Ebru Doğdu ile Yurtdışında Eğitim: Sadece Danışmanlık Değil, Yol Arkadaşlığı
1. Eğitim danışmanlığı denildiğinde sizi farklı kılan yaklaşımınızdan bahseder misiniz?
Ben eğitim danışmanlığını bir “başvuru süreci yönetimi” olarak değil, öğrencinin hayat yolculuğunda çok kritik bir dönemde yanında durmak olarak görüyorum. Özellikle yurtdışında okuyan lise öğrencileri için akademik başarı kadar duygusal dayanıklılık, özgüven ve doğru yönlendirme de hayati. Öğrencilerle birebir ilgileniyor, onları sadece notlarıyla değil; karakterleri, ilgi alanları ve potansiyelleriyle değerlendiriyorum. Asıl farkım, öğrencinin geleceğini kısa vadeli hedeflerle değil, uzun vadeli bir hayat planı üzerinden ele almak.
2. Üniversiteye hazırlık sürecinde bölüm ve ülke seçiminde nasıl bir yol izliyorsunuz?
Bu süreçte son derece titizim çünkü yanlış bir bölüm ya da ülke seçimi, çok yetenekli bir öğrenciyi bile mutsuz edebilir. Önce öğrencinin akademik güçlü yönlerini, sonra kişilik yapısını, öğrenme stilini ve hayattan beklentilerini analiz ediyorum. Örneğin bazı öğrenciler İngiltere’nin yoğun akademik temposunda parlıyor, bazıları ise Dubai’nin daha uluslararası ve esnek yapısında kendini daha rahat ifade edebiliyor. Aile beklentilerini de dikkate alarak ama merkezine her zaman öğrenciyi koyarak karar veriyoruz.
3. İngiltere ve Dubai’de eğitim danışmanlık şirketleri kurma fikri nasıl ortaya çıktı?
Yıllar içinde şunu net bir şekilde gördüm: Ailelerin ve öğrencilerin güvenebileceği, şeffaf ve gerçekten öğrenci odaklı bir danışmanlık modeline ihtiyaç var. İngiltere ve Dubai, Türk öğrencilerin en çok tercih ettiği iki merkez haline geldi. Bu iki ülkede bizzat var olarak, sistemleri yerinde takip eden, okullarla ve üniversitelerle doğrudan temas halinde olan bir yapı kurmak istedim. Bugün her iki ülkede de kurucusu olduğum danışmanlık şirketleriyle öğrencilerimize yerel bilgiyle uluslararasi bilgi sunuyoruz.
4. Sizin de 11–15 yaş arasında yurtdışında okumuş olmanız, öğrencilerle ilişkinizi nasıl etkiliyor?
Bu benim en büyük avantajım. O yaşta yurtdışında okumanın ne demek olduğunu, yalnızlık hissini, kültür şokunu, aynı zamanda kazandırdığı özgüveni ve bakış açısını birebir yaşadım. Bu yüzden öğrencilerimle empati kurmakta zorlanmıyorum. Onlara sadece “ne yapmaları gerektiğini” anlatmıyorum; hissettiklerini anladığımı gerçekten biliyorlar. Bu bağ, danışmanlık sürecini çok daha güçlü ve samimi kılıyor.
5. “Danışmanlığa farklı bir bakış açısı” dediğinizde tam olarak neyi kastediyorsunuz?
Benim için danışmanlık, öğrenciyi bir üniversiteye yerleştirmekle bitmez. Asıl mesele, doğru öğrenci–doğru okul–doğru ülke eşleşmesini yapmak. Öğrencinin mutlu olacağı, gelişeceği ve potansiyelini gerçekleştireceği bir ortam yaratmak. Bu yüzden bazen “en prestijli” okul yerine “en doğru” okulu öneriyorum. Kısa vadeli başarılar değil, uzun vadeli hayat memnuniyeti benim pusulam. Danışmanlığı bir meslekten çok bir sorumluluk olarak görüyorum.
Ebru Doğdu: Ekrandan Hayata Taşan Bir Eğitim Yolculuğu
1. 2021’de başlayan “Ebru Doğdu ile Yurtdışında Eğitim” programı bugün kesintisiz ve rakipsiz şekilde devam ediyor. Bu yolculukta sizi en çok zorlayan ne oldu?
Televizyon ekranlarında eğitimi anlatmak, hele ki yurtdışı eğitim gibi detaylı ve teknik bir konuyu kabul ettirmek hiç kolay olmadı. İlk yıllarda “izleyici bunu ister mi?” sorusuyla çok karşılaştım. Ama ben eğitimin, özellikle de doğru anlatıldığında, herkesin hayatına dokunan bir konu olduğuna inanıyordum. Her hafta kesintisiz devam eden bu programla aslında şunu başardık: Eğitimi sadece bir haber başlığı değil, bir gelecek meselesi olarak ekranlara taşıdık. Bugün başka kanalların da eğitime yer vermesi, bu alanda öncü olduğumuzu göstermesi açısından benim için çok kıymetli.
2. Programa “Yurtdışında Yaşam” temasını eklemenizin ardındaki temel motivasyon neydi?
Şunu fark ettim: Yurtdışında okumak, çoğu zaman sadece birkaç yıllık bir eğitim değil; bir ülkede uzun yıllar yaşamayı da beraberinde getiriyor. Eğitimle başlayan süreç, kariyer, oturum, aile hayatı ve yeni bir kültürle devam ediyor. Bu yüzden “Yurtdışında Eğitim”i, “Yurtdışında Yaşam”dan ayrı düşünmek mümkün değil. Programda bu bütüncül bakışı sunmak istedim. Aileler ve öğrenciler artık sadece okul değil, bir hayat planı görmek istiyor. Bu format değişikliği de tam olarak bu ihtiyacın sonucu.
3. Bugün sokakta, restoranda ya da uçakta izleyicilerinizle karşılaşmak size ne hissettiriyor?
Bu, tarif edilmesi zor bir mutluluk. Londra’da yürürken “Hocam bir fotoğraf çekilebilir miyiz?” diye durdurulmak ya da Ankara’da ailemle yemek yerken bir ailenin çocuğunun elinden tutup benimle tanıştırmak için masaya gelmesi… Bunlar ekranın ötesine geçtiğimi hissettiriyor. Uçak yolculuklarında danışmanlığını yaptığım öğrencilerle karşılaşmak ise işin en güzel tarafı. Tüm bu yolculukta, Türkiye’nin en güvenilir yurtdışı danışmanlarından Burak Yılmaz ile kurduğumuz güçlü partnerlik de hem programın hem de verdiğimiz mesajın etkisini artırdı. Güven, istikrar ve samimiyet birleşince ortaya kalıcı bir başarı çıkıyor.
Ebru Doğdu: “Danışmanlık, Bir Geleceğe Eşlik Etme Sanatıdır”
1. Ailelerin yurtdışı eğitim danışmanlığının önemini artık daha iyi anladığını söylüyorsunuz. Bunu size düşündüren ne?
Bundan artık eminim. Çünkü bugün danışmanlığına başladığım öğrenciler arasında 6 yaşındaki minikler bile var. Aileler, bu yolculuğun lise ya da üniversiteyle sınırlı olmadığını; çok daha erken başlayan, uzun soluklu bir süreç olduğunu fark etti. Bu da beni inanılmaz mutlu ediyor. Yurtdışı eğitim danışmanlığı, tek bir okul ya da ülke seçimi değil; çocuğun karakterinin, özgüveninin ve hayata bakışının şekillendiği bir yol arkadaşlığıdır. Ailelerin bu bilinci kazanması, mesleğimin en kıymetli karşılığı.
2. Bu uzun yolculukta sizi en çok etkileyen ve motive eden taraf hangisi?
Bu yol, gencin sadece akademik olarak değil; hayata dair her alanda büyüdüğü bir yol. Seçtikleri işten, kuracakları hayata, hatta eş seçimlerine kadar uzanan bir etki alanı var. Gençlerim en çok, kendi ayakları üzerinde durmayı başardıklarında, “işe yaradıklarını” hissettiklerinde gelişiyorlar. Benim en sevdiğim anlar da tam olarak bu dönüşüme tanıklık etmek. Onları özgürleştirdiğimi hissediyorum. Bu sadece bir meslek değil; bir insanın hayatında sağlam bir iz bırakabilmek.
1-Burak Bey, Genelde sektörde öğretmenleri görüyoruz, siz ise farklı bir formasyondan geliyorsunuz? Bu bir avantaj mı dezavantaj mı?
Evet, söylediğiniz gibi ben lisans eğitimimi Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümünde aldım. Ailemdeki çoğunluk büyüklerimin öğretmen olması ve çocukluğumu bu okullarda geçirmiş olmamın verdiği genetik ve çevresel faktörleri saymazsak eğer farklı bir disiplinden gelmenin ciddi avantajları olduğunu düşünüyorum. Hatta bir dönem bunu, çocuklarımıza yaptığımız maddi manevi bir yatırım olarak tanımlayıp, şakayla karışık aslında yatırım danışmanlığı yapıyoruz diyordum. Elimizde her anlamda sınırlı kaynaklar var ve bu sınırlı kaynakları en doğru şekilde kullanmaya çalışıyoruz. Para, zaman, enerji, erişim problemleri vs. İşte size doğru organize edilmesi gereken bir kapital. Danışmanlık da bu değil mi zaten özünde?
2- Siz süreci nasıl tanımlıyorsunuz? Bir formülünüz var mı danışmanlıkta?
Formül çok mekanik kalabilir, çünkü her çocuk biricik ve gerçekten ona en çok uyan elbiseyi dikmeye çalışıyorsunuz bazen yıllarca. Ancak bir yöntem kullanıyoruz tabi ki, bunun temelinde tümdengelim diyebileceğimiz bir akıl yürütme var. Ne yapacağımıza, nasıl bir yol izleyeceğimize karar vermeden önce nereye gittiğimizi tespit etmeliyiz. Bir ihtiyaç analizi yapmalıyız. Biz de bunu uygularız aslında. Doğru analizler doğru hedefleri, doğru hedefler de doğru yapılacaklar listesini ortaya çıkarıyor. Gerisi, süreç takibi, özveri, aile ve öğrenciyle empati ve dikkatli bir operasyon aslında. Çok yorucu da olsa, hem operasyonel süreçlerin ve hem de danışmanlığın tam olarak merkezinde yer alıyorum ısrarla. Patronluğa terfi edilecek bir iş değil bizim alanımız. İşin sırrı da bu olsa gerek.
3- Bir analizden ve kariyer testinden bahsediyorsunuz sıkça, biraz açabilir misiniz?
Giden öğrencilerin önemli bir oranının mezun olamadan döndüğünü, zorlamalarla mezun olsalar da eğitimlerinden farklı alanlarda hayatlarını devam ettirdiklerini çokça gözlemlediğimiz için belirli kariyer analizleri uyguladık. Temel sorun bir yere yerleşmek ya da kabul almaktan öte, orada kalıcı olmak, bunca yatırıma değecek şekilde eğitimi tamamlamaktı aslında bu veriden okuduğumuz. Dünyadaki farklı ölçümleme kriterlerini ve testlerini kullandık bu yıllar içerisinde. Şu anda uyguladığımız kariyer analizleri ile sadece bölüm tespit etmiyoruz, öğrencilerin mutlu olabilecekleri eğitim modeli, ödev ve sınav sistemi, ülke ve şehir yapısı, hatta bunlardan bağımsız öğrencinin kişisel dayanıklılığı, motivasyon türü, zorlukla baş etme becerisi gibi pek çok dolaylı başlığı da inceleyerek öğrencilerin hem en doğru tercihi yapmasını hem de danışmanlık süreci boyunca eksiklerin giderilmesine dair eğitim ve çalışmalarla desteklenmesini sağlıyoruz.
4- 18 yıldır danışmanlık yapıyorsunuz ancak son birkaç yıldır görünürlüğünüzün arttığını gözlemliyoruz. Ne değişti?
Aslında temelde değişen benim konuya yaklaşımım oldu. Burada mutlaka Ebru Doğdu hocama da bir teşekkür etmem gerekir. Aslında yıllardır aynı işi, o işte kaybolarak, büyük bir özveriyle, her an öğrenmeye, hissetmeye devam ederek ve kendimi ve işimi geliştirmeye adanmış bir şekilde yapıyordum. Ara ara, az reklam yapıyorsun, çok farklı bir şey yapıyorsun ama bunu anlatmıyorsun diye serzenişler duyardım sektör içinde arkadaşlarımızdan. Ebru hocam orada devreye girdi aslında. Önce konukluk, sonra ortak yapımcılıkla eğitim programlarında neyi nasıl yaptığımızı anlatmaya başlamamız alanda bilinirliğimi de artırmış oldu. Şimdi 2 yılı aşkın süredir hem ulusal tv kanallarında hem de youtube ve instagram üzerinden sürekli yayınlar yapıyoruz. Belki de insanların alışık olmadığı şey, kritik bilgilerin ve süreçlerin bu kadar şeffafça ve herhangi bir kaygı duymadan anlatılması oldu. Ben bilginin paylaşılması gereken bir şey olduğunu düşünüyorum. Şöyle programlarımızı baştan sona izleyen biri, örneğin, hiç fena sayılmayacak bir danışman haline bile gelebilir. Bu durum bizi birçoklarının aksine hiçbir zaman tedirgin etmedi tam tersi eğer alanımızın toplam kalitesini artırırsak bizim kıymetimiz ve kalitemiz de artacaktır diye düşündük. Görünürlük, tanınırlık, bu samimi çalışmanın sonuçlarından birisi oldu sadece. Mutlu da ediyor tabi ki.
5- Nerelere gidiyor çocuklar? Hangi bölümler ya da ülkeler popüler son dönemde?
Açık söylemek gerekirse her yere. Şu anda 23 ülkede öğrencimiz var. Dile kolay ancak çok geniş bir çeşitlilik bu. Konuyu getirmek istediğimiz yer de tam burasıydı zaten. Ezberlerden, klişelerden kendimizi sakınalım ve bize en uygun ekol neresiyse onu tercih edelim diyoruz aslında. Son dönemde finansal kriterler de belirleyici olduğundan, İtalya ve Almanya gibi eğitimin oldukça ekonomik olduğu ülkelere yoğun bir ilgi var. İngiltere ve Amerika her zaman hayalleri süslüyor. Asya ülkeleri çok öğrencinin ve ailenin dikkatini çekmeyi başardı ve bence önümüzdeki dönem de artacaktır da buraya olan talep. Şöyle haritayı önümüze açıp, çok sağduyulu ve esnek düşünülmesi gereken bir karar bu. Bölüm olarak ise mühendislikler hala zirvede, ekonomi işletme bölümleri ve tıp ve sağlık bilimleri takip ediyor bunları. Bu arada bu eğilim sadece Türkiye’de değil, bütün dünyadaki eğitim dolaşımında da benzer bir sıralama görüyoruz.
6- Artık bir yerlere gitmeden de online eğitimler alabiliyor öğrenciler, bahseder misiniz?
Tabi, özellikle pandemi bu konudaki tüm bariyerleri kırdı ama ondan çok daha öncesine dayanıyor uzaktan eğitimler. Biz de Ebru hocamla birlikte uzun bir çalışmanın sonucunda BCM Academy’i hayata geçirdik geçen yıl. Özellikle ortaokul ve lise seviyesinde öğrenciler bir yandan buradaki okullarına devam ederken, eş zamanlı olarak İngiltere’den online eğitimler alıyorlar ve programı bitirdiklerinde bir İngiliz öğrenci hangi diplomayı alıyorsa o diplomayla üniversite başvurularını yapıyoruz birlikte. Özellikle, IB ya da başka bir uluslararası liseye belli sebeplerle gidemeyen öğrenciler için çok büyük bir avantaj. Bu diplomayla onlarca İngiltere üniversitesine direkt geçiş hakkı kazanırken aynı zamanda pek çok Avrupa ülkesinde de kazanma şanslarını çok artırmış oluyor öğrenciler.
7- Çocuklar zaten çok yoğun bir yarışın içinde, yetişebiliyorlar mı bir yandan da online bir programa?
Haftada 5-6 saatlik çalışmalarla kolaylıkla tamamlanan bir eğitim olması öğrencileri çok rahatlatıyor. Üstelik üniversitede okuyacakları alanla ilgili dersler alıyor olmaları da performanslarını artırıyor bence. O meşhur, bunlar ne işimize yarayacak sorusunu bertaraf etmiş oluyoruz, çünkü öğrenci örneğin İşletme, Ekonomi okuyacaksa o alana dair, Mühendislik ya da IT okuyacaksa yine kendi alanına dair doğrudan iş/meslek hayatının içinden dersler alıyor, ödevler yapıyor ve projeler hazırlıyor. Müthiş keyifli bir program ve aileler hayret ediyorlar çocuklarının aksatmadan bu programa devam etmesine. IB, AP gibi programlar ve sınavlar hala en belirleyici olanlar olsa da çoğu öğrencinin bu kadar yoğun bir çalışma temposuna uygun olmadığını ancak kendilerini mecbur hissettiklerini üzülerek gözlemliyoruz uzun zamandır. BCM Academy, tam burada ve bu öğrenciler için en önemli alternatif olarak devreye giriyor. Hedefimiz, öğrencilerin daha da yoğunlaşması değil, kendi yapılarına uygun bir şekilde keyif alacakları ama aynı zamanda yarışta geri kalmayacakları bir program. Bunu da BCM ile ve İngiltere’nin Ofqual gibi tüm resmi kuruluşlarından akredite bir şekilde ülkemize sunuyor olmak bu yüzden çok mutlu ediyor bizleri.