Modern ebeveynlik yaklaşımları ile kuşatılan anne ve babalar, çocukların; yeme içme, temel bakımı, eğlence, dijital rutinleri, duygusal gelişimi, eğitim ihtiyaçları gibi bir çok bileşen ile ağır bir yük çekiyormuş gibi kendilerini bir palanga sistemi içerisinde bulabilirler. Çocuğun tüm ihtiyaçları için bir koşuşturmaca, yetişme arzusu oluşurken aynı zamanda sosyal medyada “öyle yapılmaz böyle yapılır, ebeveyn olmanın altın kuaralları” gibi birçok içerik okuyabiliyoruz, ebeveynler için bilgi içerikli bir çok uygulamalar da ilgimizi çekmektedir.

Tüm bunların yanında finansal olarak yetişme arzusu ve geleceğin kaygısı; bu iki uç arasında mekik dokuyan ebeveynler için modern dünya, her işi kusursuzca halleden ama insanı unutan bir 'makine ebeveynlik' sahnesine mi dönüştürüyor?

Sisi Tao’nun (2024) Oxford Academic platformunda Child Development Perspectives dergisinde yayımlanan bu kapsamlı araştırmaya göre; çocuklar, güvenli bağlanma kurduklarında, olumlu davranışları gözlemlediklerinde ve ebeveynlerinden uygun şefkat ile kontrol aldıklarında en iyi şekilde gelişmektedirler (Bandura & Walters, 1977; Baumrind, 1967).

Çocuk gelişiminin öngörülemez doğası, bakım verme talepleri, toplumsal baskılar, yoğun duygusal yatırım ve kesin bir "nasıl yapılır" kılavuzunun eksikliği, "ideal" ebeveyn olmayı son derece zorlu kılmaktadır.(Fang et al., 2024).

Ebeveyn eğitimi gibi geleneksel destek programları değerli yardımlar sunsa da; genellikle geniş çaplı erişilebilirlikten uzaktır, "herkese uyan tek beden" yaklaşımları kullanır ve sınırlı etkileşim sunarak aileleri yetersiz desteklenmiş halde bırakmaktadır (Weisenmuller & Hilton, 2021).

Yapay zekânın sunduğu hızlı gelişmeler, öğrenme, akıl yürütme, dil anlama ve problem çözme gibi insan bilişsel süreçlerini taklit edebilen makineler (bilgisayar sistemleri) olarak tanımlanmaktadır (Russell & Norvig, 2016).

Aile rutinlerini düzenleyen sohbet ajanları, çocukların sorularını yanıtlayan sosyal robotlar ve ebeveynlik becerileri öğreten akıllı telefon uygulamaları bu kapsamda ortaya çıkmaktadır (Escoredo et al., 2025; Naz et al., 2024).

Yapay zekânın ebeveynliğin mahrem alanına entegre edilmesi mahremiyet sorunları gibi ciddi etik kaygılar doğurmakta; bağlanma, model olma ve özerklik gibi temel bakım verme varsayımlarını sorgulatabilmektedir.

Bu doğrultuda çalışma üç ana soruyu ele almaktadır:

1. Yapay zekâ ebeveynliğe yardımcı olmak için neden kullanılmalıdır?

2. Yapay zekâ destekli ebeveynlik hakkında ne biliyoruz?

3. Yapay zekâ destekli araçlar, ebeveynliği desteklemek için sorumlu ve etkili bir şekilde nasıl tasarlanmalıdır?

Üçüncü soruya yanıt olarak sunulan HEAT modeli; insan merkezcilik (human-centeredness), eşitlik (equality), doğruluk (accuracy) ve güven (trust) bileşenlerini barındırmakta; ebeveynlik bağlamında yapay zekânın etik gelişimini ve uygulamasını yönlendiren bir tasarım ve değerlendirme çerçevesi sunmaktadır.

Çalışma nihayetinde, yapay zekânın ailelere gerçekten fayda sağlaması için etik açıdan sorumlu, kültürel olarak duyarlı ve gelişimsel açıdan uygun olması gerektiğini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, eğer anne ve baba bu yoğun koşturmacada ipleri tamamen bırakır veya mekanik sistemin akışına teslim olursa, o ağır yük doğrudan çocuğun üzerine düşer ve yalnızlaştırabilir.

HEAT modeli ise (İnsan merkezcilik, eşitlik, doğruluk, güven), bu tahteravallinin tahtasının kırılmasını önleyen, ebeveynlerin birbirini ezmeden, çocuğu merkeze alarak nazikçe inip kalkmasını sağlayan o etik denge ayarıdır. Yani teknolojinin ve modern hayatın getirdiği hızın insanı öğütmesini önleyecek güvenli bir emniyet kemerine ihtiyaç vardır. Çocuklarla hayatın yükünü hafifletmek için ne kadar gelişmiş palangalar kurarsak kuralım, ebeveynliği bir makinenin otomasyonuna indirgeyemeyiz.

Fizikte küçük bir kuvvetle büyük yükleri hareket ettiren kaldıraç gibi; bu model de teknolojiyi ve modern hayatın baskılarını lehimize çevirerek çocukla beraber dengede kalarak ihtiyaçlarımızı karşılayabiliriz. “Modern dünyamızda ihtiyaçlarımız için basit makinelerle kurduğumuz düzen tıkır tıkır kontrolsüzce işleyebilir ancak ebeveynliği ve aileyi koruyan şey insani dengede kalabilme direncidir.”

Dilek Necibe TEKİN