Renklerin, kokuların, duaların ve kaosun aynı anda yaşadığı bambaşka bir dünya. İlk bakışta karmaşık gibi görünse de, biraz zaman geçirdiğinizde insanın ruhuna dokunan çok güçlü bir enerjisi olduğunu hissediyorsunuz. Sokaklarında hayat hiç durmadan akarken, her köşede başka bir hikâye, başka bir kültür ve başka bir duygu ile karşılaşıyorsunuz. Belki de bu yüzden Hindistan, sadece gezilen değil, hissedilen ülkelerden biri.

Herkese merhaba…

Bazı şehirler vardır; ilk anda sizi yorar ama sonra yavaş yavaş içine çeker. Delhi benim için tam olarak böyle bir yerdi. Kalabalığı, korna sesleri, baharat kokuları, rengârenk sokakları ve her köşesinde başka bir hikâye saklayan atmosferiyle Hindistan’ın kalbi gibi hissettiriyor. İlk başta karmaşık gelen her şey, birkaç gün sonra şehrin büyüsüne dönüşüyor. :)

Delhi’de beni en çok etkileyen yerlerden biri hiç şüphesiz Lotus Tapınağı oldu. Dev bir lotus çiçeğini andıran mimarisiyle, şehrin karmaşasının ortasında inanılmaz bir sakinlik sunuyor. İçeri girdiğiniz anda derin bir sessizlik karşılıyor sizi. İnanç ayrımı olmadan herkese açık olması ise bu yapıyı daha da özel hissettiriyor. Beyaz mermerlerin gün ışığıyla buluştuğu anlarda ortaya çıkan görüntü gerçekten büyüleyici.

Bir diğer etkileyici durak ise tarihi dokusuyla insanı geçmişe götüren Kızıl Kale. Babür İmparatorluğu döneminden kalan bu devasa yapı, kırmızı kum taşlarından oluşan ihtişamlı görüntüsüyle Delhi’nin en güçlü simgelerinden biri. Kalenin içinde dolaşırken tarihin hâlâ duvarların arasında yaşadığını hissediyorsunuz. Özellikle gün batımına yakın saatlerde kızıl tonların daha da belirginleşmesi ortaya kartpostallık görüntüler çıkarıyor.

1000351899-1

Delhi’nin en güzel yanı ise sadece tarihi yapılar değil; şehrin her köşesinde yaşayan sanat, renk ve insan hikâyeleri. Sokaklarda yürürken bir anda geleneksel kıyafetler içinde insanlarla, tapınaklardan yükselen melodilerle ya da duvarlara işlenmiş sanat eserleriyle karşılaşabiliyorsunuz. Bu şehir insana sadece gezilecek yerler değil, güçlü hisler de bırakıyor.

Delhi’de yapılacaklar listesi bence şöyle:

– Sabah erken saatlerde Lotus Tapınağı’nı ziyaret etmek,

– Kızıl Kale’de tarihin içinde uzun bir yürüyüş yapmak,

– Sokak lezzetlerini denemek,

– Baharat pazarlarında kaybolmak,

– Akşam saatlerinde şehrin ışıkları arasında kısa bir tuk tuk turu yapmak.

Kısacası Delhi; kaotik, büyüleyici, yorucu ama bir o kadar unutulmaz bir şehir. Hindistan’ın ruhunu hissetmek isteyenler için de gerçek bir başlangıç noktası.

2 sayfada Delhi'yi bile anlatabilmek imkansız. Yeni sayıda Hinfistanı gezmeye devam edeceğiz. Yeni sayıda buluşmak üzere, sevgiler hepinize…