Bektaş, farklı fay sistemlerinin birbirini nasıl etkileyeceğinin kesin olarak öngörülemediğini belirtti.
Prof. Dr. Bektaş'a göre Marmara Denizi, tek bir fay hattından oluşan basit bir yapı yerine, çok sayıda kırık, transfer zonu ve farklı jeolojik özelliklerin bir araya geldiği karmaşık bir sistem olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle deprem davranışlarının her zaman aynı şekilde gerçekleşmeyebileceği ifade ediliyor.
Bektaş, bazı bölgelerdeki yüksek ısı akısı ve yer altındaki akışkanların, sismik enerjinin yayılma biçimini değiştirebildiğini ve enerjinin tek bir büyük kırılma yerine zamana yayılarak boşalabileceğini söyledi. Ancak bunun deprem riskinin ortadan kalktığı anlamına gelmediğinin de altını çizdi.
Uzman isim, deprem tehlikesinin yalnızca büyüklük üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak; fay yapısı, zemin özellikleri, enerji transferi ve yapı stokunun da en az deprem büyüklüğü kadar önemli olduğunu belirtti.
Bilim insanları, Marmara Bölgesi için en önemli konunun panik oluşturmak yerine bilimsel veriler ışığında hazırlıklı olmak olduğunu ifade ediyor. Depreme dayanıklı yapılaşma, kentsel dönüşüm ve afet bilincinin artırılması, olası risklerin azaltılmasında kritik rol oynuyor.