Anahtarın Yanında Bir De Tahliye Taahhüdü

Son yıllarda kira ilişkilerinde sessiz ama sarsıcı bir değişim yaşandı.

Bir dönem istisna olarak kabul edilen tahliye taahhütnameleri, artık neredeyse standart bir prosedüre dönüşmüş durumda.

Bunun nedeni yalnızca bir güven meselesi de değil. Yüksek enflasyon, sürekli artan rayiç bedeller, uzayan kira tespit ve tahliye davaları kira ilişkisini uzun vadeli ve istikrarlı bir barınma ortaklığından çıkarıp, her yıl yeniden pazarlık yapılan gerilimli bir alana dönüştürdü.

Bugün birçok ev sahibi artık “Kirayı düzenli öder mi?” sorusundan çok, “Bir yıl sonra aldığım kira piyasanın çok altında kalırsa ne yapacağım?” kaygısıyla hareket ediyor. Kiracılar ise bir eve yerleşirken bile, oranın ne kadar süreyle kendilerine yuva olacağını kestiremez durumda.

Sonuç olarak, artık sözleşmeyle birlikte tahliye taahhütnamesi imzalamak rutin bir uygulamaya dönüştü. Hatta kiracılar daha eve taşınmadan, önlerine konan boş tarihli taahhütleri imzalamak zorunda kalıyor. Hukuk dünyası bu taahhütlerin geçerliliği için "özgür irade" ve "teslim sonrası imza" şartı arasa da, piyasanın kendi kuralları hukukun kurallarını gölgede bırakıyor. Baskı altında alınan bu belgeler, uygulamada mahkemeleri kilitleyen yeni bir dava dalgası yaratıyor.

Bir dönem insanlara uzun yıllar aynı kapının anahtarını taşıtan o güvenli kira ilişkileri, bugün yerini kısa vadeli bir ekonomik dengeye bırakmış durumda.

Görünen o ki, artık sadece evlerimizi değil, o evlerde kurduğumuz yarınları da bir yıllığına kiralıyoruz.

Av. Onur Güldoğan