Bazı İnsanlarla Yolumuz Uzun Olsun

Hayatımda tanıştığım insanları düşündüğüm zaman yılların ne kadar hızlı geçtiğine şaşırıyorum. Bir insanla ilk karşılaştığınız günü hatırlıyorsunuz, ardından yıllar geçiyor ve o kişi hâlâ hayatınızın bir yerinde duruyor. İlk tanıştığınız zamanki siz de aynı değilsiniz, karşınızdaki insan da aynı değil. İkiniz de değişmiş, farklı şeyler yaşamış ve belki bambaşka yollardan geçmişsiniz ama bir şekilde birbirinizin hayatına tanıklık etmeye devam etmişsiniz. Ben böyle ilişkileri çok değerli buluyorum

Hayatımda tanıştığım insanları düşündüğüm zaman yılların ne kadar hızlı geçtiğine şaşırıyorum. Bir insanla ilk karşılaştığınız günü hatırlıyorsunuz, ardından yıllar geçiyor ve o kişi hâlâ hayatınızın bir yerinde duruyor. İlk tanıştığınız zamanki siz de aynı değilsiniz, karşınızdaki insan da aynı değil. İkiniz de değişmiş, farklı şeyler yaşamış ve belki bambaşka yollardan geçmişsiniz ama bir şekilde birbirinizin hayatına tanıklık etmeye devam etmişsiniz. Ben böyle ilişkileri çok değerli buluyorum. Çünkü bir insanı tanımak başka, onun yıllar içerisindeki değişimini görebilmek bambaşka bir şey.

Bugün tanıştığım bir insan benim sadece bugünkü hâlimi biliyor. Şu anda nerede çalıştığımı, neler yaptığımı, nasıl düşündüğümü ve hangi hayalleri kurduğumu öğrenebilir. Ama beni on yıl önce tanıyan biri, bugünkü hâlime nasıl geldiğimi de bilir. Belki eski hayallerimi hatırlar. Bir zamanlar anlattığım bir şeyi yıllar sonra gerçekleştirdiğimde “Sen bunu yıllardır söylüyordun” diyebilir. Benim bile unuttuğum bir anıyı hatırlatabilir veya geçmişte nasıl düşündüğümü anlatabilir. Bence insanın hayatında böyle tanıkların olması çok güzel.

Zaman geçtikçe sadece biz değişmiyoruz. Çevremizdeki dünya da değişiyor. Çalıştığımız yerler, yaşadığımız şehirler, alışkanlıklarımız ve hayattan beklentilerimiz bile farklılaşıyor. Bir dönem bizim için dünyanın en önemli meselesi olan bir şeye yıllar sonra gülerek bakabiliyoruz. Bütün bunlara birlikte tanıklık ettiğimiz insanlar ise farkında olmadan hayat hikâyemizin bir parçasına dönüşüyor.

Ben anıları önemseyen biriyim. Eski bir fotoğrafa baktığımda sadece o fotoğrafın çekildiği günü değil, yanımdaki insanların bugün nerede olduğunu da düşünüyorum. O dönem neler konuşuyorduk, neleri hayal ediyorduk, bugün hâlâ görüşüyor muyuz, hayatımız o günlerde düşündüğümüz gibi mi oldu? Bazen cevap evet oluyor, bazen ise hayat hepimizi hiç hesaplamadığımız yerlere götürüyor.

Belki de uzun yıllar devam eden ilişkilerin en güzel taraflarından biri, birbirimizin farklı hâllerini tanımamızdır. Bir insan sizi sadece başarılı olduğunuz veya hayatınızın yolunda gittiği dönemde tanımıyor. Daha ne yapmak istediğinizi bilemediğiniz hâlinizi de görmüş olabiliyor. Saçma bir kararınızı, büyük bir heyecanınızı, yıllar önce çok önemli sandığınız küçük bir meseleyi veya hayatınızın yönünü değiştiren bir dönemi hatırlayabiliyor.

Yıllar sonra aynı masaya oturduğunuzda “Hatırlıyor musun?” diye başlayan sohbetlerin değerini de burada görüyorum. Çünkü bu cümlenin arkasından genellikle iki insanın ortak geçmişinden bir parça çıkıyor. Başka hiç kimsenin aynı şekilde hatırlayamayacağı bir olay, yıllar önce yapılan bir yolculuk, iş yerinde yaşanan komik bir an, birlikte gidilen bir yer veya sadece iki kişinin hatırladığı küçük bir konuşma ortaya çıkıyor. Bence insan ilişkilerini özel yapan şeylerden biri de zaman içerisinde böyle ortak bir hafıza oluşturabilmek.

Bugün hayatımıza giren bir insanla gelecekte ne kadar yol yürüyeceğimizi elbette bilemeyiz. İlk tanıştığımız gün o kişinin hayatımızda ne kadar kalacağını kimse bize söylemiyor. Bazı insanlarla çok hızlı yakınlaşıp kısa süre sonra yollarımızı ayırabiliyoruz. Bazılarıyla ise ilişki yavaş yavaş oluşuyor ve yıllar sonra hâlâ birbirimizin hayatında olduğumuzu fark ediyoruz.

Ben artık ilişkilerin süresini önceden belirleyemeyeceğimizi biliyorum. Her tanıştığım insanın hayatımda kalmasını bekleyemem. Hayatın içerisinde yollar ayrılabilir, insanlar değişebilir ve bazen hiçbir kötü olay yaşanmadan bile iki kişi birbirinden uzaklaşabilir. Buna rağmen hayatıma güzel bir şekilde dokunan bazı insanlarla yolumun uzun olmasını istemekten de vazgeçmiyorum.

Bunu “Hiç değişmeyelim ve her şey hep aynı kalsın” anlamında söylemiyorum. Tam tersine, birlikte değişebilmeyi daha değerli buluyorum. Bugün başka şeyler konuşabiliriz, on yıl sonra hayatımızda bambaşka konular olabilir. Bugün kurduğumuz hayalleri yıllar sonra hatırlayabiliriz. Birimizin hayatında güzel bir gelişme olduğunda diğerimiz buna tanıklık edebilir. Zaman yüzümüzü, hayatımızı ve düşüncelerimizi değiştirse bile birbirimize baktığımızda geçmişten tanıdık bir şey görebiliriz.

Birlikte yaşlanmak denildiğinde benim aklıma sadece romantik ilişkiler gelmiyor. Dostlukların da yılları birikiyor. Bir insanla beş yıllık bir geçmişinizin olması başka, on beş veya yirmi yıllık ortak bir hikâyenizin olması başka bir duygu. Zaman ilerledikçe ilişkinin içerisinde sadece bugünkü iki insan değil, geçmişteki hâllerimiz de yaşamaya devam ediyor.

Bazen düşünüyorum, yıllar sonra bugün hayatımda olan insanlardan bazılarıyla aynı masaya oturmak ne güzel olurdu. Hepimiz değişmişiz, yaş almışız, belki farklı yerlerde yaşamış ve başka sorumluluklar edinmişiz ama hâlâ birbirimizi tanıyoruz. Eski fotoğraflara bakıp geçmişte yaptığımız saçmalıklara gülüyoruz, bir zamanlar ne kadar farklı düşündüğümüzü konuşuyoruz ve hayatın bizi nereden nereye getirdiğine şaşırıyoruz.

Ben böyle bir geçmişi paylaşabilmenin büyük bir zenginlik olduğunu düşünüyorum. Bunun için her gün konuşmak veya sürekli birlikte olmak da gerekmiyor. Yetişkinlik hayatı hepimizi farklı sorumlulukların içine sokuyor. İşimiz, ailemiz, kendi hayatımız ve yaşadığımız yerler zaman zaman araya mesafe koyabilir. Benim için önemli olan bir ilişkinin zorunluluğa dönüşmesi değil, yıllar geçtikçe doğal biçimde yaşamaya devam edebilmesi.

İnsanların hayatımda kalmasını sadece yalnız kalmamak için istemiyorum. Ben hayatı paylaşmayı seviyorum. Güzel bir haber olduğunda anlatabileceğim insanların olmasını, yıllar önceki hâlimi bilen biriyle bugünkü hâlim arasında bir bağ kurabilmeyi ve zamanın sadece benden değil, birlikte tanıdığım insanlardan da geçtiğini görebilmeyi değerli buluyorum.

Belki bu yüzden bazı karşılaşmaların sadece kısa bir anı olarak kalmasını istemiyorum. Bugün hayatımda olan bazı insanlarla yıllar sonra da karşılaşmak istiyorum. O zaman hepimiz başka insanlar olacağız. Belki başka şehirlerde yaşayacağız, farklı işlerde çalışacağız ve bugün çok önemli gördüğümüz sorunlarımızın çoğunu çoktan unutmuş olacağız. Fakat yeniden aynı masaya oturduğumuzda geçmişten bugüne uzanan bir hikâyemiz varsa bunun hayatın en güzel zenginliklerinden biri olacağını düşünüyorum.

Bazı insanlarla sadece tanışmış olmak bana yetmiyor. Onların hayatımın farklı dönemlerine tanıklık etmesini, benim de onların değişimini görebilmeyi isterim. Bugünümü bilen birinin yıllar sonra gelecekteki hâlimle karşılaştığında değişimimi fark etmesi, benim de onun yıllar içerisinde nasıl bir yol yürüdüğünü görebilmem çok güzel bir duygu olurdu.

Hayat kimin ne kadar kalacağını bize önceden söylemiyor ve belki de bunun garantisini istemek de doğru değil. Her ilişki kendi yolunu buluyor. Ama yine de içimden geçen güzel bir dilek var: Hayatıma iyi bir şekilde dokunan bazı insanlarla yolumuz mümkün olduğunca uzun olsun.

Yıllar sonra birbirimize baktığımızda sadece “Seni uzun zamandır tanıyorum” demek yerine, “Sen benim hayatımın birçok dönemini biliyorsun” diyebilelim. Çünkü bana göre bazı insanlarla uzun bir yol yürümeyi değerli yapan şey sadece geçen yılların sayısı değil, o yılların içinde birlikte biriktirdiğimiz hikâyelerdir.

Metin Gürkan Gündoğdu