EZGİ: ‘’ZİYNET SALİ BENİM ŞANSIM’’

İlk şarkısıyla müzik piyasasına hızlı bir giriş yapan Ezgi ile Göktürk Dergisi’nin yanı sayısı için buluştuk. Ezgi müzikal yolculuğunu ve hedeflerini anlatırken, ‘’Müzik benim işim de, hobim de, duam da’’ açıklamasıyla müziğe bağlılığını açıkladı.

EZGİ: ‘’ZİYNET SALİ BENİM ŞANSIM’’

İlk şarkısıyla müzik piyasasına hızlı bir giriş yapan Ezgi ile Göktürk Dergisi’nin yanı sayısı için buluştuk. Ezgi müzikal yolculuğunu ve hedeflerini anlatırken, ‘’Müzik benim işim de, hobim de, duam da’’ açıklamasıyla müziğe bağlılığını açıkladı.

11 Ocak 2020 Cumartesi 13:09
1883 Okunma
EZGİ: ‘’ZİYNET SALİ BENİM ŞANSIM’’
banner14
banner18

Müziğe olan ilgini ne zaman fark ettin?

Ben müzisyen bir ailenin çocuğuyum, o yüzden kendimi bildim bileli müziğe ilgim vardı. Zaten kü­çük yaşta da piyano derslerine başladım, sonra hep hayatımın merkezinde müzik oldu. Böylece lisede ve üniversitede müzik okudum ve mesleki anlamda da hayatıma katmış oldum.

Ailen müzik yapmana ne dedi?

Bu konuda şanslıyım ki ailem bana hiçbir zaman bunu hobi olarak yap demedi. Müzisyen müzisyenin halinden anlıyor. (Gülüyor) Zaten başka bir mesleğe yönlendirilsem de aklım hep burada kalırdı. Okul zamanı bu seçimimi çok detaylı konuşmamıza bile gerek kalmadı hatta çünkü zaten yolum aşağı yukarı belli olmuştu. Şimdi de kariyerimdeki değişimleri mutlulukla takip ediyorlar.

Piyano öğretmenliği yapmışsın, öğretmenlik nasıldı?

Piyano öğretmenliği yapmak, benim enstrüman­la olan bağımdan dolayı her zaman çok severek yaptığım bir meslekti. Çocuklarla da yetişkinlerle de bireysel olarak 9 sene çalıştım ve şarkıcılık kariyerim yoğunlaşınca bırakmak zorunda kaldım. Bir insana müziği sevdirmek, hayatına müziği katabilmek çok tatmin edici bir duygu, vaktim olsa devam etmeyi çok isterdim.

Çocuklarla olan iletişimin nasıl?

Çok iyi! Açıkçası öğretmen olana kadar çocuklarla iyi anlaşabildiğimin farkında değildim. Birini seç deseler sanırım yetişkinler yerine çocukları seçerdim, çalışması hem çok keyifli; hem de hamur gibi yoğrulmaya müsaitler. Ne verirsen meyvesini hızlıca alabiliyorsun. Fiziksel olarak parmaklar da öyle tabii, ama bilgiye açlar ve sonsuz meraklılar. Bu özellikleri insan büyürken kaybedebiliyor maalesef. “Tabula rasa” geliyor önünüze yani boş bir levha, onu doldur­ması, süslemesi öğretmenin sorumluluğu. O yüzden bir çocuğun gelişimini takip etmek çok tatlı bir süreç oluyor.

‘’MÜZİK BENİM İŞİM DE DUAM DA’’

Senin için müzik nedir?

Müzik benim işim de, hobim de, duam da, meditasyonum da. Hayatımı onun etrafına kurdum hep. Üniversitede hobi olsun diye bir oda korosunun odisyonuna katılayım hadi de­dim ve benim şarkı söyleme serüvenim böy­lece başladı. Müziksiz hayat nasıl şekillenir hiç bilmiyorum. Sahnedeyken güçleniyorum, şarkı söylemek benim için meditatif bir şey, o an başka hiçbir şey düşünmeden müziğe yoğunlaşıyorsunuz. Bazen daha çok müziğe konsantre olabilmek için sessizliğe ihtiyacım oluyor. Ama bu döngünün sonu hep müzikle kapanıyor.

Müzik sektöründe olmasaydın hangi mes­leği icra ederdin?

Bunun üzerine hiç uzun uzadıya düşün­medim çünkü hep müzikle ilgileneceğimi biliyordum. Ama ilkokuldayken bir dönem fizikçi olmayı düşünmüştüm. Bilim insanı olmayı çok isterdim, okul hayatında fizik ve matematikle çok iç içe olamadım müzik oku­duğum için ama bu ilgimi bilimsel yayınları takip ederek hep korudum.

Hayatının dönüm noktası nedir?

Kariyer anlamında İstanbul’a taşınmak benim için birçok şeyi değiştirdi. Önce okul dönemi Ankara, sonra memlekete dönüş ve İzmir, derken sektörden uzak kalmamak için İstanbul’a taşınmak kariyerimi hep bir üst noktaya çıkarmama yardım eden değişiklikler oldu. Ankara ve İzmir’de de birçok mekânda birçok orkestrayla çalıştım ancak İstanbul’da sanatçılara vokalistlik yapmaya başladım. Bu da beni hem iş tecrübesi hem de kariyer dönümü olarak başka bir noktaya getirdi.

Hayatında Ziynet Sali’nin yeri nedir?

Ziynet Sali olağanüstü bir şarkıcı. Onunla 5 yıl evvel çalışmaya başladık, dönüp baktığım zaman sahneyi böyle iyi bir şarkıcıyla paylaş­tığım için çok mutlu oluyorum. Onun sahne tecrübesinden de, şarkıcılık tavrından da çok şey öğrendim ve hala öğrenmeye devam ediyorum. Ziynet Sali ve yapımcımız Gökay Özkan’la şarkılarımı hep paylaşırdım, derken onların teşvikiyle kendi solo kariyerim için bir şarkı arayışına girdik ve Yaz Bitmeden’i seç­tik. Şarkıyı da yine Ziynet Sali - Gökay Özkan ortaklığındaki Zg Müzik etiketiyle çıkardık. Bu yolun sonunda Ziynet Sali’nin yapımcım olması beni çok rahat hissettiriyor. Desteğini üzerimden hiç çekmedi.

Ziynet Sali olmasaydı sektöre bu kadar emin adım atabilir miydin?

Yıllardır sektörün tam ortasında çalışıyor olmama rağmen, Yaz Bitmeden çıktığından beri esasında yepyeni bir mesleğe başlamışım gibi hissediyorum. Solo kariyer yönetmenin zorlukları, işin dinamikleri çok değişti benim için. Yanımda benim yoluma yön veren tecrü­beli insanların olması bu yüzden paha biçile­mez. Ziynet Sali ve Gökay Özkan bu anlamda benim şansım. Onlarsız çok daha zorlanırdım eminim.

Senin için Ziynet nedir?

Ziynet ekipteki herkesle arkadaş ilişkisi ku­rar, soğuk durmak, mesafeli olmak ona göre değildir. İnsanın çalıştığı ve bazen ailesinden çok vakit geçirdiği insanlarla yakın olması herkes için büyük rahatlık. Bundan mütevellit Ziynet’le işveren-işçi ilişkisi şeklinde başla­yan münasebetimiz kısa zamanda dostluğa, kardeşliğe dönüştü. Biz ekipteki iki kadın, kız kıza, sıcacık bir arkadaşlık kurduk, beraber ağlayıp beraber güldük. Evlendi, düğününde ben şarkı söyledim. (Gülüyor) Hastalık oldu, acılar oldu, birlikte ağladık. Onun gibi içten, iyi ve gönlü zengin insan çok az tanımışımdır. İyi ki arkadaşım oldu.

’SEZEN AKSU, ONNO TUNÇ, AYSEL GÜREL, UZAY HEPARI GİBİ İSİMLERİ MÜZİĞİMİZDEN ÇIKARIRSAK MÜZİK EKSİK KALIR’’

Sezen Aksu şarkısı yorumlayacaksın. Hangi şarkısı olacak bu?

Hangisi olacağı Ocak ayının sürprizi olarak kalsın şimdilik. Ama çok güzel bir cover geliyor. Cover kelimesinin hakkını vermek, şarkıyı yeniden ve farklı yorumlamak için çok çalışıyoruz. Heyecanla bekliyorum sizlerle buluş­turmayı.

Sezen hanımla tanışma fırsatı bula­bildin mi? Henüz bulamadım, hala şarkının yapım aşamasındayız ama bitirdiğimizde gidip hem dinletmeyi, hem de tanışmayı çok istiyorum. Sezen Aksu, tanışıp sohbet etmek istediğim ve henüz tanışmadı­ğım insanların başında geliyor. Umuyo­rum denk getirebiliriz.

Sezen Aksu’nun sendeki yeri nedir?

Ben klasikçiyimdir. Türkçe müzik dinleyeceğim zaman hala Sezen Aksu, Kayahan, Ajda Pekkan, Müzeyyen Se­nar açarım. Bunlarla büyümeyen, bu şarkılarla anısı olmayan insan yoktur bu topraklarda. Bazı şarkılarını dinler­ken hala şaşırıyorum, bu nasıl bir şarkı böyle, insan bunu nasıl yazabilir diye. Onno Tunç, Uzay Heparı, Aysel Gürel ve Sezen Aksu’yu müziğimizden çıka­rırsak müzik eksik kalır. O yüzden yeni şarkımız için çok heyecanlıyım, benim için büyük bir mutluluk ve onur olacak.

‘’HAYALİM STİNG’LE ŞARKI SÖYLEMEK’’

Müzik sektöründeki dijitalleşmeyi nasıl buluyorsun?

Biz ülke olarak biraz geç de olsa ayak uydurduk dijital sürece. Dijital­de sanatçıların telifleri, dijital satışlar artık epeyce yerli yerine oturmuş du­rumda. Yeniliklere çok homurdanan biri değilimdir, teknolojiyi her an ya­kalayamıyorum bazen tabii, çok hızlı gelişiyor. Ancak ilk uyum sağlayanlar en çok kazananlar olacaktır teknolo­jide. Bu yüzden müzikteki dijitalleş­meyi hiç yadırgamadım. Ama mevzu eğer müzikte kullanılan seslerin bilgisayar üzerinden üretilmesiyle, o bambaşka bir konu. Bu da usta ellerdeyse müziği zenginleştiren çok önemli bir unsur oldu.

İdolün var mı? Kimle düet yapmak isterdin?

Çok şükür ki hep aklımdan geçen çok iyi seslerle aynı sahneyi paylaştım; Ziynet Sali, Ajda Pekkan, Erdal Çelik, Neco... Bu isimlerin yanı sıra çok kıymetli sanatçılar var listede, muhakkak şarkı söylemek isteyeceğim. Ancak henüz solo kariyerinin başında bir şarkıcı olarak beni bir süre daha tek başıma şarkı söylerken göreceksiniz. Vakti gelince birlikte şarkı söylemekten onur duyacağım ufak bir listem var. Bir de, hayalim Sting’le şarkı söylemek!

Son olarak eklemek istediklerin...

Bir mesaj vermeye çalışma derdinde değilim ama naçizane bir şey paylaşmak istiyorum. Geçtiğimiz günlerde annem önemli bir rahatsızlık geçirdi ve çok şükür atlattı. Ben bir sürü derdim var sanırdım, hiç derdim yokmuş meğer. Hayatı çok ciddiye almamak gerek, sağlıkla ve sanatla, keyifle yaşamak gibisi yok. Kalan her şey yalan. Herkese sevdikleriyle güzel günler diliyorum.

Hakan Kanburoğlu

Göktürk Dergisi

Son Güncelleme: 13.01.2020 12:36
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner3

banner23

banner24