Çocukla kişisel ilişkinin kaldırılması talebi, çoğu zaman anne ya da babadan birinin, diğer ebeveyn ile çocuk arasındaki ilişkinin çocuğun yararına aykırı bir nitelik kazanması hâlinde gündeme gelmektedir.
Bu doğrultuda açılan davaların önemli bir kısmı; anne veya babadan birinin, çocuğun sosyal, akademik, psikolojik ya da sosyolojik gelişimini olumsuz ve telafisi güç sonuçlar doğuracak biçimde etkilemesini engellemek veya bu tür davranışların tekrarını önlemek amacı taşımaktadır. Bu tür bir durumun tespiti hâlinde hâkim, kişisel ilişkinin tamamen kaldırılmasına karar verebileceği gibi, zarar ve riskin boyutuna göre ilişkiyi sınırlandırmayı da tercih edebilir. Kişisel ilişkinin kaldırılmasına ilişkin davalarda, müşterek çocuğun görüş ve beyanları belirleyici bir öneme sahiptir. Çocuğun beyanlarıyla birlikte mahkemece uzman incelemesi yaptırılarak rapor alınmakta, elde edilen tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle hüküm tesis edilmektedir. Bu aşamada, çocuğun idrak gücüne sahip olması, başka bir ifadeyle duygu ve düşüncelerini sağlıklı biçimde ifade edebilecek yaş ve olgunlukta bulunması gerekmektedir.
Bu tür hâllerde hâkim, yatılı kalmayı içermeyen bir kişisel ilişki düzenlemesi yapılmasına da karar verebilir. Böyle bir durumda çocuk, kalmak istemediği anne ya da babanın yanında gecelemeksizin, belirli dış etkinlikler aracılığıyla kişisel ilişkiyi sürdürür.
Çocukla kişisel ilişki kurulması hakkı, istisnai ve olağanüstü durumlarda üçüncü kişilere de tanınabilmektedir. Bu hâller genellikle anne ve babanın vefatı ya da uyuşturucu madde kullanımı gibi sebeplerle ortaya çıkmaktadır. Bu gibi durumlarda çocuk ile büyükanne ve büyükbaba arasında kişisel ilişki tesis edilmesi mümkün olduğu gibi, çocukla arasında kan bağı bulunmayan kişilerle de kişisel ilişki kurulabilir. Nitekim çocuğa doğumundan itibaren fiilen bakan süt anne de bu hakkın tanınmasını talep edebilecek kişiler arasında yer almaktadır.
TMK 324/2. maddesi uyarınca tesis edilen kişisel ilişki kapsamında, çocuğun huzurunun tehlikeye düşmesi veya kişisel ilişki hakkı sahibi olan anne ya da babanın bu hakkı, diğer ebeveynin çocukla olan ilişkisini zedeleyecek yahut çocuğun eğitim ve gelişimini olumsuz etkileyecek biçimde kullanması hâlinde, söz konusu kişisel ilişki hakkının kaldırılması mümkün olabilmektedir.