçe çevirisini okumak başka, Natalia söylerken o cümleyi anlayabilmek bence bambaşka bir duygu. Belki de yıllar önce anlamını bilmeden ezberlediğim kelimeleri bugün anlayabilmek, çocukluğumla bugünkü hâlim arasında başka bir bağ kurmamı sağlıyor.

Cambio Dolor, Me Muero de Amor De Tu Amor, Mar, Por Verte Otra Vez ve daha birçok şarkısını yıllardır dinliyorum. Fakat Como Te Olvido benim için her zaman ayrı bir yerde duruyor. Bu şarkıyı sadece sevdiğim için dinlemiyorum. Sözlerinin anlamını düşündükçe kendi yaşadıklarımdan parçalar buluyorum. Bazen bir insanı, bazen bir özlemi, bazen de geçmişte yaşadığım bir duyguyu gözümde canlandırıyor.

Hayatımda çok değer verdiğim ve bugün özlediğim bir insanı düşündüğüm zamanlarda da Natalia’nın şarkılarına döndüğüm oldu. Onunla yaşadığım güzel anıları, ona karşı hissettiklerimi ve bugün içimde kalan özlemi bazı şarkılarda yeniden hissediyorum. Özellikle Como Te Olvido bana bu konuda çok dokunuyor. Çünkü bazen insan kendi duygularını anlatacak kelimeleri bulamıyor ama bir şarkı geliyor ve sanki sizin söyleyemediğiniz şeyleri sizin yerinize anlatıyor.

Belki de müziğin insan üzerindeki en güçlü taraflarından biri bu. Sanatçı kendi duygusunu anlatıyor ama dünyanın başka bir yerindeki insan o şarkının içerisinde kendi hikâyesini buluyor.

Natalia’nın müziğiyle kurduğum bağın başlangıcında ise çok daha eski ve hassas anılarım var. Çocukken işitme cihazı kullanıyordum ve okul yıllarım her zaman kolay geçmedi. Bazı çocukların engelli olduğum için beni küçümsediği, kırıcı ifadeler kullandığı ve işitme cihazımla dalga geçtiği zamanları bugün bile hatırlıyorum.

Bir çocuk için bunları duymak kolay değildi. O yaşlarda söylenen bazı sözlerin insanın üzerinde nasıl bir iz bırakabileceğini bugün çok daha iyi anlayabiliyorum. İnsan büyüdüğünde üzerinden yıllar geçtiğini düşünüyor ama çocukluğunda duyduğu bazı cümleleri unutmuyor.

Ben de kırıldım. Bazen kendimi farklı hissettim. İşitme cihazımla ilgili söylenen sözler kulağımı rahatsız ettiği kadar içimi de acıtıyordu. Belki karşımdaki çocuk birkaç dakika sonra söylediğini unutuyordu ama ben eve giderken hâlâ o sözü düşünüyordum.

İşte Natalia Oreiro’nun şarkıları benim hayatıma tam da böyle bir dönemde girdi.

Bugün düşündüğümde bunun benim için çok özel bir anlamı olduğunu fark ediyorum. Duymakta zorlandığım bir dünyada müziğin bana bu kadar iyi gelmesi gerçekten ilginç. İşitme cihazımla ilgili söylenen kırıcı sözler beni üzebiliyordu ama eve geldiğimde Natalia’nın sesini duyduğum zaman bambaşka hissediyordum.

Şarkılarını dinlemek beni sakinleştiriyor, kafamı başka bir yere götürüyor ve bir süreliğine yaşadığım şeylerden uzaklaştırıyordu. O yaşta buna “terapi” veya “şifa” demeyi bilmiyordum. Ben sadece Natalia’nın şarkılarını açtığımda kendimi daha iyi hissettiğimi biliyordum.

Bugün geriye baktığımda bunun benim için ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlayabiliyorum. İnsan çocukken kendisine iyi gelen şeylerin neden iyi geldiğini her zaman açıklayamıyor. Ben de açıklayamıyordum. Üstelik İspanyolca bilmiyordum ve şarkıların bütün sözlerini anlamıyordum. Ama müziğin duygusunu anlamak için bazen bütün kelimeleri bilmek gerekmiyor.

Bir ses, bir melodi ve bir sanatçının verdiği enerji bile insanın içinde kendisini rahat hissettiği bir alan oluşturabiliyor. Natalia’nın müziği benim için biraz böyleydi.

Belki İspanyolcaya duyduğum merakın bugün hâlâ devam etmesinin altında da bu var. Çocukken anlamını bilmeden bana iyi gelen o kelimeleri bugün anlamak istiyorum. Yıllardır ezbere duyduğum cümlelerin ne anlattığını öğrendiğimde sanki çocukluğumdaki Metin’in yıllar önce dinlediği şarkıları bugün yeniden keşfediyorum.

Bu bana çok güzel bir duygu veriyor. Çünkü artık sadece müziği dinlemiyorum, ne anlatmak istediğini de anlamaya başlıyorum. Yıllar önce bana yalnızca sesiyle dokunan bir şarkı bugün sözleriyle de başka bir anlam kazanabiliyor.

Como Te Olvido bunun benim için en güzel örneklerinden biri.

Çocukken başka bir duyguyla dinlediğim bir şarkıyı bugün sevdiğim veya şimdiden özlediğim bir insanı düşünerek dinleyebiliyorum. Şarkı aynı şarkı ama ben artık aynı Metin değilim. Yaşadıklarım, tanıdığım insanlar, sevdiklerim, kırgınlıklarım ve özlemlerim değiştikçe şarkının bende bıraktığı anlam da değişiyor.

Bugün Como Te Olvido’yu açtığımda bazen geçmişte yaşadığım kırgınlıklar geliyor aklıma, bazen çocukluğum, bazen de hayatımda çok sevdiğim ama artık aramızda eskisi gibi bir bağ olmayan bir insan. Onu özlediğim zamanlarda Natalia’nın bazı şarkılarını dinlemek, duygularımı anlatamadığım yerde bana başka bir dil veriyor.

Sanırım Natalia Oreiro’yu yaklaşık 25 yıldır sevmemin gerçek cevabı burada saklı. Ben sadece bir şarkıcıyı takip etmedim. Onun müziği hayatımın farklı dönemlerindeki farklı Metinlere eşlik etti. 9 yaşında okulda kırılan çocuğa da yıllar içerisinde büyüyüp kendi hayatını kurmaya çalışan hâlime de bugün bir insanı özlediğinde ne hissettiğini anlamaya çalışan bana da aynı tanıdık ses eşlik etti.

Bu nedenle biri bana “Natalia Oreiro’yu neden hâlâ bu kadar çok seviyorsun?” diye sorduğunda cevabım artık sadece “Çocukluğumdan beri hayranıyım” olmaz. Çünkü bunun arkasında yaklaşık 25 yıllık bir hikâye var.

Natalia’nın haberi bile olmadan şarkıları çocukluğumun bazı zor günlerinde bana huzur verdi, büyürken benimle kaldı, İspanyolcayı merak etmeme neden oldu ve yetişkin olduğumda bile yaşadığım bazı duyguları anlamama yardımcı oldu.

Belki de sanatın en güzel taraflarından biri tam olarak bu. Bir sanatçı bir şarkı yapıyor ve o şarkının dünyanın neresinde, kimin hayatına dokunacağını bilmiyor. Kendisi için birkaç dakikalık bir eser olan şey, başka bir insan için yıllarca saklanan bir hatıraya dönüşebiliyor.

Belki Natalia Oreiro benim kim olduğumu hiç bilmiyor. Türkiye’de 9 yaşından beri onu dinleyen bir çocuğun bugün 34 yaşında hâlâ şarkılarını açtığından da haberi olmayabilir. Ama ben onun müziğinin benim hayatımdaki yerini biliyorum ve sanırım benim için önemli olan da bu.

Bir gün Natalia Oreiro ile gerçekten karşılaşma fırsatım olursa ona anlatmak istediğim çok şey olur. Belki heyecandan hepsini söyleyemem. Ama ona mutlaka teşekkür etmek isterim. Çocukluğumun zor zamanlarında bana iyi geldiği, büyürken müziğiyle bana eşlik ettiği ve yıllar sonra bile şarkılarında kendi hayatımdan bir şeyler bulabildiğim için teşekkür etmek isterim.

Cambio Dolor, Me Muero de Amor De Tu Amor, Mar, Por Verte Otra Vez ve özellikle Como Te Olvido benim için artık sadece şarkı isimleri değil. Her biri hayatımın başka bir dönemine dokunan, bazen bir insanı, bazen bir zamanı, bazen de eski hâlimi hatırlatan anıların bir parçası.

Bugün Natalia’ya olan hayranlığımı düşündüğümde bunun yıllar içerisinde benim hayat hikâyemin bir parçasına dönüştüğünü görüyorum. İnsan büyüdükçe birçok şeyi geride bırakıyor. Zevkleri değişiyor, hayatına yeni insanlar giriyor, yeni yerler görüyor ve kendisinin bile tahmin etmediği deneyimler yaşıyor. Fakat çocukluğumuzdan gelen bazı şeyler bizimle birlikte büyümeye devam ediyor. Natalia Oreiro da benim için bunlardan biri.

Belki bu yazıyı okuyan herkesin hayatında bir Natalia Oreiro yoktur ama mutlaka geçmişinden bugüne taşıdığı bir şarkı, sanatçı, film, kitap veya başka bir hatıra vardır. Yıllar sonra onunla yeniden karşılaştığında kendisini bir anda geçmişte bulan insanlar beni anlayacaktır. Çünkü bazen özlediğimiz şey yalnızca bir şarkı değildir. O şarkıyı dinlediğimiz zamanki kendimizi de özleriz.

Ben Natalia’nın müziğinde çocukluğumu da buluyorum, bugünkü duygularımı da. Belki ileride hayatım bambaşka bir yere gidecek ve ben yine aynı şarkıları bu kez başka duygularla dinleyeceğim. Şarkılar aynı kalacak ama ben değişmeye devam edeceğim.

Bir gün onunla karşılaşırsam belki uzun uzun konuşamam. Ama söylemek istediğim tek bir kelimeyi unutacağımı sanmıyorum: “Gracias.” Çünkü o teşekkürün içerisinde çocukluğum, zor zamanlarımda bulduğum huzur, müziğe olan sevgim ve yaklaşık 25 yıldır biriktirdiğim anılar olacak.

Bugün 34 yaşındaki Metin de Natalia Oreiro’yu seviyor. Gelecekte kaç yaşında olacağımı bilmiyorum ama bir yerde Como Te Olvido çaldığında içimde şimdiki Metin’den bir parçanın yine uyanacağını düşünüyorum.

Belki de Natalia Oreiro’yu neden hâlâ bu kadar çok sevdiğimin en sade cevabı bu: Ben büyüdüm ama onun müziğiyle kurduğum bağ da benimle birlikte büyüdü.

Metin Gürkan Gündoğdu