Magazin Editörümüz Hakan Kanburoğlu'nun "Özgün" Röportajı

Magazin Editörümüz Hakan Kanburoğlu'nun Özgün ile gerçekleştirdiği Röportaj

Magazin Editörümüz Hakan Kanburoğlu'nun "Özgün" Röportajı

Magazin Editörümüz Hakan Kanburoğlu'nun Özgün ile gerçekleştirdiği Röportaj

02 Mart 2018 Cuma 11:51
2099 Okunma
Magazin Editörümüz Hakan Kanburoğlu'nun "Özgün" Röportajı
banner14
banner18

Oğlunun dünyaya gelmesiyle birlikte hayatında birtakım değişiklikler yaşadı. Oğluyla ilk kez göz göze geldiğinde hayatını ‘Hazırım her türlü zorluğa. Oğlum üzülmesin, sağlığı iyi olsun yeter.’ sözleriyle oğluna adadı ve daha sonrasında Down Türkiye derneğiyle irtibata geçti. Pop sanatçısı Özgün Uğurlu ile yeni projesi ‘Gözlerin Ardında’ müzikaliyle bizlerle buluştu. Down sendromlu oğlunun doğumundan sonra herkesçe yalnız bırakılan anneyi konu alan ve Nava Semel’in dünyaca ünlü eseri ilk kez müzikal olarak sahnelendi. Özgün ile Down Sendromu farkındalığı yaratacak müzikali ve oğlu Ediz’den önümüzdek projelerine kadar birçok konuyu konuştuk.

”ÖYKÜDEN ETKİLENDİM VE KENDİ HAYATIMI ANLATABİLECEĞİMİ HİSSETTİM”

Hakan Kanburoğlu Özgün Röportajı

Selam Özgün, yeni çalışman bir müzikal. Bu müzikalde yer almaya nasıl karar verdin?

Yönetmenimiz Kemal Başar bu projeyi 20 sene önce Romanya’da yönetmiş ve bana kafasındakileri anlatınca ‘Sen yapabilirsin diyorsan tamamdır’ dedim. Sonuçta daha önce bir tiyatro deneyimim olmamıştı. Yani kendimi yönetmenimizin ellerine bıraktım. Kemal ağabey benim çok eski bir dostum. Sonuçta böyle tecrübeli, ödüllü bir uluslararası yönetmen ne beni ne kendisini ateşe atmaz dedim. Öyle de oldu.

Tomurcuk Vakfı ve Down Türkiye’nin desteğiyle yapılan bu oyunda seni etkileyen neydi?

Nava Semel dünyaca ünlü bir yazar, araştırmacı ve gazeteci. Öncelikle öykü o kadar etkileyici, yalın, samimi ve dokunaklı ki okuyunca çok etkilendim. Hikaye, Down sendromlu bir çocuk dünyaya getiren bir annenin yaşadıkları olunca zaten, kendime ve etrafıma bir ayna tutuyormuşum gibi hissettim. Bu projeye evet dememin en büyük sebebi de biraz kendi hayatımı anlatacak olmamdı.

 ”KENDİME OYUNCU DİYEMEM AMA HAKKINI VERDİM”

Sesinin yeteneğini, güzelliğini hepimiz şarkılarında duyduk, müzikalde de akustik şarkılar seslendireceksin, fakat bu müzikalde oyunculuk yeteneğini ilk kez göreceğiz değil mi? Ne hissediyorsun? Oyunculuğunla tam not alabilecek misin?

Kemal Başar gibi bir oyuncu ve yönetmen, Alpaslan Karaduman gibi usta bir dansçı ve koreograf ile üç ay hemen her gün yaklaşık 8-10 saat provalar yaptık. Tabii ki kendime oyuncu diyemem ama bu oyunun hakkını verdim diye düşünüyorum. Oyunumuzu pek çok usta oyuncu, tiyatrocu izledi ve hep olumlu eleştiriler geldi. Ben de tiyatro sahnesinde kendimi çok rahat ve mutlu hissediyorum.

Müzikal aracılığıyla müzik sektöründen oyunculuk sektörüne geçiş olur mu? Ya da oyunculuk yapar mısın?

Oyunculuk teklifi gelecektir diye düşünüyorum. Zaten tiyatro keyfinin anlaşmalı bir oyuncusuyum ve yeni projeler de yolda. Müzikalin de bir sinema uyarlaması için çalışmalar başladı.

Partnerin Eda Kandulu ile sahne çalışmalarında, provalarda uyumlu musunuz? Nasıl bir partner?

Eda’nın ilk projesi. Çok zor ve ağır bir iş. Sorumluluğu çok ağırdı. Altından çok iyi kalktı. Sanki 20 yıllık oyuncu gibi. Sahnede çok doğal ve samimi. İzleyenler de bundan etkileniyor. Provalarda ne Eda ne orkestra ile hiçbir problem yaşanmadı.

”HAYATIMDAKİ EN BÜYÜK GÖREVİM DOWN SENDROMU KONUSUNDA FARKINDALIK YARATMAK OLACAK”

Hakan Kanburoğlu Özgün Röportajı

Ediz’in durumuyla ilgili ilk kez bilgi sahibi olduğunda ne hissettin, bu sürecin zorluklarından haberdar mıydın? O an sizi nasıl bir hayatın beklediğinizin farkında mıydınız? 

İnsanlar ilk başta çok korkuyor. Başına neler gelecek, neler yaşayacak kim bilebilir ki? Hele bir de oğlunuza genetik bir tanı koyulunca yüzlerce bilinmez bir anda sarsıyor insanı ama Ediz’i ilk kucağıma aldığın o an yok mu? İşte o an dedim ki ‘Hazırım her türlü zorluğa. Oğlum üzülmesin, sağlığı iyi olsun yeter.’ Sonrasında vakit kaybetmeden Down Türkiye derneğiyle irtibata geçtik ve onların da yönlendirmesiyle hemen Ediz’in eğitimlerine başladık.

Bu projede de yer alırken aklına Ediz ile yaşadıkların geliyor mu?

Gelmez mi… Her oyunda sanki dev bir aynanın karşısına geçiyorum.

Ülkemizde hala Down Sendromlu Çocuklarla ilgili bilgileri bilen birey sayısı çok az, bu konu hakkında daha büyük bir farkındalık nasıl yaratılır?

Benim bu hayattaki en büyük görevim bu olacak. Bu oyun zaten büyük bir farkındalık yaratacaktır. Her röportajımda, katıldığım televizyon ya da radyo programlarında anlatıyorum, paylaşıyorum. 

Sosyal medyada Down Sendromuyla ilgili paylaşım yapınca içini rahatlatan bir kitle var, sence böyle farkındalık yaratılır mı? 

Her geçen gün Ediz’in takipçileri sevenleri artıyor. İnsanlar Ediz’i görmek istiyor. Bu vesileyle başka Down sendromlu çocukların da hesaplarına ulaşıyorlar. Merak ediyor soruyorlar okuyorlar. Faydası çok büyük bence.

 ”ONLAR BİZİM ZAVALLILIKLARIMIZI TELAFİ EDİYORLAR”

Özgün

Bir ebeveyn olarak Down Sendromlu bireylere uyum sağlama sürecinde neler yaşadın? Onlar bizden daha saf bir sevgiye sahipler…

Tabi şimdi durumu iyi kavramak lazım. Öncelikle kesinlikle bir Down sendromlu çocuğunuz olduğunda bir uyum süreci yaşamıyorsunuz. Özellikle ilk yaşlarda diğer çocuklardan hiçbir farkı yok. Toplumun size uyum sağlama süreci biraz uzun ve yorucu geçiyor. Sevgilerinin saf olduğu doğru. Her çocuk gibi.. 46 krozomlu bireylerden daha üstün bir zekaya sahip değiller. Biraz daha yavaş öğreniyorlar, daha fazla çabalamak, çalışmalara daha erken başlamak gerekiyor. Tabi mesela hayatlarında yalan yok. Yalan nedir bilmiyorlar. Hep saf ve temiz kalıyorlar. K-Hayatlarında kötülük, nefret, kin, hırs, kibir gibi şeyler yok. Onlar bizim zavallılıklarımızı telafi ediyorlar. (Oyundan alıntı) En büyük uyum sorunu da bu olsa gerek. Böylesine saf ve temiz kalmak yanlarında çok zor.


Müzisyenlik kimliğinle çok yoğun dönemler yaşasan bile Ediz ile dolu dolu vakit geçiriyorsun. Nasıl vakit ayırabiliyorsun, bu kadar iyi bir ebeveyn olmak ne gerektiriyor?

Eşim Nida da çalıştığı için gündüzleri Ediz’e annemlere bakıyor. Ediz’e yardımları çok büyük. Biz de işten kalan tüm vaktimizi Ediz’le geçirmeye çalışıyoruz. Çok özlüyor insan. Konserler olduğunda ya kalmıyorum, çok geçse de sabah ilk uçakla dönüyorum. Tabi benim mesai saatlerim daha esnek, ayarlıyorum bir şekilde. Ediz’in derslerine denk getirmeye çalışıyorum. Bu arada Ediz’in de programı çok yoğun. Pazar hariç her gün dersleri var. 

Eşin de müzisyen, Ediz’de de müzik kulağı var mı? Size tepkisi ne oluyor?

Müzik Ediz’in olmazsa olmazlarından. Müzik dinlemeye bayılıyor. Taktığı şarkılar bile var, bıkmıyor dinlemekten. Mesela 700 kere falan sıkılmadan ‘Arkadaşım Eşek’ şarkısını dinleyebilir. Benim şarkılarımdan ‘Senden İbaret’ favorisi. ‘Bu Kadar mı Zor’ ve ‘Gelmiyor musun’ u uyku öncesi tercih ediyor. Kulağı iyi gibi sanki (Gülüyor).


Biliyorsun ki Down Sendromlu bireyler istediği mesleği yapabiliyor, Ediz’in ileride hangi mesleği yapmasını istersin?

Ediz taklit kabiliyeti çok yüksek bir çocuk. Oyunculuk yapabilir, çok numaracı. (Gülüyor) Şaka bir yana ne isterse, hayatta ne yapmaktan keyif alacaksa onu yapsın. Bir insanın şu kısa hayattaki en büyük şanslarından biridir, sevdiği mesleği yapması.

”HAYATIMDAKİ EN BÜYÜK GÖREVİM DOWN SENDROMU KONUSUNDA FARKINDALIK YARATMAK OLACAK”

Genelde Down Sendromlu bireyler dürüst ve yardımsever olmalarıyla yürekleri fetheder, Ediz’in en sevdiğin özelliği nedir?

Ediz ne istediğini çok iyi biliyor ve asla başka bir şey yaptıramazsınız. Çok kararlı bir çocuk. Onun bu huyunu çok seviyorum.


Ediz’in daha iyi bir yaşam sürmesi için neler yapıyorsun?

İşimi daha ciddiye alıyorum ve çok çalışıyorum. Kendime, mesleğime, kariyerime fayda sağlayacak tüm yeteneklerimin sınırlarını zorluyorum. Korkmuyorum, çekinmiyorum. Kendime iyi bakıyorum. Yaşantıma dikkat ediyorum. 

Eşinle evliliğinizi ayakta tutmanızın sırrı nedir peki?

Aşk… Saygı, hoşgörü ve empati de bu ilişkiyi ayakta tutuyor.


Eşinde müzisyen olunca müzik sohbetleriniz oluyordur. Müziğini eleştiriyor mu?

Tabi ki… Çok nettir Nida. Hiç çekinmez. (Gülüyor) Takdir ettiği gibi yeri gelince eleştirir de. Hiç de acımaz, çekinmez.


İlişkinizi gözlerden uzak bir şekilde yaşıyorsunuz, bunu nasıl başarıyorsun? Diğerleri gibi neden magazinden beslenmeyi tercih etmiyorsun?

Yani özel bir şey yapmıyoruz. Kendimizi kısıtlamıyoruz. Ama sanırsam bizim yaşam tarzımız ve gittiğimiz yerler magazini basınını pek cezbetmiyor. Biraz fazla düzgünüz ondandır diye düşünüyorum. (Gülüyor)

Örnek olacak bir aşkı yaşadığına inanıyor musun?

Ben hep annemi ve babamı örnek aldım. İnsanları bilmem ama şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim; oğlumun beni örnek almasını isterim…

Nereden geldi bu vücut geliştirme merakı?

Sağlıksız bir yaşam tarzım vardı. Beslenme alışkanlığım çok kötüydü. Dolayısı ile iyi görünmüyordum ve bu yüzden kendimi iyi hissetmiyordum. 4 yıldır kişisel antrenörüm Tufan Kaya ile aksatmadan spor yapıyoruz. Çok seviyorum sporu ve hem zihnen hem bedenen çok iyi hissediyorum kendimi. Bu hayatta kendime yaptığım en büyük iyiliktir spor… Yani vücut geliştirmek için spor yapmadım. Spor yaptım, vücut gelişti. (Gülüyor)

 ”İNSAN KENDİNİN OLANI KISKANMAZ”

Eşin kıskanıyor mu?

Aksine… İnsan kendinin olan bir şeyi kıskanır mı?


Müzikalden sonra bir albüm ya da single projen var mı? Önümüzdeki projelerden bahsedebilir misin?

Ozan Güneysu’ya ait bir şarkı. Düzenlemesini Selim Öztürk yaptı. Çok güzel, bana yakışan bir şarkı oldu diye düşünüyorum. Umarım seversiniz. 

İnternet Medyası

Son Güncelleme: 06.03.2018 12:31
Anahtar Kelimeler:
MagazinRöportajözgün
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner23

banner24