İnsan en çok bu cümleyi kurarken korkuyor zaten. Çünkü çoğu aileye göre kanser, büyük insanların hastalığı. Ama gerçek hayat öyle değil. Ve çocukluk çağı kanserlerinin en tehlikeli tarafı da tam burada başlıyor: Kimse ihtimal vermiyor.
Her şey çok normal başlıyor aslında.
Bir halsizlik…
Geçmeyen ateş…
Durduk yere moraran bacaklar…
“Büyüme ağrısıdır” denilen kemik ağrıları…
Anne hissediyor bir şeylerin ters gittiğini ama çevreden klasik cümleler geliyor:
“Evham yapıyorsun.”
“Vitamin eksikliği vardır.”
“Çocuk işte, olur öyle.”
Sonra gün geliyor çocuk merdiven çıkmak istemiyor. Eskiden saatlerce koşan çocuk artık 10 dakikada yoruluyor. Göz altları morarıyor. İştah gidiyor. Ve aile hâlâ enfeksiyon zannediyor.
Çünkü çocukluk çağı kanserleri film sahnesi gibi başlamıyor. Sessiz geliyor. Özellikle lösemi, ilk zamanlarda basit grip gibi davranabiliyor. Ateş oluyor geçiyor. Sonra tekrar oluyor. Çocuk geceleri terliyor. Kemik ağrısından ağlıyor ama tam yerini tarif edemiyor. Bazı çocuklarda boyunda şişlik oluyor. Bazısında karın şişiyor. Bazısında sadece “keyifsizlik” oluyor. Ve en korkutucu şey şu: Kanser bazen kan tahlilinde bile ilk anda bağırmıyor. O yüzden iyi doktorlar sadece teste değil, çocuğun yüzüne bakıyor. Enerjisine bakıyor. Annenin ses tonuna dikkat ediyor. Çünkü anne çoğu zaman hastalığı sonuç çıkmadan hissediyor. Bugün teknoloji ilerledi, tedaviler gelişti. Eskiden korkuyla söylenen birçok çocukluk çağı kanseri artık tedavi edilebiliyor. Özellikle erken yakalanırsa başarı oranları ciddi şekilde yükseliyor. Ama mesele şu: Erken fark etmek.
Çocuk sürekli “yoruldum” diyorsa…
Gece ağrıyla uyanıyorsa…
Sık sık morarıyorsa…
Sebepsiz kilo veriyorsa…
Uzayan ateşleri varsa…
“Bir bakalım geçer” demeden önce bir uzmana görünmek gerekiyor. Çünkü bazen hayatı kurtaran şey büyük ameliyatlar değil, zamanında alınmış küçük bir şüphe oluyor.
Kimse çocuğunun kanser olabileceğini düşünmek istemez. Ama görmezden gelmek hastalığı yok etmiyor. Tam tersine, ona zaman kazandırıyor.
Ve kanser en çok zamanı seviyor.
Sevgilerimle.
Uzm. Dr. Yeliz Polat