İki Uçlu Hastalık Bipolar

Bipolar iki uçlu, iki farklı şekilde gelen hastalık demektir. Manik nöbet geçiren biri, hiç olmadığı kadar mutlu ve keyiflidir, hemen âşık olur, çok konuşur, az uyur ama enerjisi hiç bitmez. Aradan zaman geçer, bu sefer de hastalığın diğer atağı yani ağır depresyon gelir. Konuşmaz, gülmez, özgüveni sıfırlanır, her konuda kendini suçlar ve aşağılar.

04 Şubat 2023 Cumartesi 10:22
640 Okunma
İki Uçlu Hastalık Bipolar

Bedensel hastalıklar konusunda halkımız az çok bir şeyler biliyor, okuyor, dinliyor ancak sıra ruhsal hastalıklara gelince, bunlardan sanki uzak duruyor. Bu konuyu zihinlerimizde tabu haline getirmiş olabilir miyiz?

Grip, sinüzit, mide ülseri, diyabet, zatürre, kalp krizi, tansiyon gibi sık görülen hastalıklar hiçbirimize yabancı değil. Bu terimlerin ne anlama geldiğini, bedenimizin hangi bölgesini hasta ettiğini biliyor ve bir an önce derdimize çare arıyoruz. Depresyon, bipolar hastalık, panik atak, OKB, şizofreni, paranoid bozukluk, anksiyete bozukluğu, dikkat eksikliği gibi terimlerin ne anlama geldiğini az da olsa bilsek güzel olmaz mı? Bunlarla da ülkemizde çok sık karşılaşıyoruz. En azından kendimizde ya da yakınlarımızda bu tür belirtileri gördüğümüzde bunun bir huy değil hastalık olduğunu anlar ve bir an önce çaresine bakarız.

Belki de biz ruh sağlığı profesyonelleri bunları size iyi anlatmıyoruz.

Özellikle son zamanlarda dehşetle okuduğumuz bazı olayların faillerinin ağır hasta olabileceğini düşünüyorum, yani bu konuda bilgi sahibi olmak, bazen hayati önem taşıyabiliyor.

ÜÇ ÇOCUĞUNU ÖLDÜRDÜ

Bunun son örneği geçen hafta yaşandı. Bir baba 11, 10 ve 4 yaşındaki üç çocuğunu asarak öldürdükten sonra intihar etti.

Bunu İstanbul’da bir sitede teknisyen olarak çalışan 33 yaşında bir erkek yaptı. Bu kişiyi eminim o sitede yaşayan pek çok kişi yakından tanıyordu ve olanlara bir türlü inanamadılar. Onların tanıdığı Mehmet, belki de böyle şeyler yapacak biri hiç değildi. Mehmet birkaç gün önce üç çocuğunu elinden tutup çalıştığı siteye getiriyor. Daha sonra sitenin kazan dairesinde önce çocuklarını sonra da kendini iple asarak öldürüyor. Bu ölümlerin asılarak olması da insanı çok farklı etkiliyor.

Yine edinilen bilgilere göre, Mehmet bundan dört beş yıl önce eşini aldatıyor, bu da yetmez gibi kadını dövüyor. Hemen ardından eşi boşanma davası açıyor ve kendisini hem aldatan hem de döven kocasından boşanıyor. Ancak bundan 4 ay önce çift yeniden barışıyor ve üç çocuklarıyla birlikte aynı evde yaşamaya başlıyorlar.

Son günlerde eşini yine dövmeye başlayınca kadın bir ay önce Aile İçi Şiddet Bürosu’na şikâyette bulunuyor ve mahkeme Mehmet’e evden uzaklaşma cezası verince Mehmet mecburen evden ayrılmak zorunda kalıyor. Ancak eşinin evde olmadığı bir zamanda Mehmet eve geliyor. Eşi gelip de onu evde görünce aralarında tartışma yaşanıyor. Olay günü ne oldu, nasıl oldu tam bilmesek de Mehmet “Çocukları ablama götüreceğim” diyerek evden çıkıyor, sonra da böyle, herkesi dehşete düşüren bir olay gerçekleşiyor.Şimdi ben size “bipolar hastalık” adını verdiğimiz bir hastalığın kısaca belirtilerini anlatacağım. Bakalım arada bir benzerlik bulabilecek misiniz?

Bu hastalık kişiye nöbetler halinde gelir ve nöbet yoksa kişi tamamen normaldir. Nöbet iki farklı şekilde gelir. Manik dönem adını verdiğimiz türünde kişiye her zamankinden çok farklı, çok yüksek bir enerji gelir. Kendine güveni artar, bütün duygularında hızlı bir yükselme olur. Aniden sevinir, yüksek sesle kahkahalar atar, aniden kızar, aşırı tepkiler verir, gerekirse kavga eder, karşı taraf tepki verirse şiddet göstermekten çekinmez, döver. Bol bol para harcar, cinsel dürtüler tavan yaptığından karşı cinse aşırı bir ilgi başlar, hiç düşünmeden yepyeni ilişkilere girer, hemen âşık olur, eşini aldatır, alır, satar, çok konuşur, az uyur ama enerjisi hiç bitmez.

ASLA İKNA EDİLEMEZLER

Bu atağı daha önce geçirmiş de olsa, şu anda hasta olduğuna onu asla ikna edemezsiniz ve size gülerek “Bu benim normal halim” der. Bu nöbet tedavi edilmezse altı ay kadar sürer, sonra kendiliğinden düzelebilir. Atak geçtiğinde kişi o dönemde yaptıklarından çok utanır, çok üzülür, özür diler, kendine lanet eder, bir daha asla böyle bir şey yapmayacağına kendini de eşini de inandırmaya çalışır.

Aradan yine bir zaman geçer, bu sefer de bu hastalığın diğer atağı yani ağır depresyon gelir. Konuşmaz, gülmez, işe bile gidecek hali kalmaz, kendine olan güveni sıfırlanır, yataktan çıkmaktan, hayatın içine girmekten adeta korkar, gelecekle ilgili hiçbir umudu kalmaz ve son derece korkutucu hayaller kurmaya başlar. Onu işten atacaklar, bu yüzden çocukları ve tüm aile aç kalacak, eşi onu terk edecek, çocuklar ortada kalacak, kim bilir başlarına neler gelecek neler...

Yani manik atakta her şey ne kadar güzelse, depresyon atağında her şey o kadar kötü ve karanlıktır. Manik atakta yaptıkları da aklına geldikçe kendine olan öfkesi ve hıncı iyice artar. Ben bu dünyada hiçbir şeyi hak etmiyorum demeye başlar. Hayat kara kara perdelerini öyle bir kapatmıştır ki içeri hiç ışık sızmaz.

Zaten kendi kendini yerin dibine batırırken biri çıkar da ona “Sen kötüsün, işe yaramazsın” derse, içinde bulunduğu karanlık iyice tahammül edilmez hale gelir. Bir çıkış yolu hiç kalmamıştır ama geride kalan çocuklara ne olacaktır? Artık başlarında onlara sahip çıkacak bir babaları bile yokken bu çocuklar bu zalim dünyada nasıl yaşayacaklardır? Kendisi zaten bu zalim dünyayı temelli terk etmeye kararlıdır ama arkasında kalan çocuklara çok yazık değil midir? Onlara haksızlık etmek, bu zalim dünyada tek başlarına bırakmak istemediğinden giderken onları da yanında götürmeye karar verir. Yani amacı çocuklarını öldürerek onlara kötülük etmek değil, onları bu kötülüklerden kurtarmaktır.

SONUNA KADAR İNANIRLAR

Bu düşüncelerine ve aldığı kararlara sonuna kadar inanır. Bu kararı ne zaman ve nasıl uygulayacağını iyice düşünür, planlar ve bunu kimseye belli etmez. Günü gelince de gözünü kırpmadan, hiçbir acıma duygusu olmadan planı uygular, önce çocuklarını öldürür, onların öldüğünden iyice emin olduktan sonra onları bu dünyanın zulmünden, acısından kurtarmış olmanın huzuruyla kendini de çoğu zaman aynı yöntemle öldürür.

Bir babanın çocuklarını birer birer iple asması sanırım hepinizin içini ürpertti ama eğer Mehmet gerçekten hastaysa onunla empati yapmak sağlıklı insanlar için çok zordur.

KORKMAYIN, ÜZÜLMEYİN, ÇEKİNMEYİN
ARTIK TEDAVİ EDİLEBİLİYOR

Sevgili Okurlarım,

Amacım asla sizleri üzmek değil ancak sizlerin bu hastalıkları az çok tanımanız gerekiyor. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de maalesef çok sayıda bipolar hastası var ve bu hastalık yüzünden hem masum insanlar çoğu zaman intihar ederek ölüyor, hem de bazen en yakınları olan çocuklarını da yanlarında götürüyorlar. Geçen yıl küçük oğlunu öldürdükten sonra intihar eden genç bir anneyi de yazmıştım sizlere ve bu olayı büyük ihtimalle ağır depresyon hastası bir anne yapmıştır demiştim.

Bipolar yani iki uçlu, yani iki farklı şekilde gelen hastalık demektir. Eminim bu yazıyı, bu tanıyı almış kişiler de okuyor. Amacım, bu hastaları korkutmak da değil. Ben burada hastalığın en ağır şeklini anlattım sizlere. Bazı kişilerde hastalık bu derece ağır seyretmez, daha küçük nöbetler halinde geçer. Nasıl ki grip hepimizin yakından tanıdığı bir hastalıktır ve evde biraz dinlenirsek geçer ama bazıları da grip yüzünden ölür...

RUH HALİNİN ESİRİDİRLER

Eskiden bu hastalarda biz doktorlar sadece nöbet geldiği zaman o nöbeti durdurabilecek tedaviler veriyor ama nöbetlerin gelmesini engelleyemiyorduk. Oysa uzun süredir artık tedavi ile nöbetleri de durdurabiliyoruz. Yani tanı konduktan sonra o kişi, hastalığa önem verir ve tedaviyi ciddiye alırsa ruhsal açıdan tamamen sağlıklı bir hayat yaşayabiliyor. Ailelerin desteği de bu konuda çok önemlidir çünkü nöbet geldiğinde o kişi hasta olduğunu anlamayabiliyor.

Bu nedenle biz doktorlar bu tanıyı alan kişilerin ailelerini de bu konuda bilgilendirmek isteriz ki gereğinde duruma onlar el koyabilsin.

Manik nöbet geçiren biri, hiç olmadığı kadar mutlu ve keyiflidir, giyinir, kuşanır, bol para harcar, çabuk kızar, kavga eder, hemen tepki gösterir, bazen polisle başı derde girer, ilk işi de evli bile olsa karşı cinsle ilişki kurmak olur. Yani eşini aldatır ve hesap sorulunca da döver.

Nöbet bitince aklı başına gelir, “Ben ne yaptım” diye kara kara düşünür, eşinden özür üstüne özür diler, barışabilmek için elinden geleni yapar.

Ancak bir zaman sonra bu sefer de depresyona girer. Ne bipolar hastalar ne de biz doktorlar bu nöbetlerin ne zaman ve hangi sıklıkta geleceğini bilmeyiz. Bipolar hastalıkta gelen depresyon, diğer depresyonlardan her zaman çok daha ağırdır. Kişinin kendine güveni sıfırlanır, kendini dünyaya kapatır, yataktan çıkmak, işe gitmek istemez ve her konuda kendini suçlar ve aşağılar. Artık onun için hiçbir umut ışığı kalmamıştır, daha önce yaptıklarından dolayı hayat onu cezalandırmaktadır. Eşi önce ne olduğunu anlamaz, onu sıkıştırır, kavga eder, sorumluluklarını hatırlatır, eski defterleri açar, eşini yataktan çıkarmaya çalışır. Kişi yine başka bir ruh halinin esiri olmuştur. Ve işte o dönemde bu kararları alır ve uygular. Onların böyle bir şey yapabileceği kimsenin aklına gelmez.

Bilimin, teknolojinin bu kadar geliştiği bir dünyada biz artık bu hastaları iyi tanımalı, tedavisi olan bu hastalık nedeniyle eşlerimizi, çocuklarımızı kaybetmemeliyiz. Tamam, sizler psikiyatrist değilsiniz, her şeyi bilmek zorunda da değilsiniz ama bu bilgi eksikliği çocuklarımızı hayattan koparıyorsa bizler artık gözümüzü dört açmalıyız.

AKLI EĞİTİMLE DESTEKLEMELİYİZ

Eğitim, her birimizin hayatı için artık vazgeçilmezdir! Sadece okuldan aldığımız diplomalar da yetmez bize, okumalı, araştırmalı, pek çok konuda kendimizi geliştirmeliyiz. Günümüz dünyası artık bizi buna zorluyor. Eğitim eksikliği, neredeyse zekâ geriliği ile eşdeğer hale geldi. Sahip olduğumuz aklı, eğitimle desteklemezsek hayat hiç gözümüzün yaşına bakmıyor.

Bu arada okullardaki eğitim sistemi mutlaka gözden geçirilmeli, bugün hayat bizden en çok neler istiyorsa sistem buna hizmet etmelidir. Kurbağaların fizyolojileri, böceklerin biyolojik yapıları, savaşlardaki antlaşma maddelerini ezberletmek yerine çocuklarımızı hayata hazırlayan bilgilere ağırlık verilmeli, her alanda genel kültürleri yükseltilmelidir.

Ben Mehmet’i tanımıyorum, onun bipolar hastası olup olmadığını da bilmiyorum ama sizlere bipolar hastalığı anlatabilmek için Mehmet iyi bir örnek gibi geldi bana.

Mehmet’in eşi ve ölen yavruların annesi Hatice Hanım’a da buradan başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

SEVGİYLE KALIN

Sizler de bana [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. Haftaya görüşmek üzere hoşça kalın, sevgiyle kalın.

Dr. Gülseren Budayıcıoğlu

HÜRRİYET GAZETESİ

DHA

Son Güncelleme: 04.02.2023 10:43
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.