Teknoloji Bizi Birbirimize Yaklaştırdı mı, Uzaklaştırdı mı?

Teknolojinin hayatımıza ne kadar hızlı girdiğini düşündüğüm zaman bazen şaşırıyorum. Eskiden bir insanla konuşmak için yanına gitmek, telefon açmak veya uzun uzun haber beklemek gerekiyordu. Bugün ise dünyanın diğer ucundaki birine birkaç saniye içerisinde ulaşabiliyoruz. Mesaj gönderiyoruz, görüntülü konuşuyoruz, fotoğraflarımızı paylaşıyoruz ve kilometrelerce uzakta olsak bile birbirimizin hayatından haberdar olabiliyoruz.

Bütün bunlara baktığımızda aslında birbirimize hiç olmadığımız kadar yakın olmamız gerekiyor. Fakat ben zaman zaman bunun tam tersinin yaşandığını düşünüyorum.

Bir kafeye gittiğimde veya arkadaşlarımla bir araya geldiğimde çevreme bakıyorum. Aynı masada oturan insanların ellerinde telefonlar var. Birbirlerine çok yakınlar ama dikkatleri başka yerlerde. Biri sosyal medyaya bakıyor, diğeri mesaj yazıyor, bir başkası önündeki insan yerine kilometrelerce uzaktaki birinin ne paylaştığını merak ediyor.

Bunu sadece başkalarında görmüyorum. Hepimiz yapıyoruz. Ben de yapıyorum.

Bir arkadaşımızla buluşuyoruz. Sohbet ederken telefonumuza bir bildirim geliyor ve ister istemez ekrana bakıyoruz. Belki birkaç saniye sürüyor ama karşımızdaki kişiye farkında olmadan “Şu anda telefonumda olan şey, senin anlattığından daha önemli” hissini verebiliyoruz.

İşte teknoloji konusunda beni düşündüren şey tam olarak bu.

Teknolojinin kötü olduğunu düşünmüyorum. Aksine bugün sahip olduğumuz birçok imkânı çok değerli buluyorum. Uzakta yaşayan sevdiklerimizle görüntülü konuşabiliyoruz. Yıllardır görmediğimiz insanları bulabiliyoruz. Dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan bir gelişmeyi birkaç dakika içerisinde öğrenebiliyoruz. Eğitim alabiliyor, çalışabiliyor, okuyabiliyor ve kendimizi geliştirebiliyoruz.

Ben de teknolojinin sunduğu bu imkânlardan yararlanıyorum. Sosyal medyayı kullanıyorum, yazılarımı insanlarla paylaşıyorum, araştırma yapıyorum ve merak ettiğim birçok konuya teknoloji sayesinde ulaşabiliyorum. Hatta bugün yazdığım bir yazının hiç tanımadığım bir insana ulaşabilmesi bile bana göre teknolojinin en güzel taraflarından biri.

Ama bütün bunların yanında kendime şu soruyu da soruyorum: Birbirimize ulaşmak bu kadar kolaylaşmışken neden birbirimizi anlamak hâlâ bu kadar zor?

Bence iletişim kurmak ile gerçekten bağ kurmak aynı şey değil.

Bir insana gün boyunca onlarca mesaj gönderebiliriz. Sosyal medyada ne yaptığını takip edebilir, fotoğraflarını beğenebilir ve sürekli iletişim hâlinde olabiliriz. Fakat bütün bunlara rağmen onun gerçekte ne hissettiğini bilmiyor olabiliriz.

Çünkü bir mesajın içerisinde göz teması yoktur. Karşımızdaki kişinin sesinin titrediğini fark edemeyebiliriz. “İyiyim” diye yazan birinin aslında iyi olmadığını anlamayabiliriz. Bir insanın sustuğu anda yüzündeki ifadeyi göremeyiz.

Ben yüz yüze konuşmanın değerinin burada ortaya çıktığını düşünüyorum.

Karşımızdaki insanın gözlerinin içine bakmak, onu gerçekten dinlemek ve konuşurken başka bir şeyle ilgilenmemek artık eskisinden daha değerli hâle geldi. Çünkü dikkatimizin sürekli bölündüğü bir zamanda, bir insana bütün dikkatimizi vermek aslında ona verdiğimiz değerin de bir göstergesi.

Belki de günümüzde en büyük eksikliklerden biri gerçekten dinlemek.

Herkes bir şey anlatıyor, herkes bir şey paylaşıyor. Sosyal medyada sürekli konuşuyoruz. Fikirlerimizi, fotoğraflarımızı, gittiğimiz yerleri ve hayatımızdan birçok anı gösteriyoruz. Fakat bütün bu paylaşımın içerisinde gerçekten birbirimizi ne kadar dinliyoruz?

Ben anı biriktirmeyi seven biriyim. İnsanlarla konuşmayı, onları tanımayı ve güzel zamanları hatırlamayı seviyorum. Bu yüzden yıllar sonra geriye baktığımda sadece telefonumda binlerce fotoğraf görmek istemem. O fotoğrafın çekildiği gün ne konuştuğumuzu, nasıl güldüğümüzü ve yanımdaki insanın bana ne hissettirdiğini de hatırlamak isterim.

Çünkü fotoğraf bir anı kaydedebilir ama o anın duygusunu yaşayacak olan yine biziz.

Telefonlarımızın hafızası büyüdükçe kendi hafızamızdaki güzel anların azalmasını istemem.

Bunun için teknolojiden tamamen uzaklaşmamız gerektiğini de düşünmüyorum. Zaten günümüzde bu pek mümkün değil. Telefonlarımız işimizin, eğitimimizin, iletişimimizin ve günlük yaşamımızın bir parçası hâline geldi. Mesele telefonu bırakmak değil; hayatımızın neresinde duracağını belirleyebilmek.

Bir arkadaşımızla kahve içerken telefonu bir süre çantaya koymak çok zor olmamalı. Ailemizin yanındayken gelen her bildirime hemen bakmak zorunda değiliz. Sevdiğimiz biri bize bir şey anlatırken birkaç dakika boyunca ekranı unutabiliriz.

Çünkü o bildirim daha sonra da orada olacak. Ama karşımızdaki insanın bizimle paylaşmak istediği o an bir daha gelmeyebilir.

Son yıllarda telefonumuzun şarjı azaldığında hemen telaşlanıyoruz. İnternet bağlantısı kesildiğinde kendimizi dünyadan kopmuş gibi hissediyoruz. Bir yere gittiğimizde Wi-Fi olup olmadığını soruyoruz. Fakat aynı hassasiyeti ilişkilerimize gösteriyor muyuz?

Telefonumuzun şarjının yüzde kaç olduğunu biliyoruz ama sevdiğimiz insanların nasıl olduğunu gerçekten biliyor muyuz?

Bence üzerinde düşünmemiz gereken soru biraz da bu.

Teknoloji bize dünyanın kapılarını açtı. Daha önce ulaşamadığımız insanlara, bilgilere ve yerlere ulaşmamızı sağladı. Bunun çok büyük bir imkân olduğuna inanıyorum. Ama hiçbir teknoloji bir insanın yanında gerçekten bulunmanın yerini tamamen tutamaz.

Çünkü insanın ihtiyacı yalnızca ulaşılabilir olmak değildir. Görülmek, dinlenmek, anlaşılmak ve değer gördüğünü hissetmek de ister.

Belki teknoloji bizi fiziksel mesafelerden kurtardı ama duygusal mesafeyi kapatmak hâlâ bize düşüyor.

Ben teknolojiden vazgeçmek istemiyorum. Ama teknoloji yüzünden insanlardan vazgeçmek de istemiyorum.

Bu yüzden zaman zaman telefonu bir kenara bırakıp yanımızdaki insanlara bakmamız gerektiğine inanıyorum. Belki o anda anlatılacak güzel bir hikâye, edilecek samimi bir sohbet veya yıllar sonra hatırlayacağımız küçücük bir an bizi bekliyordur.

Çünkü ekranlar değişir, telefonlar eskir, uygulamalar kapanır ve bugün çok önemli gördüğümüz birçok paylaşım birkaç gün sonra unutulur. Ama bir insanla gerçekten kurduğumuz bağ ve birlikte yaşadığımız güzel bir an yıllar sonra bile bizimle kalabilir.

Teknoloji bizi birbirimize ulaştırdı. Bundan sonrası ise bizim elimizde: Birbirimize sadece ulaşacak mıyız, yoksa gerçekten birbirimizin hayatında olacak mıyız?

Metin Gürkan Gündoğdu