-
Deniz Hanım, bir yılı aşkın süredir Göktürk’te hizmet veriyorsunuz. Sizi henüz tanımayan okurlarımız için kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Ben Diş Hekimi Deniz Boybeyi, periodontoloji uzmanıyım. 1989 yılında İstanbul’da doğdum. Lise eğitimimi Robert Kolej’de tamamladıktan sonra, benim hayatımda her zaman ayrı bir yeri olan ve Türkiye’nin en köklü diş hekimliği fakültelerinden biri kabul edilen İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden 2013 yılında mezun oldum. Aynı üniversitede periodontoloji alanında doktora eğitimimi 2017 yılında tamamladım. Uzmanlık eğitimim boyunca yurt içi ve yurt dışında olmak üzere çok sayıda eğitimler, seminerler ve kongrelere katıldım. 2013 yılından bu yana çeşitli özel kliniklerde görev aldım. Bir yılı aşkın süredir de Göktürk’teki kendi kliniğimde genel diş hekimliği uygulamalarının yanı sıra periodontal hastalıkların tedavileri ve implant cerrahisi ile ilgileniyorum. Aynı zamanda bir özel üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapıyorum.
-
Diş hekimi olmaya karar vermenizdeki en büyük etken neydi?
Anne ve babamın eczacı olması nedeniyle sağlık alanına her zaman yakın büyüdüm. Çocukluğum eczanede geçti diyebilirim. İnsan sağlığına dokunan mesleklerin sorumluluğunu ve değerini çok yakından gözlemleme fırsatım oldu.
Diş hekimliği ise hem bilimsel yönü güçlü hem de detaylı değerlendirme gerektiren bir alan olduğu için bana çok hitap etti. Okumayı ve araştırmayı seviyor olmam, sürekli güncellenen bilgiyle ilerleyen bu mesleği benim için daha da anlamlı kıldı.
Aynı zamanda hastalarla birebir iletişim kurabilmek, onları anlamak ve sürecin psikolojik yönünde de yer alabilmek, diş hekimliğini benim için özel kılan unsurlardan biri oldu diyebilirim.
-
Göktürk’te kendi kliniğinizi açma fikri nasıl doğdu?
Göktürk, hem yaşam kalitesi yüksek hem de sağlık hizmetlerinde güvenilir ve sürdürülebilir yaklaşımlara açık bir bölge. Hekimlik anlayışım; etik değerleri merkeze alan, aceleye gelmeyen ve koruyucu diş hekimliğini önceleyen bir yaklaşıma dayanıyor. “Slow dentistry” kavramına yakın bu anlayış, doğru tanı koymayı, gereksiz işlemlerden kaçınmayı ve hastayla süreci birlikte yönetmeyi gerektiriyor.
Göktürk’ün sakin yapısı ve bilinçli hasta profili, bana bu hekimlik anlayışımı gerçek anlamda hayata geçirebileceğim bir ortam sundu. Burada, hastalarımla uzun vadeli bir ilişki kurabileceğim; aceleye gelmeyen, kişiye özel planlamaların yapılabildiği bir klinik hayal ettim ve bir yılı aşkın süredir de bu anlayışla hizmet vermekten mutluluk duyuyorum.
-
Bu hekimlik yaklaşımınız, hastalarınıza pratikte nasıl yansıyor?
Bu yaklaşım, hastalarım için öncelikle daha sakin ve güvenli bir tedavi süreci anlamına geliyor. Kliniğimde aceleye yer yok; her aşama hastayla konuşularak, neden–sonuç ilişkisi kurularak ilerliyor. Koruyucu diş hekimliğini merkeze almak, birçok problemin büyümeden kontrol altına alınmasını sağlıyor. Bu da hastalarımın hem tedavi sürecinde kendilerini daha rahat ve güvende hissetmelerine hem de uzun vadede ağız sağlıklarını koruyabilmelerine katkı sağlıyor.
Yani kısacası, William Osler’in çok sevdiğim sözünde ifade ettiği gibi, “hastalığı değil hastayı tedavi etmek” yaklaşımı, mesleki duruşumun temelini oluşturuyor.
-
Diş hekimi korkusu ve anksiyetesi yaşayan hastalar için kliniğinizde nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?”
Diş hekimi korkusu ve anksiyetesinin çok yaygın olduğunu düşünüyorum ve bunu son derece anlaşılır buluyorum.Bu nedenle kliniğimde tedaviye başlamadan önce, mutlaka hastayla kısa bir sohbet edip onu dinlemeye özen gösteriyorum. Nelerden kaygı duyduğunu, daha önce nasıl deneyimler yaşadığını anlamak, tedaviyi ona göre planlamamı sağlıyor.
Rahatlatıcı müzikler, sakin bir ortam ve acele edilmemesi çoğu zaman ilk andan itibaren kaygıyı azaltıyor. Önce kısa ve basit işlemlerle başlamak ve tedavileri seanslara bölmek, hastanın kendini daha güvende hissetmesine, kliniğe ve bana zamanla güven duymasına, korkusunun kendiliğinden azalmasına çok yardımcı oluyor.
Gerekli durumlarda konforu artırmak için dijital anestezi gibi daha kontrollü ve hasta dostu uygulamalardan da faydalanıyoruz.
-
Hastaların ağız ve diş sağlığı ile ilgili sık yaptığı hatalar sizce neler?
En sık karşılaştığım hatalardan biri diş hekimine yalnızca ağrı olduğunda başvurulması. Oysa birçok ağız ve diş problemi, özellikle diş eti hastalıkları, uzun süre belirti vermeden ilerleyebiliyor. Basit tedavilerle çözülebilecek küçük problemler, düzenli kontroller yapılmadığında, zamanla daha ciddi hale geliyor ve daha kapsamlı tedaviler gerektiriyor.
Bir diğer yaygın hata ise diş taşı temizliği ya da diş eti tedavilerinin dişlere zarar verdiği yönündeki yanlış inanışlar. Ayrıca evde diş hekimi kontrolü olmadan kullanılan bazı ürünler ve bilimsel temeli olmayan uygulamalar, ağız sağlığını korumak yerine mevcut sorunları artırabiliyor.
Aslında çoğu problem diş hekimi kontrolleri sayesinde erken fark edildiğinde çok daha kolay ve konforlu şekilde çözülebiliyor.
-
Yapay zekâ ve gelişen teknoloji sizce diş hekimliğini nasıl etkiliyor?
Yapay zekâ ve dijital teknolojiler diş hekimliğini birçok açıdan kolaylaştırıyor. Dijital görüntüleme ve ağız içi tarayıcı sistemleri sayesinde daha net değerlendirmeler yapabiliyoruz; hastalar da neyi neden yaptığımızı daha iyi anlayabiliyor.
Kliniğimizde kullandığımız dijital anestezi ve dijital ölçü gibi uygulamalar, özellikle kaygısı ya da öğürme refleksi olan hastalar için süreci çok daha konforlu hale getiriyor.
Bununla birlikte teknoloji benim için her zaman yardımcı bir araç; hastayı dinlemek, temas kurmak ve güvene dayalı bir ilişki inşa etmek işin en önemli ve değerli kısmı.
-
Bir diş hekimi olarak sizi en çok zorlayan ama aynı zamanda en çok geliştiren şey ne oldu?
Bir diş hekimi olarak beni en çok zorlayan ama aynı zamanda en çok geliştiren şey sanırım her hastanın birbirinden çok farklı beklenti ve duygularla gelmesi oldu.
Klinik bilgi elbette çok önemli, ancak zamanla fark ediyorsunuz ki asıl mesele her hastaya aynı şekilde değil, onu gerçekten anlayarak, empati ile yaklaşabilmek. Bu dengeyi farketmek ve kurmak benim için başta zorlayıcıydı ama bugün hekimlik pratiğimin en öğretici ve en değerli tarafını oluşturuyor.