2026: Göktürk’te Sessiz Dönüşümün Yılı

Yeni bir yıla girdik takvim yaprakları değişiyor ama asıl soru hep aynı kalıyor: Biz ger çekten değişiyor muyuz?

Yeni bir yıla girdik takvim yaprakları değişiyor ama asıl soru hep aynı kalıyor: Biz ger çekten değişiyor muyuz? 2026 yılı, Göktürk için büyük manşetlerle değil; küçük ama kalıcı adımlarla hatırlanacak bir yıl olmaya aday. Göktürk son on yılda ciddi bir dönüşüm yaşadı. Bir zamanlar İstanbul’un gürültüsünden kaçmak isteyenlerin sığınağı olan bu bölge, bugün kendi içinde hareketli, kala balık ve dinamik bir yaşam alanına dönüştü. Yeni siteler yükseldi, nüfus arttı, ticaret canlandı. Ancak bu büyüme beraberinde yeni soruları da getirdi: Bu hız, yaşam kalitemizi artırıyor mu, yoksa bizi birbirimizden uzaklaştırıyor mu? 2026’nın en belirgin özelliği, artık nicelikten çok nitelik arayışının öne çıkması olacak. Daha fazla bina değil, daha iyi planlama; daha çok insan değil, daha güçlü sosyal bağlar konuşulacak. Çünkü modern bir semt olmak, yalnızca yeni yapılarla değil; o yapılar arasında kurulan insani ilişkilerle mümkün. Bugün Göktürk’te aynı sokakta yaşayıp birbirini tanımayan yüzlerce insan var. Asansörde göz göze gelmemek için telefona bakan, parkta yan yana oturup sohbet etmeyen bir kalabalık… Oysa bir semtin gerçek gücü, komşuluk kültüründe saklıdır. 2026, belki de bu kaybolan bağları yeniden hatırlamak için bir fırsat olmalı. Küçük bir selam, kısa bir sohbet, ortak bir etkinlik; sandığımızdan çok daha büyük etkiler yaratabilir. Bir diğer önemli konu ise gençler. Göktürk’te büyüyen çocuklar ve gençler, bu sem tin geleceği olmanın ötesinde, bugünün de önemli aktörleri. Ancak onların ihtiyaçları çoğu zaman yeterince duyulmuyor. Spor alanları, kültürel faaliyetle gençleri sadece sınavlarla ve başarı baskısıyla tanımlamak yerine; fikir üreten, sorgulayan ve katkı sunan bireyler olarak görme yılı olmalı. Onlara alan açmak, aslında Göktürk’ün yarınını güvence altına almak demektir. Elbette çevre meselesi de artık görmezden gelinemeyecek kadar önemli. Göktürk’ün en büyük avantajı olan doğa, aynı zamanda en kırılgan noktası. Artan yapılaşma, trafik ve tüketim alışkanlıkları, bu dengeyi her geçen gün daha da zorluyor. 2026, çevre konusunda sadece şikâyet ettiğimiz değil; bireysel sorumluluk aldığımız bir yıl olmalı. Çöpümüzü ayrıştırmak, yeşil alanlara sahip çıkmak, daha az tüketmek… Bunlar küçük gibi görünen ama toplamda büyük fark yaratan davranışlar. Yerel yönetimler elbet te önemli bir rol üstleniyor. Ancak bir semti yaşanabilir kılan şey sadece alınan kararlar değil, o kararlara verilen toplumsal tepkidir. Katılım, talep ve takip kültürü gelişmedikçe hiçbir plan tam anlamıyla hayata geçemez. 2026, Göktürk’te yaşayanların “seyirci” olmaktan çıkıp, yaşadığı yere dair söz söyleyen bireyler hâline gelmesi için bir eşik olabilir. Bu yıldan mucizeler beklemek gerçekçi değil. Ama 2026, “ben bu semt için ne yapabilirim?” sorusunun daha çok sorulduğu bir yıl olabilir. Daha sakin, daha saygılı, daha dayanışmacı bir Göktürk hayali; büyük laflarla değil, istikrarlı adımlarla gerçekleşir. Belki de 2026’nın bize hatırlatacağı en önemli gerçek şudur: Gerçek değişim, gürültüyle değil; birlikte atılan küçük ama kararlı adımlarla gelir. Yeni yılın Göktürk’e sağlık, huzur ve ortak akıl getirmesi dileğiyle sanat ve üretim odaklı mekânlar hâlâ sınırlı. 2026,