Emine Yaltı'dan Koşmaya Davet Var.

BEN DE KOŞUYORUM! KOŞMAYI SEVİYORUM.

Emine Yaltı'dan Koşmaya Davet Var.

BEN DE KOŞUYORUM! KOŞMAYI SEVİYORUM.

02 Haziran 2022 Perşembe 10:40
192 Okunma
Emine Yaltı'dan Koşmaya Davet Var.

Koşmak mı? Hepimizin yaptığı şey aslında… İçinizden bazılarının, “Koşmak kim, ben kiiim...?” dediğini duyar gibi oluyorum.

Gün içinde her an, her şeye koşuyoruz, koşturuyoruz. Çok fazla hareket etmesek de yoğun, belki de monotonlaşmış hayatımızda, neye nasıl yetişeceğimizi şaşırıyoruz.

Aslında hepimiz her gün bir maratonun içinde kendimizi kaybediyoruz. Zamana karşı yarışıyoruz.

Kendimi bu kısıtlı alan içinden sıyırıp doğa ile buluşturduğumda, işte o an her şey değişiveriyor. Zaten bunu yapabilmek en zor olanı olsa gerek… Zamanı yönetebilmeye başlayıp, kendime zaman ayırabildiğimde, kafamdaki bütün düğümler de birer birer çözülüveriyor. Koşarken, attığım her adımda, içime çektiğim her nefeste doğa ile karşılıklı bir alışveriş başlıyor. Baktığım, gördüğüm her şeyle iletişime geçiyorum. Yolun kenarında oturmuş patisini yalayan tekir kediyi, yüzüme yağmur damlaları ile çarpan rüzgârı, göğün bulutunu, mavisini, grisini, şimşeğini, yaprakların hışırtısını, yanımdan geçerken selam vermemek için direnen hanımefendiyi ama her şeyi selamlıyorum. Kaç kilometre, ne kadar hızla koşmuşum, kimin umurunda…? O anda kalabilmek ne büyük armağan…

Kendimi dışarı atıp, koşmaya başlamadan beş dakika önce, neyi, nasıl yetiştireceğimi, hangi çözümleri geliştireceğimi düşünen, hatta “şimdi kim koşacak, zaten halim de yok” diyen kafamdaki negatif düşüncelerimi askıya alıp, yeniden doğmuş gibi hissediyorum.

Neden mi? Çünkü, “BEN DE KOŞUYORUM! KOŞMAYI SEVİYORUM!”

Sonra karşılaştığım herkes “Bunu nasıl başarabiliyorsun?’’ diye soruyor.

Aslında çok basit. Her şey kafada başlıyor, isterseniz de bitiyor. Kendi kendinize, “Sakın bırakma!” dediğinizde devamı geliyor.

Doğada spor yapmayı çok sevdiğim gibi maddi ve manevi anlamda da avantajlı buluyorum. Bir dakikasını bile boşa harcamak istemediğimiz her anımızın, zamansızlığın içinde randevuya gerek kalmadan uygun olduğum zaman sporumu yapıyorum. Herhangi bir spor salonuna aidat ödemiyorum. Şu spor kıyafetimi şu parça ile kombinlemem gerekiyor gibi şıklık arayışım olmuyor. Dışarıda spor yaparken her an, göz göze geldiğim her şeyle iletişime geçtiğim için zaten yalnız da koşmuyorum. Yanımda bir arkadaşım daha olsun ki spor yapayım dediğimiz bahaneler de yok oluyor. Özgür olduğumu hissediyorum.

Limitlerimi keşfettikten sonra başarılar da devamında geldi. Kendimle yarışmak motivasyon kaynağım olmuştur. Koşmak benim için tutku haline dönüşmeden önce ilk olarak, bu konuda yapabileceklerimi gözden geçirip, bıkmadan defalarca denedim. Geliştirmem gereken taraflarımı kabul ettim. Önce mental sonra fiziki yatırımlarımı sabırla gerçekleştirmek yolumda daha istikrarlı ilerlememi sağladı.

Katıldığım her yarışta desteğe ihtiyacı olan çocuklar için bağış toplamaya çalışıyorum. Bağışta bulunup, gücüme güç katan herkesi sanki benimle koşuyorlarmış gibi hep yanımda hissediyorum. Bu his tarif edilemeyecek boyutta insanı çok mutlu ediyor.

Bu kadar çalışma sonunda ne yapabileceğimi görmek istiyordum. 2018 Vodafone 40. İstanbul Maratonu’nda, 15K yarışına katıldım. Yarış tam bir karnaval havasındaydı. Sözü geçmişken bu atmosferi ömrünüzde bir defa da olsa yaşayın derim.

Bu benim ilk yarış tecrübemdi. Amacım iyi bir derece almak değildi. Sadece 15. kilometreyi yüzümde bir tebessüm ile bitirmek istiyordum. Yarışın üzerinden iki gün geçmişti. İçimden bir ses, “Hadi bilgisayar ekranını aç ve yarış sonuçlarına bak” diye beni dürtüyordu. Diğer ses ise, “Amaaan, yarışı bitirdin işte, ne olacak ki? Kaç bininci oldun acaba” diyordu. Evet, sonunda ekranı açtım. Sıralama listesinde kendi adımı tahmin edemeyeceğim yerde görünce gözlerime inanamadım. Şaşkınlık ve sevinci aynı anda yaşadım. Tahmin edemeyeceğim bir derece elde etmiştim. Üstelik o zamanlar çok yoğun, şehir dışı ve yurt dışı ziyaretlerimin sıklıkla olduğu, profesyonel çalışma hayatı içindeydim. Gittiğim her yerde, mesai öncesi, sabah çok erken kalkıp, koşuyordum. Ben Kemerburgaz-Göktürk’te oturuyorum. Hafta sonu en çok Belgrad Ormanı’nda koşmayı seviyorum. Belgrad Ormanı içinde çok farklı koşu parkurları bulabilirsiniz. Bazen Göktürk’de Özgecan Aslan Sağlıklı Yaşam ve Yürüyüş Parkuru ’nu tercih ediyorum. Bazen de sabahın erken saatlerde, boş caddelerdeki sessizlikte, çok sevdiğim sokak köpeklerinin yankılanan havlama sesleri ile koşmak çok hoşuma gidiyor. Bilemiyorum. Belki de koşmayı sevdiğim için her şey, her yer iyi geliyor bana…

Akabinde farklı başarılar gelmeye devam etti.

Önce yürüyüşlerle başlayıp, şu anda o maraton senin, bu patika koşusu benim deyip koşan veya koşmayı sağlıklı bulmayıp yürüyen çok tanıdığım var. Bir an önce harekete geçebilmek, sürekliliği olması için harekete geçmeyi sevmek gerekiyor. Farkına varmadığımız ve denemediğimiz için açığa çıkartamadığımız, içimizde uyutmaya devam ettiğimiz çok sayıda cevherimiz mevcut.

“Ben yapamam” demeyin.

Spor yapmayı çoğu zaman enstrüman çalmaya benzetirim. En uygun enstrümanı seçmek size kalmış bir şey. Çok sayıda enstrüman çalabilmek gibi; yürümek, koşmak, tenis oynamak, yüzmek, bisiklete binmek vb. birden fazla spor yapmayı da tercih edebilirsiniz.

Hadi bugün bir milat olsun. Spor ayakkabınızı giyin, havanın durumuna bakmadan atın kendinizi dışarıya... Gözünüze uzakta bir köşe kestirin ve şuraya kadar gidip dönebilirim diye düşünün. Bir ay sonra kaç köşe geçtiğinizi sayamayacaksınız bile… Sonra kendinize koşu parkurları belirleyip “Acaba şu gün, şurada mı yürüsem ya da koşsam” diyeceksiniz. Etrafınızdaki birçok kişinin ilham kaynağı olacaksınız. Hareket ederken, nefes nefese kalmadan, yanınızdaki kişi ile rahat rahat sohbet edebileceksiniz. Merdivenlerden çıkarken “Aslında o kadar da dik değilmiş” diyeceksiniz.

“On dakikalık yürüme mesafesindeymiş. Eskiden buraya nasıl da taksi ile gidiyormuşum?” diye içinizden geçireceksiniz.

Spor yapmak bir iş değil sizin mutluluğunuz olacak.

Sizce bunu denemeye değmez mi? 

Emine Yalti

Yazar, Sağlıklı Beslenme ve Spor Koçu

@emineyalti_

Göktürk Dergisi

Son Güncelleme: 03.06.2022 11:17
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.