Yapılan son değerlendirmelere göre, söz konusu türden dünya genelinde yalnızca yaklaşık 100 birey kaldığı belirtiliyor.
Uzmanlar, bu canlıların sahip olduğu genetik özelliklerin bilimsel araştırmalar açısından kritik değer taşıdığını vurgularken, popülasyondaki hızlı düşüşün endişe verici boyutlara ulaştığını ifade ediyor. Türün yaşam alanlarının daralması, iklim değişikliği ve insan faaliyetlerinin bu gerilemede etkili olduğu değerlendiriliyor.
Araştırmacılar, mevcut sayının kritik eşiklerin altına indiğini ve gerekli koruma önlemleri alınmazsa türün tamamen yok olabileceğini belirtiyor. Bu kapsamda, doğal yaşam alanlarının korunması ve kontrollü çoğaltma programlarının devreye alınması gerektiği ifade ediliyor.
Öte yandan, ilgili kurumlar ve çevre örgütleri türün korunmasına yönelik çalışmaların artırılması çağrısında bulunurken, bu durumun biyolojik çeşitliliğin korunması açısından önemli bir uyarı niteliği taşıdığına dikkat çekiliyor.





