Kadınlarımız Öz Güvenli Olmalı - Emel Bilenoğlu Röportajı

Eyüpsultan Belediyesi Başkan Adayı olan Emel Bilenoğlu ile ülkemizdeki kadınların ortak sorunlarını, toplumdaki avantaj ve dezavantajlarını, günlük yaşamında neler yaptıklarını konuştuk.

Kadınlarımız Öz Güvenli Olmalı - Emel Bilenoğlu Röportajı

Eyüpsultan Belediyesi Başkan Adayı olan Emel Bilenoğlu ile ülkemizdeki kadınların ortak sorunlarını, toplumdaki avantaj ve dezavantajlarını, günlük yaşamında neler yaptıklarını konuştuk.

08 Nisan 2020 Çarşamba 14:45
835 Okunma
Kadınlarımız Öz Güvenli Olmalı - Emel Bilenoğlu Röportajı
banner14
banner18

Eyüpsultan Belediyesi Başkan Adayı olan Emel Bilenoğlu ile ülkemizdeki kadınların ortak sorunlarını, toplumdaki avantaj ve dezavantajlarını, günlük yaşamında neler yaptıklarını konuştuk.

Emel Hanım sizi 2019 yerel seçimlerinden CHP Eyüpsultan Belediye Başkanı Adayı olarak tanıyoruz. Bu gün sizinle bir kadın siyasetçiyi değil, ülkemizde kadınların ortak sorunlarını, avantajlı ve dezavantajlı yanlarını konuşmak istiyoruz.

Tabi, öncelikle şunu belirtmek isterim. 89 yılında üniversite hayatım başladı, 4 senelik yüksek öğrenimim boyunca da kendi masraflarımı çıkaracak kadar çalıştım. Yani her zaman çalışan ve kendi ayakları üzerinde durma çabası gösteren bir Kadın olarak ülkemizde her kesimden kadının hayat mücadelesinde nasıl bir süreç yaşadığını bizzat deneyimledim. Bu öylesine söylenmiş bir laf değil emin olun. Ben tasarımcı kimliğimin, özellikle üretime hazırlık kısmını öne çıkartan bir halkayı icra ettiğim için neredeyse tüm iş yaşantım, iş veren ve işçi arasında geçti. Uzun lafın kısası her kesimden kadınla dertleşebildim, problemlerini, avantaj (tabii varsa ) ya da dezavantajlarını gördüm. Ayrıca kendim de yaşadım.

Emel Bilenoğlu güçlü bir Kadın ve başarılı. Peki özel hayatında nasıl biri?

Anneyim ben, onu en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum. Bir kız ve bir erkek çocuğum var. Zaman zaman bocalıyorum, onlarla birlikte gülüyorum ve üzülüyorum. Eşimle birlikte hayatın olumlu yanlarının tadını çıkartıyoruz. Zor tarafları İçin omuz omuza mücadele ediyoruz. Ayrıca çok iyi bir aşçıyım. Evimde vakit geçirmeyi çok seviyorum. Kitap okumayı, sinemaya gitmeyi ve yeni projeler üzerine çalışmayı, özellikle sosyal sorumluluk projeleri üretmeyi ve uygulamayı çok seviyorum. Çalışmaya, boşa vakit geçirmemeye özen gösteriyorum.

“İŞE GİTMEK, BİR ŞEYLER ÜRETMEK DÜNYANIN EN KEYİFLİ ŞEYİ”

Çalışmak deyince ciddi bir iş hayatınız da olmuştu. Nasıldı iş hayatı? Zorlukları ya da güzel yanları?

İşe gitmek, bir şeyler üretmek, hele benim gibi tasarlamak ve onun üretime geçişine tanık olmak, dünyanın en keyifli şeyi bence. Düşünsenize bir çiçek hayal ediyorsunuz. Önce onu tasarlıyorsunuz, sonra onun kumaş olmasını sağlıyorsunuz, daha sonra o kumaşı bir koltukta ya da birinin evinde görüyorsunuz. O inanılmaz bir his. Yani bir işi yapmak, üretmek ve daha da iyisi beğenilip satın alındığını görmek, bu çok özel bir duygudur. Ancak işte bu uzun süreçte yaşadıklarınız tabii ki hayatın her alanında nice zorluklarla olabiliyor. Benim için de hikaye hiç de kolay olmadı. Erkek hegemonyasında yönetilen tekstil fabrikalarında yükselmek çokta kolay bir iş değil, ancak azmedince oluyor.

“TOPLUMSAL SORUNLARA TEPKİSİZLEŞİYORUZ”

Sizce nedir kadınlar için hayatın zor yanları?

Pınar Hanım her gün neredeyse gazetelerin ikinci sayfalarında. Kadın cinayetleri, çocuk kız ya da erkek fark etmeden istismarları, şiddet, ticari haksızlık, üzülerek söylüyorum ki siyasi haksızlık. Hayatın akışında yer edinebilmek için kadının olağan üstü çabası. Üstelik biz bunları gazetelerden okurken de sanki başka bir ülkede ya da gezegende yaşanıyormuş gibi tepki süremizin dakikalar hatta saniyeler kadar kısa sürmesi. Biliyor musunuz artık her türlü acıyı çok kısa sürede unutan bir toplum olduk. Düşünün öyle bir dünyada yaşıyorsunuz ki birileri sürekli sizinle ilgili garip kurallar koyuyor, yani şu kadar güleceksin, bu kadar gezeceksin, bu renk ruj süreceksin(gülüyor), şu kadar çocuk yapacaksın ama hamileyken sokağa çakmayacaksın. Buradan Cem Yılmaz’a da selam yollayalım. Hani yer çekimsiz ortamda çilek yiyelim ama muz tadı versin gibi bir durum. Nasıl bir ortak yaşam ki bu? Sanki hayatta büyük ve küçük ortaklar var gibi! Üstelik en büyük acıları da yine kadınlar yaşarken! Seçim sürecinde ve sonrasında Eyüpsultan’da yaşayan kadınlarımla iletişimimizi hiç kesmedik. O kadar çok problem var ki! Hangisini anlatalım bilemiyorum. Aslında her şey birbirine halka halka bağlı ve bu halkaların her biri de ailenin temel harcını oluşturan kadına bağlı. Bir çocuğun doğumundan okul yılları ile başlayan sosyal hayatına kadar geçen süre İçerisinde annesi ile geçirdiği her anla başlıyor kadının toplumsal önemi. Ama hal böyle iken, yani zaten anne mutsuzken, ya da kafasında ödenmemiş faturalar, işsizlik, belki şiddete eğilimli bir eş, hatta çalışan bir Kadın ise iş yerinde uygulanan sözlü baskı, hep bir kendini ispat çabası. Hep ben de buradayım, ben de yapabilirim çabası. Evde anneyi verimli bir ebeveyn yapamıyor maalesef. Tabii ki bu anlattıklarım benim kendi tecrübelerimle gördüklerim. Aslolan konunun uzmanlarının değerlendirmeleridir.

“KADINLARIMIZ ÖZ GÜVENLİ OLMALI”

Anladığımız kadarıyla sizin siyasetin içinde bulunma nedeniniz de biraz bu gibi. Yani ülkemizde kadın ve kadın problemleri

Tam olarak bu değilse de temel olarak bu. Zira öyle ağır hikayeler duyuyoruz ki ya da görüyoruz ki kayıtsız kalmak mümkün değil. Üstelik toplumun her kesiminde bu böyle maalesef. Plazada çalışan bir kadında, tarlada çalışan bir kadında hem psikolojik hem fiziksel şiddet görebiliyor. Üstelik toplumdaki baskı ve korkudan bunu ya saklıyor ya da bu şiddeti hak ettiğini düşünüyor, Bakın kısa bir anektod anlatayım; Birlikte çalıştığımız bir tasarımcı kızımız bir gün işe kolunda ve yüzünde morluklarla geldi. Sorduk tabii ki, otobüste düştüm dedi. Birkaç hafta sonra yine yeni morluklar olunca bu defa erkek arkadaşının şiddetine maruz kaldığını ama tartışma esnasında onu kışkırttığı için erkek arkadaşını haklı bulduğunu söyledi ve bu durum mükerrer defalar tekrar etti maalesef. Ne kadar konuştuysak buna çözüm bulamadık. İşte tam da bu nedenle kadınlarımızın öz güvenli olması gerek. Terk edilmekten, terk etmekten, dur demekten, istemiyorum demekten korkmamaları gerek. Kadın ve çocukları arasında da ciddi bir iletişim olmalı. Çocuk anneden korkmamalı, ona içini açmalı, yaşantısındaki önemli şeyleri cesaretle anlatmalı. Gerek duyduğunda anne uzman kapısı çalmaktan çekinmemeli, utanmamalı, korkmamalı. Ülkemizde aile içi şiddet kadar ensest vakaları da hiç öyle azımsanacak gibi değil. Ancak çocuklar korkuyor, dertlerini anlatamıyor, işte bu nedenle annenin bu konuda bilgili ve dikkatli olması gerekiyor. Daha da önemlisi erkek çocuklarımızın kadınlara, annesine, kız kardeşine, komşu teyzeye saygı ve sevgi duyarak büyümesi gerekiyor. Erkeklerin daha çocuk yaşta kendi sınırlarını öğrenmeleri gerekiyor. Kendi duygu, ego ve isteklerini kontrol etmeyi öğrenmeleri gerekiyor. Aksi taktirde karşısındaki kadını kendinden daha güçsüz varsaydığı için kontrol altında tutmaya çalışıyor.

Emel Hanım kadınların iş hayatında ve siyasette yer bulabilmeleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Çok utanarak söylüyorum ki ülkemizde sanki kadınlara özel meslekler var ama erkeklere özel bir meslek yok! Beyler her işi yapabilir ( ev işleri hariç

Göktürk Dergisi

Son Güncelleme: 16.07.2020 17:45
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner3

banner23

banner24