“Türkiye'nin her kesimi büyük sıkıntılar içinde umut ararken, umudu eşkiya için arayanların bu millete hesap vereceği gün yakındır” diyen Dervişoğlu, “O insanları bırakıp canilere umut hakkı vermek için çaba sarf etmelerini ne ben ne tarih hiç kimse affetmeyecektir” ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, NOW TV ekranlarında İlker Karagöz’ün gündeme dair sorularını yanıtladı.
Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıldönümü olduğu hatırlatılan Dervişoğlu, “Asıl olan bu kabil felaketlere önceden hazırlanmaktır. Türkiye’nin konuyla ilgili yetersizliği tartışılmaz bir gerçek. Önceki dönemlerde hazırlanmış deprem eylem planları vardı. 2011 yılında hazırlandı, 2023 yılında da müddeti tamamlandı. Yeni bir deprem planına da stratejik bir deprem planına da ihtiyaç var. Bu planlama henüz yapılmadı” dedi.
Depremle ilgili araştırma önergesine red
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde depremle ilgili araştırma yapılması verdikleri önergenin iktidar kanadı tarafından reddedildiğini hatırlatan Dervişoğlu, “Önümüzdeki hafta içerisinde arkadaşlarımız bölgeye gidecek. Deprem anma takvimlerine sığdırarak geçiştirilecek bir durum değil. Önümüzdeki dönemde de beklenen büyük bir İstanbul depremi var. Bütün bunlara devletin hazırlanması lazım. Eksiklikler varsa o yoldaki eksikliklerin ikmal edilmesi lazım. Ulusal deprem stratejik planının hazırlanması lazım” ifadelerini kullandı.
“Stratejik deprem planının hemen hazırlanması gerekiyor”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bölgeye ziyareti öncesi gerçekleştirilen makyajlama çalışmalarına dikkat çeken Dervişoğlu, “Bakan gelecek diye asfaltlanan yollar da var. Bunlar ihtiyacı karşılamıyor. Bunlar makyaj nitelikli. Devlete hiçbir şey yapmadı denilemez ama muhtemel gelişmelere bağlı olarak da son derece tedbirli davranılması gereken bir şey. Stratejik deprem planının hemen hazırlanması lazım. O alandaki bütün yetersizliklerin giderilmesi lazım. Muhtemel bir Marmara-İstanbul depremine karşı da hazırlıkların derhal ikmal edilmesi lazım” şeklinde konuştu.
“Milli güvenlik sorunu olarak ele alınması lazım”
İktidarın 1999 depreminden itibaren 41 milyar doların üzerinde deprem vergisi topladığını aktaran Dervişoğlu, “Bu alanda toplanan paraların depreme karşı geliştirilecek stratejilerde ve tedbirlerde kullanılması gerekiyor. 50 bin vatandaşımızı kaybettik ve yüzbinlerce vatandaşımız yaralandı. Bu depremin Marmara bölgesinde olması hâli de son derece büyük sıkıntıları beraberinde getirecektir. Dolayısıyla bir taraftan baktığınızda bu yoldaki çalışmaların bir milli güvenlik sorunu olarak ele alınması lazım” değerlendirmesini yaptı.
“Soruşturmalar siyasi olarak algılanıyor”
Aziz İhsan Aktaş davası ile Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tahliyesi sorulan Dervişoğlu, “Davaya ismini vermiş kişi 400 yılın üzerinde bir cezayla yargılanıyor. Ama o tutuklu değil, tutuklu kaldığı süre ceza almış bile olsa tutukluluğu gerektirecek bir suç olmaktan çıkmış insanlar cezaevinde kalıyor. Başından beri de sizin programlarınızda da ifade ettim. Bu soruşturmalar hukuki değil, siyasi soruşturmalar gibi algılanıyor. Bu sıradan bir kabul de değil. Doğrudan doğruya böyle düşünmemizi gerektirecek gelişmelerle kendisini hissettiren bir durum” dedi.
“Bir suç varsa cezasız bırakılmamalıdır ama…”
Tutuklu belediye başkanlarının çoğunun 2019 yılında göreve geldiğine işaret eden Dervişoğlu, “2019 yılından itibaren 6 yıllık bir süre içerisinde de sürekli hükümetin yetkili kurumları tarafından denetlendiler. Orta yerde bir suç varsa elbette ki cezasız bırakılmamalıdır ama bunun hukuki kurallar içerisinde, vicdani bir biçimde sürdürülmesi gerektiği kanaatini taşıyorum. O sebeple en başından itibaren yargılamaların tutuksuz bir süreç olarak ele alınması gerektiğini vurguluyorum. Sayın Recep Tayyip Erdoğan da benzer soruşturmaların muhatabı oldu ama ceza alıncaya kadar tutuklanmadı. En başından beri bu yargılamaların tutuksuz yapılması gerektiğine de işaret ettik. Neticede kaçma şüphesi yok, neticede resmi bir kurumu da temsil ediyorlar. Dolayısıyla işi zulme dönüştürebilecek adımların atılmaması gerekiyor” ifadesini kullandı.
“Vatandaşlar ‘İmamoğlu’yla derdi olan İmamoğlu ile çözsün’ diyor”
“Siyasi bir kişilikle hesaplaşmak isteyebilirsiniz ama bu ileriye dönük kötü bir örnek de teşkil edebilir” diyen Dervişoğlu, “Şimdi Ekrem İmamoğlu içeride. Eşinin abisi içeride. Eşinin kardeşi içeride. Ailenin sorunlarını çözmekle kendini sorumlu saymış, koruma diye tabir edilen ama ailenin bir ferdi durumunda olan bir kişi de gözaltında. Babanın mal varlığına el koyulmuş. Aile farklı farklı yerlerden sıkıştırılmak isteniyor. O zaman da vatandaş ‘Kardeşim Ekrem İmamoğlu’yla derdi olan Ekrem İmamoğlu ile çözsün aileden ne istiyorsunuz?’ diyor. Bu sorus cevapsız kalıyor. Ben burada yöntemi eleştiriyorum. Devlet soruşturmak istiyorsa soruşturacak, kovuşturma yapmak istiyorsa kovuşturma yapacak, yargılama yapmak istiyorsa da yargılama yapacak. Ama bunlar hukukun içerisinde kalarak yapılması gereken şeyler” şeklinde konuştu.
Dervişoğlu’ndan aile vurgusu
Dervişoğlu, “Bizden olmayan herkes kahrolsun psikolojisiyle yapılmış operasyonlara dönüştürülüyor. Bu işin ciddiyetini de zaafa uğratan, hatta uzun vadede dumura uğratılacak bir durum. Ayrıca aileye yöneltilmiş bir saldırı olarak da algılanması muhtemel gelişmeleri beraberinde getiriyor. Sorgulama, soruşturma, yargılama yapılabilir ve sonucu beklenir. Suç varsa elbette ki suçu işleyen bedelini öder. Ama bunun ailelere yansımasına vesile olabilecek adımları atmaktan da uzak durmak lazım. Ben hayatım boyunca hiçbir siyasi kimlik ve kişiliğin ailesiyle uğraşmadım. Siyasette herkes bir şeylerden bahsetmiştir. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanı’nın da yakın aile çevresiyle ilgili evlatlarıyla ilgili damatları ile ilgili beyanlarda bulunulmuştur. Ben bunu hiç yapmadım. Çünkü aile kavramını taşıdığı kutsiyet içerisinde ele alıp değerlendirmek lazım” diye ekledi.
“Bütün belediye başkanları tutuksuz yargılanmalıdır”
Haksızlık ve adaletsizlik boyutuna varmış durumlara müdahale edilmesi gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, “Bu zulme son verilmesi hususunda doğru adımlar atılmasından yanayım. Bunu haksızlığa uğrayan herkes için söylüyorum. Adaletsizliğe uğrayan herkes için söylüyorum. En başından diyorum işte. Bütün belediye başkanları tutuksuz yargılanmalıdır. Ama siz gelip 400 yıldan fazla ceza istenen kişiyi serbest bırakıp yanına devletin korumasını veriyorsunuz. Ailenin dertleriyle ilgilenmek üzere aile tarafından seçilmiş ve görevlendirilmiş kişiye de zulüm ediyorsunuz. Bu mahremiyete de saldırı anlamına geliyor. Soruşturmaların da magazinel boyuta taşınmasının bence sebebi bu.
Keçiören Belediye Başkanı Özarslan’ın istifası
Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifası ile AK Parti’ye katılacağı yönündeki iddialar sorulan Dervişoğlu, “İYİ Parti, partilerin birbirlerinden yaptığı transferlerden en çok yer alan partidir. Bu kabil olaylar İYİ Parti'ye yönelik bir biçimde yapıldığında ses çıkarmayanlar bugün feryadı figan ediyorlar. Ben bunlara işaret ettim. ‘Bu işler tek bir merkezden yönetiliyor ve uzun vadede Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sayısal üstünlüğe ihtiyacı olanların da önünü açacak’ demiştim. İlk transferler İYİ Parti'den yapılmıştı. Bu transferleri yapanları o zaman uyarmış ve eleştirilmiştim. Bugün onun sonuçlarını görüyoruz. Hatta o zaman ‘Bunlar tek merkezden yönetiliyor. Bugün siz bizden milletvekili transfer ediyorsunuz. Bu yaptıklarınız yarın sizden yapılacak olan transferleri meşrulaştıracak. Dolayısıyla siyasi rakibinizin de bu vesileyle önünü açmış olacaksınız. Bütün bunlar belediyelere kadar da sirayet edecek’ demiştim. Bugün onun sonuçlarını yaşıyoruz” dedi.
“Bu yolu açanları geçmişte uyarmıştım”
Yaşanan gelişmeler ardından birtakım mesajlaşmaların da gündeme geldiğine işaret eden Dervişoğlu, “Kimse gidişini meşrulaştırmaya çalışmasın, hiç kimse de geriye dönük hatalarının üstünü kapatmaya uğraşmasın. Bu yolu açanlar böyle bir akıbete uğrayacakları hususunda geçmişte tarafından uyarılmıştı. ‘Bu yaptığınız başkasının önünü açar. Bize yaptıklarınız yüzünden yarın sizin partinizden transferler başlayacak. Yarın onların size karşı yapacaklarını meşrulaştıracaksınız’ demiştim. Bugün onun sonuçlarını görüyoruz.” ifadelerin kullandı.
“Orta yerde siyasi ahlak yönüyle tartışılması gereken bir husus var”
“Bir siyasi partiden seçilmiş belediye başkanı ya da milletvekilinin, kendisine oy veren seçmenin iradesine saygı göstermek gibi bir mecburiyeti vardır” diyen Dervişoğlu, “Size ve partinize duyulan sevgiye istinaden oy alıyorsunuz. Siz oyu aldıktan, o makamı da işgal ettikten sonra; o sevgiyi ve oyu, başka bir siyasi partiye ciro edemezsiniz. Bu siyaseten ahlaklı bir duruş değildir. Size verilen gönülleri başkasına kiraya da veremezsiniz. ‘Ben gidiyorum. Bana şu şöyle yaptı, öbürü böyle yaptı. Onun için gitmem adına birtakım haklı gerekçeler oluştu’ Böyle bir gerekçeyi hiç kimse oluşturmaya kalkışmasın. Orta yerde siyasi ahlak yönüyle tartışılması gereken bir husus vardır ve millet bu tartışmayı vicdanında yapar. Kimse de bunun sorumluluğundan kendisini kurtaramaz” şeklinde konuştu.
Siyasi ahlak yasası çağrısı
Dervişoğlu, “Geriye dönük hatalarına bakarak durumdan ders çıkarmaları icap edenlerin de bugün biraz daha sabırlı, biraz daha ölçülü olmak gibi bir pozisyon almaları gerekiyor. Çünkü bu kabil işler siyasetin seviyesini aşağıya çektiği gibi siyasetçiye olan güveni de aşındırıyor” şeklinde konuştu. Zaten siyaset müessesesi 2018 yılındaki sistem değişikliğinden itibaren yeteri kadar aşındı. Bunu hukuki bir tedbirle de engellemenin çalışmalarının yapılması icap ediyor. Bir partiden milletvekili seçilenin, o dönem içerisinde başka bir siyasi partiye transfer olmasının önünü kapatacak yasal düzenlemelere gerek var. Partisinden istifa ediyorsa milletvekilliğinden de istifa etmiş sayılmasına vesile olabilecek düzenlemelere ihtiyaç var” diye ekledi.
“Bu adam İYİ Parti'nin kurucusu değil”
İYİ Parti’nin bir üyesinin, Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş'i kıyafeti üzerinden hedef alması ardından yaşanan gelişmeler sorulan Dervişoğlu, “Bir kere bu adam İYİ Parti'nin kurucusu falan değil. Ama bu bizim partimizin bir üyesi mi? Doğru. Araştırdık. Bizim partimizin bir üyesi çıktı. Siyasi partilerin milyonlarca üyesi var. Dolayısıyla ortada bir suç durumu söz konusuysa önce suçun vasfına, mahiyetine bakılır. O kişinin hangi partiye üye olduğuna bakmadan önce suça bakmak gerekir. Konu İYİ Parti olunca hem kamuoyunda hem de sosyal medyada bu kabil paylaşımlar yapılıyor. Burada partilerin takındığı tavrın ne olacağını bilmek lazım” dedi.
“Bu kişiyi partiden atacağım”
“Kişilerin cinsiyetleri ve kılık kıyafetleri üzerinden tanımlanarak aşağılanması düşüklüğünü gösteren adamın benim partimin saflarında yer almaması lazım” diyen Dervişoğlu, “Peki siyasi parti hukuken ne yapabilir? Siyasi parti genel başkanının doğrudan talimatıyla onu merkez disiplin kuruluna sevk eder ve partiden ihraç eder. Şimdi bu bir duruştur. Başka siyasi partilerde ne kadar suç işlemiş adam var ya da suç işlemeye eğilimli ne kadar adam var diye bir araştırma yapmanın da gereği yoktur. Muhtemeller üzerinden bir şey yapılmaz ama diğer siyasi partilerin de bu kabil şaibeleri olan insanları tıpkı İYİ Parti'nin sergilediği sorumlulukla hareket etmeye davet ediyorum. Ben bu kişiyi benim partimde olamayacağını tebliğ ederek disiplin kuruluna sevk ettim ve partiden kaldırıp atacağım” ifadesini kullandı.
Dervişoğlu, Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş’i ziyaret edecek
Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş’i de telefonla aradığını söyleyen Dervişoğlu, “Sadece ben değil; genel sekreterimiz, genel başkan yardımcılarımız da aradı. Konuyla ilgili üzüntülerimizi bildirdik. Bu davranışta bulunanın bizim çatımızın altında yer almaya devam edemeyeceğini ifade ettik. Hatta nezaketen Perşembe günü kendisini makamında ziyaret edeceğimi söyledim. Bunu telafi etmek amacıyla da değil, bir duruşu sergilemek adına bunu yapıyorum. Böyle bir edepsizliğin cezasız kalmaması gerektiğine inanıyorum. Ayrıca bu edepsizliği yapanın da bizim kutlu çatımızın altında yer bulamayacağını kamuoyuna buradan açıkça ilan ediyorum” şeklinde konuştu.
“Süreçteki endişelerimde haklı çıktım”
Terörsüz Türkiye adıyla yürütülen süreç kapsamında gündeme gelen umut hakkında değinen Dervişoğlu, “Süreçle ilgili ilk değerlendirmemde söyledim. ‘Bu süreç herhangi bir sorunun çözümüne yönelik yaşama geçirilmiş bir süreç değil. Bu süreç Türkiye'nin tartışılmazlarını tartışma masasına yatırmak suretiyle bazı şeyleri meşrulaştırılmasının önünü açacak’ dedim. Türkiye'nin tartışılmaz değerleri nedir? Bayrağı tartışılır, dili tartışılır, vatanın bütünlüğü tartışılır, üniter devlet yapısı tartışılır. Bütün bunlardan netice alınamaz ama hiç olmazsa tartışılır hale getirmek suretiyle mesafe alınır. Böyle bir endişeyi taşıyorum demiştim. Endişelerimde haklı çıktım” dedi.
“Türkiye’nin tartışılmazları tartışılıyor”
Dervişoğlu, “Ayrıca bu süreç başlatıldığı an itibariyle de Abdullah Öcalan'ın özgürlüğüne kavuşturulmasının önünü açacak bir süreç olarak kendini hissettirecek demiştim. Komisyon defalarca toplandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi, İmralı'ya götürerek; devletle, İmralı’daki cani başı eşitlendi. Onun eriştiği statüden istifade etmeye yönelik olarak, onun kurduğu örgütün siyasi uzantısı parti, Meclis başta olmak üzere Türkiye'nin her yerinde nümayişler yapıyor. Ulusal Kürt hareketinden bahsediliyor. Federe Kürt devletinden bahsediliyor. İki dillilikten, eşit vatandaşlık tanımlamasıyla eş vatandaşlıktan bahsediliyor. Bütün bunlar Türkiye'de tartışılmaması icap eden konulardı. Tartışıldı ve sorun olarak meşru bir zemine doğru da taşındı. Şimdi Türkiye önümüzdeki dönemde bu komisyondan kaynaklı olarak yaşama geçirilmiş sorunlarla uğraşacak. Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Çünkü yöntem değiştirmiyorlar. Abdullah Öcalan denen caninin kurduğu kuramlar ve ürettiği kavramlar üzerinden yürüyor. Sayın Bahçeli bu süreci nasıl başlatmıştı? ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelsin, örgütünü feshettiğini açıklasın ve umut hakkından yararlansın’ demişti. Şimdi olanlar zaten bu” değerlendirmesini yaptı.
“Yasal düzenleme için ısınma turları atıyorlar”
Umut hakkı tartışmalarına değinen Dervişoğlu, “Abdullah Öcalan 1999’da Türkiye Cumhuriyeti tarafından teslim alınmış ve hapishaneye takılmıştır. Yargılama sürmüş, idam cezasıyla cezalandırılmıştır. İdam cezası kaldırıldıktan sonra da ağırlaştırılmış müebbet hapiste hükümlüdür. İdam cezasından ağırlaştırılmış müebbet hapse dönen hükümlüler için herhangi bir umut hakkının uygulanabilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla bunun için yasal düzenleme gerekmektedir. O yasal düzenlemeyi gerçekleştirebilmek için de şimdi ısınma turları atıyorlar” dedi.
“Öcalan suç işlemeyi bırakmadı”
1999’da tutuklanan terör örgütü elebaşı Öcalan’ın 2026 yılına kadar ki dönemde suç işlemeyi bırakmadığını vurgulayan Dervişoğlu, “Örgütünü yönetmiştir. Örgütüyle ilgili bir çatı örgütü kurmuştur. Irak'ta PÇDK’, Suriye'de PYD/YPG, Türkiye'de PKK ve İran'da da PJAK denen yapıların oluşturulmasını temin etmiştir. Ayrıca ‘kurucu önder’ diye ilan edilmek suretiyle de örgütün kendini sözde feshetmesine yönelik kararlar alması noktasında yine örgütün lideri olarak sorumluluk üstlendiğini iddia etmektedir. Örgütün tabakta - çanakta silah yakma şovu da vardı. Örgütün silah bırakmasını da temin etmek yolunda örgüt lideri olarak adımlar atmıştı. Dolayısıyla 1999’dan günümüze işlenmiş ne kadar suç varsa o suçların asli failidir. 2017 yılında Süleyman Soylu dönemimde İçişleri Bakanlığı'nın Abdullah Öcalan'ın hâlâ örgütü yönettiğine dair genelgesi var. Dolayısıyla umut hakkının hukuken uygulanabilmesi kendisi açısından mümkün değildir. Ama devlet ne hikmetse Abdullah Öcalan gibi binlerce insanımızın, bebeklerin, kadınların, korucunun, askerin, polisin, öğretmenin, mühendisin katiline umut vermek için Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurduğu komisyonda yol aramaktadır. Türk milletinin bunu kabul edebilmesi mümkün değildir” ifadesini kullandı.
“Erdoğan gerekirse kalemini çıkarır ve Abdullah Öcalan'ı affedebilir”
Dervişoğlu, “Abdullah Öcalan'ı şayet serbest bırakmak istiyorlarsa, affetmek istiyorlarsa bu konuyla ilgili başkalarını meşgul etmeye kalkışmanın bir gereği yoktur. Sayın Cumhurbaşkanı gerekirse kalemini çıkarır ve Abdullah Öcalan'ı affedebilir. Bu yetkiye sahiptir” diye ekledi.
İYİ Parti Genel Başkanı şöyle devam etti:
Abdullah Öcalan'a umut hakkı verenlerin bu ülkenin emeklilerine umut hakkı tanımak yolunda çalışmalarda bulunmaları gerekir. Asgari ücretle geçimini sürdüren ve hayatını idame ettiremeyen insanlara bir umut yaşatması lazım. Valizini toplayıp yurt dışında istikbal arayan gencin, Türkiye'de umut yeşertebilmesinin önünü açması lazım. Onun için bir umut hakkı inşa etmesi lazım. Güvenlik işinde çalışamayan emeklinin, geleceğini garanti altına alamayan memurun, toprağa düşürdüğü terin karşılığını alamayan çiftçi adına bir umut hakkı yaratması lazım. Hastanelerde saldırıya uğrayan doktorlar ve sağlık çalışanlarımız için bir umut yaratmaya çalışması lazım. Öğrenimlerini ekonomik imkansızlıklar yüzünden sürdüremeyen lisans, ön lisans, doktora gibi programları tamamlayamadıkları için okullardan ayrılan öğrenciler için bir umut hakkı yaratılması lazım. Dertleriyle uğraşan sanayici için umut hakkı yaratmak lazım. KOBİ'ler için kepenklerini kapatmak tehlikesiyle karşı karşıya kalmış esnaflar için pazarda çürük meyve -sebze toplayan vatandaşlar için umut hakkı yaratması lazım. Sayısı 24 milyona yaklaşmış icra dosyalarında hem borçlunun hem alacaklının hakkını savunabilmek adına bir umut hakkı yaratmaları lazım. Türkiye'nin her yeri, Türkiye'nin her kesimi büyük sıkıntılar içinde umut ararken, umudu eşkiya için arayanların bu millete hesap vereceği gün yakındır.
Türkiye'de bu kabil problemleri görmezden gelerek, kendi problemlerini sadece Abdullah Öcalan'a ve sürece endeksleyenlerin artık Türk siyasetinde üretecekleri bir şey kalmamıştır”
“Terörsüz Türkiye'yi kim istemez?” diye soran Dervişoğlu, “Ama siz Ege adaları probleminin çözümünü ya da çözümüne yönelik askeri stratejiyi Yunan generalleriyle yapar mısınız? Türkiye'yi o duruma düşürdüler.” değerlendirmesini yaptı.
Süreç kapsamında kurulan komisyonun yapısını eleştiren Dervişoğlu, “Çünkü hükümet bu komisyonun şeklini, komisyonun karar alma sayısını, siyasi partilerin üye sayısını Meclis Başkanı ile birlikte müşterek planladı. Yani o komisyona katılarak o komisyonun yanlış bir karar almasını engelleyemezsiniz. Siyasi partiler oraya gelerek iktidarın verdiği evet oylarını hayır oylarıyla meşrulaştırmak adına figüran durumuna düşüyorlar” dedi.
Dervişoğlu, “Bu hükümetin ya da bugün iş başında bulunan iktidarın umut hakkı vermesi gereken insanlar vardır. O insanları bırakıp canilere umut hakkı vermek için çaba sarf etmelerini ne ben ne tarih hiç kimse affetmeyecektir” diye ekledi.
“Bu iktidar için vakit tamamdır. Deniz tükenmiştir” diyen Dervişoğlu, “Hakkın, hukukun, adaletin vakti geldi. Demokrasinin vakti geldi. Emeklinin hakkını almasının vakti geldi. Gençlerin gelecek hayali kurmasının vakti geldi. Adaletin tam ve kamil bir biçimde uygulanmasının vakti geldi. Haksızlığın, hukuksuzluğun, adaletsizliği yok edilmesinin vakti geldi. Emeklinin, memurun tenceresini doğru bir biçimde kaynatmasının vakti geldi.
Fırsat eşitsizliğinin ortadan kaldırılmasının vakti geldi. Yasaklarla, cezalarla, vergilerle ve harç zamlarıyla vatandaşın boğazını sıkılmasının durdurulmasının vakti geldi” şeklinde konuştu.
Dervişoğlu, yakın takvim içerisinde yolsuzlukla mücadele eylem planını paylaşacaklarını da açıkladı.



