Bir Semtten Fazlası: Göktürk’te Yaşamak

Bir şehrin güzel olması için sadece binalarının, caddelerinin ya da kalabalık meydanlarının güzel olması yetmez. Asıl güzellik, orada yaşayan insanların kendini nasıl hissettiğinde saklıdır. İşte Göktürk’ü farklı kılan da biraz bu…

İstanbul’un hareketliliğinden çok uzaklaşmadan, doğayla iç içe ve daha sakin bir yaşam arayanlar için Göktürk, şehrin içinde küçük bir nefes alanı gibi. Sabah yürüyüşlerinde ağaçların arasından geçmek, günün ilerleyen saatlerinde bir kafede kahvenizi yudumlamak ya da akşamüstü çocuklarla parka çıkmak burada günlük hayatın doğal bir parçası.

Özellikle çocuklu aileler için Göktürk’ün en güzel yanlarından biri, çocukların özgürce vakit geçirebileceği parkların ve açık alanların fazla olması. Çocukların sokakta oynadığı, ailelerin parklarda bir araya geldiği bu mahalle havası, büyük şehirde giderek özlediğimiz bir yaşam biçimini hatırlatıyor.

Göktürk’ün bir diğer güzelliği ise sosyal hayatının canlılığı. Farklı zevklere hitap eden kafeleri, restoranları, yürüyüş alanları ve küçük işletmeleriyle “Bir yere gitmek için mutlaka şehir merkezine inmek gerekir” düşüncesini ortadan kaldırıyor. Bazen arkadaşlarla uzun bir kahve sohbeti, bazen ailece yapılan kısa bir yürüyüş, bazen de mahallede tanıdık bir yüzle karşılaşmak… Günlük hayatın küçük ama değerli anları burada kendine yer buluyor.

Belki de Göktürk’ü güzel yapan en önemli şey, bütün bunların bir arada olması. Doğaya yakınlığı, sakinliği, sosyal yaşamı, çocuklar için sunduğu alanları ve mahalle sıcaklığı…

Kısacası Göktürk, sadece yaşanılan bir yer değil; *yaşamın tadının biraz daha yavaş, biraz daha huzurlu çıkarıldığı bir yer.*

Ve belki de bu yüzden, Göktürk’te yaşayanların dilinden sıkça aynı cümleyi duyuyoruz:

“İstanbul’da olup İstanbul’dan uzak olmak… İşte Göktürk’ün güzelliği tam da burada.”