GÜNDEM

Son dakika: 2026 SGK borçlarını taksitlendirme başvurusunda merak edilenler! Motorlu Taşıtlar Vergisi de dahil mi? 72 ay

Borcunu tecil ve taksitlendirme yöntemiyle kapatmak isteyenler için ödeme süresi 72 aya kadar çıkarılırken, belirlenen koşulları karşılayan borçlulara faiz ve teminat açısından önemli kolaylıklar sunuluyor. Ancak burada en önemli nokta, başvuruda bulunan herkesin bu imkanlardan doğrudan faydalanamayacak olması. Peki, 72 aya kadar taksitlendirme hakkından kimler yararlanabilecek, hangi borçlar için avantaj uygulanacak ve son başvuru tarihi kaçırılırsa ne olacak? İşte merak edilen tüm ayrıntılar..

SGK borçlarını tecil ve taksitlendirme yöntemiyle ödemeyi planlayan milyonlarca işveren ve sigortalı açısından 31 Ağustos tarihi yaklaşıyor. Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünün yayımladığı 2026/15 sayılı Genelge ile SGK alacaklarının tecil edilmesine yönelik kurallar yeniden şekillendirilirken, 31 Ağustos 2026'ya kadar gerçekleştirilecek başvurular için dikkat çeken bazı kolaylıklar getirildi.

Yapılan değişiklikle SGK borçlarında en uzun taksit süresi 36 aydan 72 aya yükseltildi. Bunun yanı sıra belirli koşulları karşılayan borçlulardan 10 milyon TL'ye kadar teminat talep edilmeyecek. Ancak söz konusu imkanlardan faydalanabilmek için 31 Ağustos tarihinin geçirilmemesi büyük önem taşıyor.

SGK BORÇLARINDA TAKSİT SÜRESİ 72 AYA ÇIKTI

7582 sayılı Kanun ile 11414 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında SGK alacakları için uygulanabilecek azami tecil süresi 36 aydan 72 aya yükseltildi. Düzenleme kapsamında çok zor durum değerlendirmesine bağlı olarak uygulanabilecek taksit sürelerinde de artış yapıldı. Kademeli tecil uygulamasına ilişkin süreler yeniden düzenlenirken, 36 ayı geçen tecil işlemlerinde kademeli tecil yöntemine başvurulmayacak.

10 MİLYON TL'YE KADAR TEMİNAT İSTENMEYECEK

Genelgeyle teminatsız tecil için belirlenen sınır 10 milyon TL oldu. Buna göre, ilgili SGK biriminde takip edilen toplam borcun 10 milyon TL veya altında olması durumunda borçludan teminat alınmayacak. Borcun 10 milyon TL'yi aşması halinde ise yalnızca aşan tutarın yarısı kadar teminat gösterilmesi gerekecek. Birden fazla işyeri bulunan veya farklı SGK birimlerinde borcu bulunan kişiler için teminat uygulaması ayrıca değerlendirilecek.

31 AĞUSTOS'A KADAR BAŞVURANA YÜZDE 29 TECİL FAİZİ

Düzenlemenin öne çıkan noktalarından biri de tecil faiz oranı oldu. 31 Ağustos 2026 tarihine kadar yapılacak tecil başvurularında yıllık yüzde 29 oranında tecil faizi uygulanacak. Başvuruyu yapan kişilerin ilk taksiti de en geç 31 Ağustos 2026 tarihine kadar yatırması gerekiyor. İlk taksidin zamanında ödenmemesi halinde yüzde 29'luk tecil faizi avantajından yararlanılamayacak.

İL MÜDÜRLÜKLERİ HAFTA SONU DA HİZMET VERECEK

Başvuru süresinin bitmesine az bir zaman kala oluşabilecek yoğunluğun önüne geçmek amacıyla SGK'nin ilgili birimlerinin çalışmalarını sürdüreceği bildirildi. Bu kapsamda 81 ildeki Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri ve Sosyal Güvenlik Merkezleri, 29-30 Ağustos hafta sonunda da hizmet vermeye devam edecek.

HANGİ SGK BORÇLARI TAKSİTLENDİRİLEBİLİYOR?

Düzenlemeye ilişkin merak edilen ayrıntıları SGK Uzmanı Melis Elmen Milliyet.com.tr'ye değerlendirdi.

"Buradaki düzenlemeyi klasik anlamda bir borç yapılandırma affı olarak değerlendirmemek gerekiyor. Esas olarak 6183 sayılı Kanun kapsamında uygulanan kamu borçlarının tecil ve taksitlendirme sisteminin kapsamı genişletiliyor. Başka bir ifadeyle devlet, borcunu kısa sürede kapatamayan kişiye daha uzun bir ödeme süresi sunuyor.

En önemli değişikliklerden biri azami taksit süresinin 36 aydan 72 aya çıkarılması. Teminatsız tecil konusunda da yeni bir sınır belirleniyor.

Peki 72 aya kadar taksitlendirme hangi borçlarda gündeme gelebiliyor?

6183 sayılı Kanun kapsamındaki uygulamalar ve ilgili düzenlemeler doğrultusunda vergi borçları, SGK prim borçları, Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV), trafik cezaları, KYK öğrenim kredisi borçları, belediye borçları, emlak vergisi, çevre temizlik vergisi, bazı idari para cezaları, geçiş ücretleri ve ecrimisil borçları öne çıkan kalemler arasında yer alıyor.

SGK açısından ise işverenlerin prim borçları, Bağ-Kur prim borçları ve bazı genel sağlık sigortası kapsamındaki kamu alacakları ile SGK gecikme zammı bulunan borçlar için 72 aya kadar taksitlendirme imkanı gündeme geliyor.

MTV DE KAPSAMDA MI?

Düzenlemeyle ilgili en fazla merak edilen konulardan biri de MTV. Motorlu Taşıtlar Vergisi borçları da taksitlendirme kapsamında değerlendirilebilen borç kalemleri arasında bulunuyor. Ek MTV'den kaynaklanan borçlar da bu kapsamda değerlendirilebilecek kalemler arasında sayılıyor.

HANGİ BORÇLAR ÇOĞUNLUKLA KAPSAM DIŞINDA KALIYOR?

6183 sayılı Kanun kapsamındaki tecil uygulamalarında bazı borç türleri taksitlendirme açısından sınırlı şekilde değerlendiriliyor veya genel olarak kapsam dışında kalabiliyor. Bunlar arasında geçici vergi, ÖTV'nin bazı türleri, özel iletişim vergisi, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) ile bazı harç ve fonlar bulunuyor.

Bu nedenle tüm borçların herhangi bir koşul aranmadan 72 aya bölüneceği düşünülmemeli.

EN ÖNEMLİ NOKTA: OTOMATİK BİR AF SÖZ KONUSU DEĞİL

Burada özellikle altı çizilmesi gereken konu, düzenlemenin otomatik bir borç silme veya faiz affı olmadığı. Herkese koşulsuz olarak uygulanacak bir yapılandırmadan da söz edilmiyor. Borçlunun başvuru yapması, ödeme güçlüğünün ilgili şartlar çerçevesinde değerlendirilmesi ve oluşturulan ödeme planına uyulması gerekiyor.

1 MİLYON TL'YE KADAR TEMİNATTA KOLAYLIK

Düzenlemenin dikkat çeken avantajlarından biri teminat konusunda getirilen kolaylık. Daha önce daha düşük tutarlı borçlarda dahi ipotek, banka teminat mektubu veya taşınmaz teminatı gibi güvence talepleri gündeme gelebiliyordu. Yeni uygulamada ise belirlenen sınır dahilindeki borçlar için teminat aranmayacak; sınırı aşan bölüm açısından ise aşan tutarın yarısı kadar teminat yeterli olacak.

"VADE UZADIKÇA AYLIK YÜK AZALIYOR, ANCAK TOPLAM MALİYET ARTABİLİYOR"

Tecil faizinin de göz önünde bulundurulması gerekiyor. Burada faizsiz bir yapılandırma söz konusu değil. Borç, daha uzun vadeye yayıldığı için aylık ödeme tutarı düşebiliyor ancak toplam geri ödeme miktarı faiz nedeniyle yükseliyor.

"BORÇ ORTADAN KALKMIYOR, SADECE DAHA UZUN SÜREYE YAYILIYOR"

"Bu uygulama özellikle ödeme güçlüğü yaşayan vatandaş ve işletmelere zaman kazandırıyor. Ancak borcun silinmediğini unutmamak gerekiyor. Vade uzadıkça faiz yükü de artıyor."

EN YAYGIN YANLIŞ ANLAMA

Kamuoyunda 31 Ağustos'a kadar başvuran herkesin borcunu doğrudan 72 aya bölebileceği yönünde bir algı oluşmuş durumda. Ancak 72 ay herkes için uygulanacak sabit bir taksit sayısı değil, ulaşılabilecek en yüksek süreyi ifade ediyor.

Örneğin vergi borçlarında kişinin mali durumuna ve likidite oranına göre farklı vade seçenekleri uygulanabiliyor. Faal mükellef olup bilanço veya işletme hesabı esasına göre defter tutanlarda likidite oranının 0,50 ve üzerinde olması halinde 36 taksit, 0,30 ile 0,50 arasında olması halinde 48 taksit, 0,30 ve altında bulunması durumunda ise 72 taksit uygulanabiliyor. Faal mükellefiyeti olmayan veya bu kapsamda defter tutmayanlar için genel süre 48 taksit olarak uygulanıyor.

Borcun türü de vade açısından belirleyici. Örneğin KDV ve Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi borçlarında 72 aylık süre bulunmuyor; bu borçlar en fazla 12 eşit taksitte ödenebiliyor. Bu nedenle 72 ayı herkes için geçerli 6 yıllık standart vade olarak değerlendirmemek gerekiyor.

SGK borçlarında da 72 ay otomatik olarak tanınmıyor. Taksit süresi borçlunun mali durumuna göre belirleniyor. Özellikle 36 ayın üzerindeki uzun vadeli taleplerde "çok zor durum" değerlendirmesi ve bu durumu ortaya koyan mali belgeler gündeme geliyor.

Peki 31 Ağustos neden kritik? Çünkü bu tarihe kadar gerçekleştirilen uygun tecil işlemlerinde normalde yıllık yüzde 39 olarak uygulanan tecil faizi yerine yüzde 29 oranından yararlanılabiliyor. Dolayısıyla avantaj yalnızca taksit süresinin 72 aya kadar uzatılması değil, aynı zamanda faiz oranının 10 puan daha düşük olması.

"ANA PARA SİLİNMİYOR, BORÇTAN TAMAMEN KURTULMA SAĞLANMIYOR"

Bir diğer önemli nokta ise bunun bir borç affı olmaması. Ana para ortadan kalkmıyor ve gecikmiş borcun tamamı silinmiyor. Bunun yanında tecil süresi boyunca yıllık yüzde 29 oranında tecil faizi uygulanıyor.

1 MİLYON TL'LİK BORÇ 72 AY SONRA NE KADAR OLUR?

Bu nedenle "1 milyon TL borcu 72 aya bölerim ve ayda yaklaşık 13 bin 900 TL öderim" şeklinde yalnızca ana para üzerinden hesap yapmak doğru değil. Bu rakam, faiz hesaba katılmadan ana paranın 72'ye bölünmesiyle ortaya çıkıyor. Tecil faizi ayrıca hesaplanıyor.

1 milyon TL'lik borcun 72 ay sonunda kesin olarak hangi tutara ulaşacağını tek bir rakamla ifade etmek de doğru olmaz. Nihai ödeme planı; borcun türü, mevcut gecikme tutarları, tecil tarihi ve taksitlerin ödeme zamanları gibi unsurlara göre değişebiliyor.

Ancak genel olarak 72 aylık vadenin aylık ödeme yükünü hafiflettiği, buna karşılık toplam geri ödeme maliyetini yükseltebildiği söylenebilir. Bu nedenle ödeme gücü bulunan bir kişinin yalnızca en uzun vadeyi tercih etmesi her zaman daha avantajlı olmayabilir. Aylık bütçe ile toplam faiz maliyetinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

BU DÜZENLEME BORÇLULARA GERÇEKTEN RAHATLAMA SAĞLIYOR MU?

Bunu iki açıdan değerlendirmek gerekiyor. Nakit akışı bozulan esnaf ve işletmeler açısından düzenleme önemli bir rahatlama sağlayabilir. Borcun kısa sürede tamamının ödenmesi yerine daha uzun bir plana yayılması, ödeme baskısını azaltıyor. Ayrıca belirlenen sınır dahilindeki borçlarda teminat aranmayacak olması da önemli bir kolaylık.

Ancak burada borcun ortadan kalkmadığı unutulmamalı. Uygulamanın temel amacı borcu silmek değil, borçluya daha uzun bir ödeme süresi ve uygun şartlarda ödeme imkanı sağlamak.

BAĞ-KUR BORCU BULUNAN KÜÇÜK ESNAF İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?

Özellikle Bağ-Kur kapsamında prim borcu bulunan küçük esnaf açısından düzenleme önemli bir avantaj sağlayabilir. İşletmesinin giderlerini karşılamaya çalışan ve birikmiş prim borcunu tek seferde ödeme imkanı bulunmayan esnaf için borcun taksitlendirilmesi nakit akışını rahatlatabilir.

Bunun yanında sağlık hizmetlerinden yararlanma konusu da önem taşıyor. Normal şartlarda Bağ-Kur'luların sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi için 60 günden fazla prim ve prime ilişkin borcunun bulunmaması şartı aranıyor. Ancak SGK'nın açıklamalarında, tecil ve taksitlendirmesi devam eden kişilerin bu borç şartı bakımından istisna kapsamında değerlendirildiği belirtiliyor. Bu nedenle Bağ-Kur borcunun geçerli şekilde tecil edilmesi ve ödeme planının aksatılmadan sürdürülmesi, sağlık provizyonu açısından da önemli bir kolaylık sağlayabiliyor. Bununla birlikte diğer genel sağlık sigortası koşullarının da karşılanması gerekiyor.

DÜZENLEMENİN EN ÇOK DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN ŞARTI

Düzenlemede yalnızca başvurunun yapılması yeterli değil. Özellikle SGK tarafında ilk taksidin de 31 Ağustos'a kadar tamamen ödenmesi gerekiyor. Tecil işlemi ilk taksidin ödenmesiyle birlikte başlıyor. İlk taksidin zamanında yatırılmaması durumunda yüzde 29'luk avantajlı tecil faizi uygulanmıyor.

Dolayısıyla "31 Ağustos'ta başvurdum, hakkım kesinleşti" şeklinde düşünülmemeli. Başvurunun yanı sıra mali durumun değerlendirilmesi, uygun taksit süresinin belirlenmesi ve ödeme planındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerekiyor.

31 AĞUSTOS TARİHİNİ KAÇIRANLAR NE YAPACAK?

31 Ağustos'un geçirilmesi, tecil ve taksitlendirme imkanının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. 6183 sayılı Kanun kapsamındaki tecil sistemi devam ediyor. Ancak 31 Ağustos'a kadar tanınan yüzde 29'luk özel faiz avantajı belirli bir süre için geçerli. Yeni bir karar veya süre uzatımı yapılmadığı takdirde, 31 Ağustos sonrasında başvuranlar o tarihte yürürlükte bulunan tecil şartları ve faiz oranları üzerinden işlem yapacak.

Şu aşamada "31 Ağustos kesin olarak uzatılacak" şeklinde resmi bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle başvuru yapmayı düşünenlerin süre uzatımı beklentisiyle hareket etmesi risk taşıyor.

Özetle; 31 Ağustos'a kadar başvuran herkesin otomatik olarak 72 ay taksit hakkı bulunmuyor. 72 ay, ulaşılabilecek azami süreyi ifade ediyor. Borcun türüne ve borçlunun mali durumuna göre 12, 36, 48 veya 72 taksit gibi farklı seçenekler uygulanabiliyor.

Bu düzenlemeyle devlet borcu silmiyor, borçluya daha uzun bir ödeme süresi tanıyor. Aylık ödeme yükü azalabilir ancak vade uzadıkça toplam maliyet de artabilir. Bu nedenle karar verirken yalnızca taksit sayısına değil, ödeme planının sonunda ortaya çıkacak toplam borç tutarına da bakmak gerekiyor."