ÖZEL HABER

Müsavat Dervişoğlu’ndan Sert Mesajlar: “Devlet Partizan Heveslerle Yönetilemez, Türkiye Yeniden Hukuk ve Adaletle Ayağa

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda dış politikadan ekonomiye, hukuk sisteminden tarım politikalarına kadar birçok konuda hükümeti sert sözlerle eleştirdi.

Dervişoğlu, Türkiye’nin akıl, liyakat ve devlet geleneğine dayalı bir yönetime ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak, “Önce Türkiye, önce Türk milleti, önce Türkiye Cumhuriyeti” mesajını verdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 17 Haziran 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlenen grup toplantısında gündeme ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasına Muharrem Ayı’nı kutlayarak başlayan Dervişoğlu, ABD ile İran arasında sağlanan ateşkes anlaşmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Özellikle Hürmüz Boğazı’nda savaş öncesi statüye dönülmesini olumlu değerlendiren Dervişoğlu, bölgede askeri müdahaleler, işgaller ve vekâlet savaşlarının sona ermesi gerektiğini söyledi.

Türk dış politikasında soğukkanlılık, itidal ve temkinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Dervişoğlu, Türkiye’nin ideolojik hesaplara ve iç siyasi çekişmelere alet edilmemesi gerektiğini ifade etti. Cumhur İttifakı çevrelerinden gelen bazı açıklamaları eleştiren Dervişoğlu, “Dış politika ergen öfkelerle tatbik edilemez. Devlet, partizan heveslerle yönetilemez” dedi.

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu dış politika anlayışının akla, liyakate, devlet terbiyesine ve kurumsal hafızaya dayanması gerektiğini belirten Dervişoğlu, İran’ın kendi halkının refahı ve özgürlüğüne odaklanmasını, Lübnan’ın istikrara kavuşmasını ve Ortadoğu’nun tehditlerle değil fırsatlarla anılan bir bölge haline gelmesini temenni etti.

İYİ Parti’nin Ortadoğu politikasının temel prensibini “Önce Türkiye, önce Türk milleti, önce Türkiye Cumhuriyeti” sözleriyle özetleyen Dervişoğlu, komşu ülkelerle karşılıklı egemenlik haklarına saygı temelinde ilişkiler kurulmasını, Körfez ülkeleri, Mısır, Azerbaycan ve Türk dünyasıyla güçlü koordinasyon sağlanmasını savunduklarını söyledi.

Konuşmasının devamında Türkiye’nin liyakatli, milli bir hariciye ve milli güvenlik bürokrasisine ihtiyaç duyduğunu belirten Dervişoğlu, dış politikanın ümmetçilik, mezhepçilik, Avrasyacılık veya başka ideolojik saplantılarla yönetilemeyeceğini ifade etti.

Dervişoğlu, konuşmasında Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i de vefatının 11. yılında andı. Demirel’in Cumhuriyet’in sunduğu fırsat eşitliğinin önemli bir sembolü olduğunu belirterek, “Cumhuriyet sadece bir fikir değil, aynı zamanda imkânlar ve sorumluluklar bütünüdür” dedi.

Ankara’da 13-14 Haziran tarihlerinde düzenlenen “İyilik İçin Adalet: Türk Hukuk Çalıştayı” hakkında da değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, Türkiye’nin hukuk dünyasının siyasetçiler, akademisyenler ve uzmanlarla ilk kez bu kadar kapsamlı biçimde bir araya geldiğini söyledi.

Çalıştay kapsamında yargı bağımsızlığı, uzun tutukluluk süreleri, savunma hakkı, kadına yönelik şiddet, çocuk hakları, basın özgürlüğü, seçim güvenliği, kamu kaynaklarının kullanımı, hesap verebilirlik, yapay zekâ ve dijital haklar gibi birçok başlığın ele alındığını belirtti.

İYİ Parti Hukuk Vizyon Belgesi’nin temelini oluşturan çalıştay raporunun kamuoyuna sunulduğunu ifade eden Dervişoğlu, kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sistemin yeniden hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

“Bir devletin derini olmaz, hukuku olur. Hukuku olmayan devletler de yok olur” diyen Dervişoğlu, İYİ Parti iktidarında hukuk ve adaletin yeniden Türk milletine teslim edileceğini belirtti.

Ekonomik refahın da ancak adaletle mümkün olacağını vurgulayan Dervişoğlu, “Hukuk demek ekmek demektir” ifadelerini kullandı.

Tarım politikalarına da geniş yer ayıran Dervişoğlu, son 24 yılda Türk tarımının gerilediğini, çiftçinin yalnız bırakıldığını ve tarım arazilerinin rant odaklı politikalar nedeniyle zarar gördüğünü söyledi.

Buğday alım fiyatlarının yetersiz olduğunu belirten Dervişoğlu, çiftçinin zararına üretim yapmak zorunda bırakıldığını ifade ederek, “Bir kilo buğdaydan altı ekmek çıkıyor ama çiftçimiz bir kilo buğday satıp bir ekmek alamıyoruz diyor” dedi.

İktidarın ekonomi ve yatırım politikalarını da eleştiren Dervişoğlu, yabancı yatırımcıların hukukun üstünlüğünün olmadığı bir ülkeye yatırım yapmayacağını söyledi.

Çinli otomotiv üreticisi BYD’ye sağlanan vergi avantajlarını da gündeme getiren Dervişoğlu, verilen teşviklerin kamu kaynaklarına büyük yük getirdiğini ve yerli üretimin zarar gördüğünü savundu.

Konuşmasının son bölümünde terörle mücadele ve milli birlik konularına değinen Dervişoğlu, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’a yönelik özgürlük çağrılarını sert sözlerle eleştirdi.

Öcalan’ın serbest bırakılmasına ilişkin herhangi bir girişimin meşruiyetinin ancak milletin iradesiyle belirlenebileceğini söyleyen Dervişoğlu, referandum çağrısında bulundu.

Konuşmasını birlik ve beraberlik vurgusuyla tamamlayan Dervişoğlu, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, teröre ve milli egemenliğe yönelik tehditlere karşı mücadele edeceklerini belirtti.

Dervişoğlu ayrıca, 27 Haziran Cumartesi günü Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenlenecek buluşmaya tüm vatandaşları davet ederek, “Son bulsun teslimiyet, yıkılsın zillet, yaşasın Cumhuriyet, yaşasın millet” ifadelerini kullandı.