Mitoloji, insanlığın hafızasıdır. Aradan binlerce yıl geçmesine rağmen hâlâ Homeros'un dizelerinde anlatılan kahramanlar sinemaya, edebiyata ve sanata ilham vermeyi sürdürüyor. Bunun nedeni tanrıların ya da canavarların varlığı değil; onların anlattığı duyguların bugün de değişmemiş olmasıdır. Bu nedenle Odysseus'un hikâyesi yalnızca Antik Yunan'a ait bir destan değil, her çağın insanını anlatan evrensel bir yolculuktur.


Homeros'un Odysseia destanında Odysseus, gücüyle değil zekâsı, sabrı ve direnme
becerisiyle öne çıkar. Akhilleus gibi yenilmez değildir. Hata yapar, kibirlenir, yanlış
kararlar verir ve bunların bedelini öder. İşte onu ölümsüz yapan da budur. Çünkü okur, kusursuz bir kahraman yerine kendine benzeyen bir insanla karşılaşır.


Modern sinema da bu yönü keşfetmeye çalışıyor. Odysseus'u anlatan filmler, özellikle
yeni uyarlamalar, görsel ihtişamın ötesinde onun iç dünyasına odaklanmayı hedefliyor. Dev yaratıklarla mücadele eden bir savaşçıdan çok, yıllarca evine dönemeyen bir eşi, oğlunu büyürken göremeyen bir babayı ve savaşın yükünü omuzlarında taşıyan yorgun bir insanı görüyoruz. Bu bakış açısı, antik destanı günümüz seyircisine yaklaştırıyor.


Destanda yer alan her durak aslında bir semboldür. Sirenlerin büyüleyici şarkıları insanın karşı koymakta zorlandığı arzuları temsil eder. Kiklop Polyphemos kaba kuvveti, Kirke baştan çıkarıcı konforu, Kalypso ise vazgeçmeyi ve sonsuz bir rahatlığı simgeler. Odysseus'un bütün bu engelleri aşması yalnızca fiziksel bir mücadele değil, karakterini olgunlaştıran bir iç yolculuktur.


Bugün bu semboller farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor. Sirenlerin yerini sosyal medya ve bitmek bilmeyen dikkat dağıtıcılar almış olabilir. Kalypso, bizi bulunduğumuz yerde tutan konfor alanına dönüşmüş olabilir. Polyphemos ise önyargılarımız ya da gücü aklın önüne koyan anlayışlar olarak yaşamaya devam ediyor. Bu yüzden Odysseus'un hikâyesi güncelliğini hiç kaybetmiyor.


Homeros'un anlattığı İthaka yalnızca haritadaki bir ada değildir. İthaka, insanın ait olduğu yeri, özlemini duyduğu huzuru ve kendini bulma arzusunu simgeler. Odysseus'un eve dönüş isteği, aslında insanın kendi özüne dönme isteğidir. Bu yönüyle destan, çağlar boyunca okunmaya devam eden güçlü bir yaşam metaforuna dönüşür.


Mitolojinin sinemadaki yeniden yorumlanışı da bu nedenle önemlidir. Her yönetmen,
Odysseus'u kendi çağının sorularıyla yeniden ele alır. Teknoloji değişir, anlatım biçimleri yenilenir; ancak insanın korkuları, sevgisi, özlemi ve umutları aynı kalır. Sinema, antik metinleri bugünün diliyle yeniden anlatırken onların evrenselliğini de görünür kılar.

Belki de Odysseus'un gerçek başarısı Troya'dan sağ dönmesi değildir. Asıl başarı, uzun yolculuğun sonunda aynı insan olarak kalmamasıdır. Çünkü her yolculuk, insanı biraz değiştirir. Hepimizin hayatında ulaşmaya çalıştığı bir İthaka vardır. Kimimiz o kıyıya varır, kimimiz yol üzerinde yeni anlamlar keşfeder. Bu yüzden Odysseus'un hikâyesi yalnızca bir kahramanın değil, insanın hikâyesidir.

Gülbahar Bilgin