Dünyanın Merak Ettiği Soru! Havalar Isınınca Virüs Ölecek Mi?

Dünyayı etkisi altına alan corona virüste son dakika gelişmeleri gelmeye devam ediyor... Dünya genelinde vaka sayısında korkunç artış! İtalya, İspanya ve Fransa'dan kötü haberlerin ardı arkası kesilmiyor. Araştırmalarda Virüsün yeni merkezinin değişeceği iddia edildi. Havaların ısınması yeni koronavirüsü öldürecek mi?

Dünyanın Merak Ettiği Soru! Havalar Isınınca Virüs Ölecek Mi?

Dünyayı etkisi altına alan corona virüste son dakika gelişmeleri gelmeye devam ediyor... Dünya genelinde vaka sayısında korkunç artış! İtalya, İspanya ve Fransa'dan kötü haberlerin ardı arkası kesilmiyor. Araştırmalarda Virüsün yeni merkezinin değişeceği iddia edildi. Havaların ısınması yeni koronavirüsü öldürecek mi?

26 Mart 2020 Perşembe 23:49
744 Okunma
Dünyanın Merak Ettiği Soru! Havalar Isınınca Virüs Ölecek Mi?
banner14
banner18

Dünyayı etkisi altına alan corona virüste son dakika gelişmeleri gelmeye devam ediyor... Dünya genelinde vaka sayısında korkunç artış! İtalya, İspanya ve Fransa'dan kötü haberlerin ardı arkası kesilmiyor. Araştırmalarda Virüsün yeni merkezinin değişeceği iddia edildi. Havaların ısınması yeni koronavirüsü öldürecek mi? Virüs gençler için ne kadar tehlikeli? ABD'de şok araştırma: 4 ayda 81 bin kişi ölecek

Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan corona virüste vaka ve ölüm sayıları artıyor! İşte tüm gelişmeler...

Dünya genelinde vaka sayısı 510 bini geçti. Toplam hayatını kaybedenlerin sayısı ise 22 bin 993'e yükseldi. Öte yandan taburcu olan kişilerin sayısı ise 120 bine çıktı.

En fazla vaka görülen ülke, 81 bin 285 vakayla salgının ortaya çıktığı Çin olurken; onu 74 bin 422 vakayla ABD, 74 bin 386 vakayla İtalya izledi. 56 bin 197 vakanın görüldüğü İspanya, 41 bin 519 vakanın görüldüğü Almanya, 29 bin 406 vakanın görüldüğü İran, 25 bin 233 vakanın görüldüğü Fransa ve 11 bin 712 vakanın görüldüğü İsviçre, vaka sayıları 10 bini aşan ülkeler oldu.

İtalya'da Kovid-19 salgınından ölenlerin sayısı son 24 saatte 662 artarak 8 bin 165'e yükseldi.

Almanya’nın Saksonya eyaletindeki Wittenberg belediyesine bağlı Jessen ve Schweinitz şehirleri, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle karantinaya alındı.

İspanya'da Sağlık Bakanlığının aldığı "Çin malı yeni tip koronavirüs (Kovid-19) hızlı tanı kitlerinin" lisanssız çıktığı bildirildi.

SARS'A GÖRE BULAŞMA HIZI DAHA YÜKSEK 

ABD'de Jackson Laboratuvarı Enstitüsünde baş araştırmacı olarak çalışmalarını yürüten Prof. Dr. Derya Unutmaz, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) ölüm oranının, 2000’li yıllardaki SARS salgını kadar yüksek olmadığını ancak bu virüsün bulaşma hızının daha yüksek olduğunu söyledi.

Washington merkezli Türk Miras Vakfı (THO) tarafından "Koronavirüsün Küresel Etkileri" başlıklı panel, telekonferans yöntemiyle düzenlendi. Unutmaz, panelde, Kovid-19 salgını ve virüse yönelik aşı çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kovid-19'un, aslında 2000’li yıllarda ortaya çıkan SARS virüslerine benzediğini ancak farklı bir şekilde işlediğini belirten Unutmaz, "Bu virüs, SARS ve daha sonra ortaya çıkan MERS kadar ölümcül değil. Bunların ölüm oranları, yüzde 30 civarındaydı. Ancak bu virüs (Kovid-19), oldukça bulaşıcıdır ve halen ne olduğunu, nasıl bulaştığını öğrenmeye çalışıyoruz." ifadesini kullandı.

Unutmaz, havaların ısınmasının Kovid-19 salgınını etkileyeceğine dair spekülasyonlar olduğuna işaret ederek, henüz bunu destekleyen bir veri bulunmadığını vurguladı. Kovid-19'la ilgili aşı çalışmalarına değinen Unutmaz, birçok ülkenin bu virüsü yeterince ciddiye almadığının ve bu nedenle aşı çalışmalarında geç davranıldığının altını çizdi.

Unutmaz, şu anda süper bilgisayarlarla on binlerce test yapıldığını, kullanılabilir bir aşı için en iyimser sürenin bir yıl olduğunu vurgulayarak, "Virüs, şu anda çok düşük ölçeklerde mutasyona uğruyor. Bu da aşı çalışmaları için iyi bir haber." dedi.

"ÇİN, SARS’TAN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİ AMA BURADA BİRAZ GECİKTİ" 

Aynı panelde konuşan, Yale Üniversitesi İnovatif Sağlık Bölümü Başkanı Prof. Dr. Kaveh Khoshnood, Kovid-19 pandemisinin tahmin edilebilir olduğunu ancak virüsle mücadele konusunda geç kalındığını söyledi. Khoshnood, Çin'in SARS’tan çok şey öğrendiğini belirterek, "Ama burada biraz, birkaç gün geciktiler. Salgın, Çin’in yeni yılına denk geldi. Buna o süreçte müdahale etmede isteksiz davrandılar ancak daha sonra tüm bilgileri derhal paylaştılar. Almanya ve birçok ülkenin test kiti geliştirmesine bu bilgiler olanak sağladı. Bu, Çin'in daha önce yaptığı bir şey değil." diye konuştu. 

Salgının en fazla etkilediği ülkelere de değinen Khoshnood, Güney Kore'nin SARS'tan daha iyi ders çıkardığını ve bu tür bir salgına daha hazır olduğunu vurguladı.

Khoshnood, şu ifadeleri kullandı: "Çin’in aksine Kore, şehirleri karantinaya alıp piyasaları ve iş dünyasını kapatmadı. Bunun yerine, test sayısını çok hızlı artırdı. Olabildiğince fazla insanı test etti ve tespit edilenlerin temas ettiği kişileri derhal tespit edip, gerekli uygulamaları yaptı. Bazen insanların mahremine de müdahaleleri oldu. Örneğin; söz konusu kişinin katıldığı bir toplantıyı, partiyi bulup katılanlara ulaştı. Dolayısıyla insanların irtibatlı olduğu herkesi buldular ve virüsün yayılmasını engellediler."

İran'ın, Kovid-19'la mücadelede çok başarısız olduğuna işaret eden Khoshnood, İran’ın bilgileri sakladığını, salgına müdahalede geç davrandığını ve hükümetin siyasi hesapları insanların sağlığının üzerinde tuttuğunu belirtti.

"ÇİN, BAZI KONULARDA KÜRESEL LİDERLİĞİ ABD'DEN ALABİLİR" 

Çin'deki ABD Ticaret Odası Başkanı William Zarit, paneldeki konuşmasında, salgının Çin ve ABD ekonomilerine etkisini değerlendirdi.  Salgının, Çin ekonomisine büyük bir darbe vurduğunu belirten Zarit, ülke ekonomisinin ilk çeyrekte yaklaşık yüzde 10 daralabileceğini kaydetti. Zarit, "Belki de yıllık olarak bunun Çin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası'na yüzde 2 veya daha fazla etki edecektir. 1,4 milyar nüfusa sahip ve bu nüfusun istihdamını sürdürmek zorunda olan bir ülke için bu, çok büyük bir darbedir." dedi.

Çin'in salgından kısa süre sonra şirketlerin tekrar faaliyete geçmesine izin verdiğini söyleyen Zarit, şunları kaydetti: "Ancak burada da bir sorun var; dünyanın geri kalanı bu süreçte Çin'den eskisi gibi ithalat yapmayacak. Dolayısıyla Çin ekonomisi, tekrar ayağa kalksa bile diyelim ki; yüzde 50 civarında üretim faaliyeti tekrar başlasa bile, bu salgın çözülmeden dünyanın geri kalanında kayda değer bir piyasa olmayacak."

Zarit, ABD için de durumun zor olacağını vurgulayarak, salgının neden olacağı ekonomik çalkantıdan sonra Çin’in bazı konularda küresel liderliği ABD’den alabileceğini ifade etti.

BATI'DA SON DURUM 

Çoğu ülkenin yeni tip koronavirüsün yol açtığı Covid-19 hastalığı ile mücadele yöntemi, sağlık sistemi kapasitelerini aşmayacak şekilde vakaları kontrol altına almak.

Özellikle Çin'den sonra epideminin merkezi haline gelen Avrupa ülkeleri ve ABD, virüsle mücadele açısından sıkı sosyal mesafe önlemleri alarak vatandaşlarını evde kalmaları konusunda uyarıyor.

İtalya, İspanya ve Fransa gibi kimi ülkeler çok daha katı uygulamalara giderek sokağa çıkmayı belirli şartlara ve koşullara bağladı. Böylece koronavirüsün riskli gruplara ulaşması engellenerek ülkelerin sağlık sistemlerinin kapasitelerinin aşılmaması hedefleniyor. Bilim dünyasının ve uzmanların 'eğriyi düzleştirin' çağrılarının nedeni de bu.

Koronavirüsün toplum içinde hızla çok sayıda kişiye ulaşması engellenerek hastaneye gelmesi gereken kişilerin sayısının azaltılması, böylece eğrinin dik olması yerine düzleştirilmesi hedefleniyor.

İngiltere'nin başkenti Londra'daki araştırma üniversitesi University College London'da (UCL) yoğun bakım tıbbı alanında uzman olarak çalışan Prof. Hugh Montgomery, Channel 4 televizyonuna yaptığı açıklamada, yoğun bakım ünitelerinin, solunum cihazlarının, doktorların ve hemşirelerin her sağlık sistemi içinde sınırlı bir sayıda bulunduğunu; bunun da böyle olması gerektiğini çünkü bu sistemlerin sürekli olarak gereğinden daha fazla bir kapasitede çalışamayacağını vurguluyor.

Bu yüzden sağlık sistemlerinin kapasitelerini aşmadan koronavirüs vakalarının kontrol altına alınması önem taşıyor. Çin'den sonra salgının merkezi haline gelen Avrupa ülkeleri ve ABD'nin sağlık sistemlerinin bu salgınla mücadele etmek için ne kadar yeterli olduğu en büyük tartışma konularından biri.

Şu anda koronavirüs vaka sayısı açısından Çin'den sonra sırasıyla İtalya, ABD, İspanya, Almanya ve İran geliyor.

Peki dünyanın en büyük ekonomileri de olan Batı ülkelerinin koronavirüs tehdidi karşısında sağlık sistemlerinin çökmesinden neden bu kadar çok korkuluyor? Yaşanan bu kriz ülkelerin sağlık sistemleri hakkında ne söylüyor?

DÜNYANIN EN İYİ SAĞLIK SİSTEMLERİNDEN BİRİ: İTALYA 

Öncelikli olarak virüsün ortaya çıktığı ülke olan Çin'den sonra Covid-19 vakalarının dünyadaki merkezi haline gelen İtalya'ya bakalım. İtalya, Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) verilerine göre sağlık sistemi en verimli olan ikinci ülke. Birinci sırada Fransa geliyor.

Bu yüzden İtalya'nın bütün dünyanın gıptayla baktığı bir sağlık sistemi olduğunu söylemek yanlış olmaz. İtalya'nın ulusal sağlık sistemi Servizio Sanitario Nazionale (SSN), üç aşamada işliyor: Ulusal, bölgesel ve yerel.

Ulusal düzeyde sağlık sisteminin genel işleyişi konusunda kararlar alınırken çoğu İtalya vatandaşı ulusal sağlık sisteminden ücret vermeden ya da çok az bir ücret vererek yararlanıyor.

İtalya'da devlet tarafından sağlanan sağlık hizmetine herkesin erişimi olması dolayısıyla evrensel bir sağlık sistemi var. Yine de İtalyanların yüzde 30'unun özel sağlık sigortası olduğunu söylemek mümkün.

İtalya'da yaşayan Türk Gazeteci ülke genelindeki koronavirüs ölümlerinin yaklaşık 3'te 2'sinin ülkenin 20 bölgesinden biri olan Lombardia'da meydana geldiğini kaleme aldı.

Ülke çapındaki toplam vaka sayısının da neredeyse yarısı Lombardia'da görüldü. Lombardia'ya dair hafta sonu gelen veriler, koronavirüs taşıyan 1.142 kişinin yoğun bakımda olduğunu gösteriyor. Bölge genelinde yoğun bakım ünitesi sayısı artırılmaya çalışılsa da mevcut kapasite 1250 ile sınırlı.

Yine aynı habere göre gelişmiş sanayisi ve yüksek refah seviyesiyle ekonomik açıdan büyük önem taşıyan Lombardia, sağlık sistemiyle de ülkenin en iyileri arasında.

Ancak virüsü kaptığı belirlenen ilk hastanın aktif bir sosyal hayatının olması ve nüfus yoğunluğu yüksek bir yerde yaşaması, hastalığın çeşitli sebeplerle bölgede hızla yayılması, İtalya'da yaşlı nüfus oranının dünya sıralamasında ikinci olması nedeniyle hastanede bakım görmesi gereken vaka sayısının yüksek olması, bölgede hava kirliliğinin yüksek olması gibi sebeplerle bölgenin sağlık sistemi büyük bir yük altına girdi.

İtalya ya da Lombardia özelinde sağlık sisteminin normalde gelişmiş olmasına rağmen koronavirüs vakalarının hızla yayılması, doktorların ve hemşirelerin üzerine büyük bir yük binmesine; hastanelerin kapasitesinin dolmasına yol açtı.

HASTALARIN MEDİKAL GEÇMİŞİNE BAKILIYOR 

İşte tam da bu yüzden, normalde iyi bir sağlık sistemine sahip ülkelerin bile bu salgın karşısında çökmeye yakın bir hale gelebileceği uzmanları ve siyasetçileri radikal adımlar atmaya zorluyor.

Lombardia'daki Bergamo şehrindeki bir hastanede çalışan Dr. Lorenzo D'Antiga NBC haber sitesine, İtalya'da evrensel ve ücretsiz bir sağlık sistemi olduğu için hastaların medikal geçmişlerine bakarak kimin yoğun bakım ünitesine geçmesi gerektiğine karar verebildiklerini anlattı.

Ancak D'Antiga, sağlık sistemi ABD gibi yetersiz olan ülkelerde bu kararların etik olmayan birtakım gerekçelerle alınabileceği uyarısında bulunuyor.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson ise yaptığı bir açıklamada, "İtalya'nın mükemmel bir sağlık sistemi olduğunu, ancak orada bile zorluk yaşandığını, vaka sayısının artması halinde İngiliz sağlık sisteminin de kapasitesini aşacağını" dile getirdi.

EKONOMİK KRİZE RAĞMEN AYAKTA DURAN BİR SAĞLIK SİSTEMİ: İSPANYA 

İtalya'dan sonra en çok koronavirüs vakasının görüldüğü ülke ABD; ABD'den sonra da İspanya geliyor. İspanya, Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) verilerine göre sağlık sistemi en verimli yedinci ülke.

İspanya'da da İtalya'da olduğu gibi herkesi kapsayan ve herkesin erişebildiği ücretsiz bir kamu sağlığı sistemi var. İspanya'da sağlık sistemi merkezi ve 17 federal yönetim olmak üzere kademeli bir şekilde işliyor.

Dünya Sağlık Örgütü'nün araştırmacıları tarafından 2018 yılında kaleme alınan bir rapora göre İspanya sağlık sisteminin yüzde 71'i kamu tarafından finanse ediliyor ve bunun büyük bir kısmını vergiler oluşturuyor.

Her ne kadar İspanya, 2010 yılına kadar Avrupa Birliği ülkeleri içinde kamunun yaptığı sağlık harcamasının sürekli arttığı ülkeler arasında olsa da 2008 finansal kriziyle bu durum değişti.

2009 ve 2015 yılları arasında ülkenin sağlık sistemine yapılan kamu harcamaları yüzde 5 azalırken özel sağlık sistemi harcamalarının yükseldiği görüldü. 2000 yılında hastane yatağı sayısı 100 bin kişiye 368 oranında iken bu rakam 2015 yılında 298'e düştü. AB içinde bu ortalama 340.

Kamu hastanelerine yapılan yatırım yüzde 3,1'den yüzde 1,3'e düşse de büyük tıbbi ekipman sayısının arttığı görüldü. 2015 yılında her 100 bin kişiye düşen doktor sayısı 380 ile AB ortalaması 350'nin üzerinde; hemşire sayısı ise 534 ile AB ortalaması 864'ün altında kaldı.

Ancak Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ)raporunda İspanya'nın sağlık sektöründe 2010 yılı itibarıyla kesintiye gitmesinin kısa dönem içinde olumsuz etkilerinin görülmediği de vurgulanıyor.

KONGRE MERKEZİ SAĞLIK TESİSİ OLDU 

İspanya, 2015 yılında GYSH'nın yüzde 9,3'ünü sağlık sistemine ayırdı; bu yüzde 9 ile İtalya ve yüzde 9,9 ile İngiltere'dekine yakın bir oran. Aynı oran Fransa'da yüzde 11,1 iken Almanya'da yüzde 11,2.

DSÖ'nün raporunda İspanya'nın sağlık sistemiyle ilgili olarak uzun dönemde bütçesinin sürdürülebilirliği konusunda sıkıntı yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

Aynı zamanda verimlilik bakımından kaynakların yeniden dağılımı ve sonuç alınamayan tedavilerin önünün alınması açısından sağlık sisteminin kapasitesinin düşük olduğu vurgulanıyor.

İspanya, bu verilere rağmen özellikle başkent Madrid'de koronavirüs vakalarının artış göstermesiyle beraber ekipman gerek doktor ve hemşire sayısı açısından sağlık sistemi zora giren ülkelerden oldu.

İspanya hükümeti bu süre içinde özel sektör hastanelerine el koyduğunu açıklasa da İspanya'da da doktorların kimin suni solunum cihazına erişimi olacağı konusunda karar vermek zorunda kaldığı ve doktorlar arasında yüksek oranda Covid-19 hastalığına rastlandığı görüldü.

Madrid'deki hastanelerin üzerindeki yükün hafifletilmesi amacıyla şehrin kongre merkezi sağlık tesisine dönüştürüldü; askerlerin hastanelerdeki Covid-19 hastalarını buraya taşıması emri verildi.

"KİMSE BUNA HAZIR DEĞİLDİ" 

Vox haber sitesine konuşan Madrid'deki Carlos III Üniversitesi'nden sağlık politikası uzmanı Evangelina Martich krizi, "Kimse buna hazır değildi" diyerek açıklıyor.

Vox'a konuşan doktorlar ile hemşirelerin "terk edilmiş hissettiklerini" söyleyen sağlık istihdamı uzmanı Hernández Puente, İspanya sağlık sisteminin merkezi ve 17 federal yönetim arasında bölünmüş olması nedeniyle ilk başta koordinasyon sıkıntısının yaşandığını vurguluyor. Yine aynı habere göre İspanya'daki hastanelerde de yoğun bakım yatak kapasitesi ve yoğun bakım personeli açısından eksiklik yaşanıyor.

Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre her 100 bin kişiye düşen acil bakım yatak sayısı açısından Almanya 29,2 ile Avrupa'da birinci sırada. İtalya'da bu oran 12,5; İspanya'da 9,7.

ABD SALGININ YENİ MERKEZİ HALİNE GELEBİLİR 

Sağlık sistemi dolayısıyla koronavirüsün yarattığı kriz ile başa çıkamayacağından en çok endişe edilen ülkelerden biri ABD. ABD şimdiden vaka sayısı itibarıyla İspanya'yı geçmiş durumda. Dünya Sağlık Örgütü, ABD'de koronavirüs vakalarının "çok hızlı arttığını" ve ABD'nin salgının yeni merkezi haline gelme potansiyeli taşıdığını belirtti.

DSÖ Sözcüsü Margaret Harris, Salı günü yaptığı açıklamada 24 saatte ortaya çıkan yeni koronavirüs vakalarının yüzde 85'inin Avrupa ve ABD kaynaklı olduğunu, bunların yüzde 40'ının ABD'den geldiğini açıkladı.

Vox haber sitesine göre kapısına dayanan bu koronavirüs krizi karşısında ABD, evrensel sağlık sistemi olan diğer ülkelerden daha az hazır durumda. Vox'un aynı haberinde ABD'deki yoğun bakım üniteleri ve suni solunum cihazlarının şimdiden başka hastalıklar dolayısıyla neredeyse dolu olduğu aktarıldı.

30 MİLYON KİŞİ SİGORTASIZ 

ABD'de evrensel bir sağlık sistemi yok; devlet bütün vatandaşlarına ya da ülkeyi ziyaret edenlere sağlık yardımı sağlamıyor. Tedavi gören kişinin masrafını bir şekilde biri üstlenmek zorunda. Genel olarak ABD sağlık sistemi kamu ve özel sektörün sahibi olduğu parçalı bir yapıya sahip. Çoğu ABD vatandaşı, genellikle işverenler aracılığıyla olmak üzere özel sigorta sahibi. Hükümet tarafından fonlanan Medicaid ve Medicare, toplumun korunmasız kesimlerinin sağlık sistemine erişimini hedefliyor.

ABD'nin eski başkanı Barack Obama tarafından 2010 yılında devreye sokulan Obamacare çerçevesinde yapılması planlanan sağlık reformlarına rağmen ülkenin yüzde 10'u, yaklaşık 30 milyon kişi bir sigorta tarafından korunmuyor. 

SAĞLIK MASRAFLARI ÇOK YÜKSEK 

OECD'ye göre ABD kişi başı yapılan sağlık harcamaları açısından 10 bin dolar ile ilk sırada. Ancak bu rakamın büyüklüğüne rağmen ABD, Dünya Sağlık Örgütü'ne göre dünyanın en iyi sağlık sistemleri sıralamasında 37'inci sırada.

ABD'de sağlık masraflarının yüksek olması, kişileri tedavi görmekten alıkoyan en büyük etmen. Financial Times'a göre ABD'de dört kişilik bir ailenin ABD sağlık sistemine ayırması gereken masraf ortalama 13 bin dolar. ABD merkezli Peterson-Kaiser Sağlık Sistemi kurumunun yaptığı analize göre ülkede bir kişinin sağlık için cebinden yaptığı harcama 1.103 dolar ile dünyada ikinci sırada. İlk sırada ise 2.326 dolar ile İsviçre geliyor. 

'KARANTİNA ALTINA ALINAN BİR KİŞİNİN MASRAFI 4 BİN DOLAR' 

Bu durum halihazırda ABD vatandaşlarını sağlık hizmeti almaktan alıkoyduğu için koronavirüse yakalanan kişilerin de tedavi görmekten bu sebeple imtina edeceği kaygıları oluşuyor. New York Times gazetesi, daha şimdiden hükümetin zorunlu koşmasına rağmen hastanede karantina alınan kimi hastalara 4 bin dolar fatura kesildiğini haberleştirdi.

ABD, yatak ve doktor sayısı açısından da dünya ortalamasının altında. ABD'de her bin kişiye düşen yatak sayısı 2,8; OECD ortalaması ise 5,4. Yine ülkede her bin kişiye düşen doktor sayısı 2,6; bu da Peterson-Kaiser kurumunun ölçümlediği ülkeler arasında yüzde 3,5 ile ortalamanın altında.

Sağlık sisteminin bu açmazıyla başa çıkmak için New York gibi olağanüstü hal ilan edilen bazı eyaletlerde koronavirüs hastalarının masraflarının özel sigorta şirketleri ve kamu tarafından karşılanması için birtakım adımlar atılacak. Ancak eyaletlerin de bu konuda alabileceği kararlar kısıtlı. Kriz anında nasıl yanıt veriyorlar? Ülkelerin sağlık sistemlerinin normalde nasıl işlediğinin yanı sıra kriz zamanlarında nasıl yanıt verebildikleri de ayrıca önemli.

Londra Hijyen ve Tropik Tıp Okulu'nun Avrupa kamu sağlığı uzmanı Martin McKee, Washington Post gazetesine yaptığı açıklamada, "Savaş sonrası dönemde bu kapsamda hiçbir şey görülmedi. Sağlık sistemlerinin uyum sağlayabildiğini söylüyoruz ancak yıkılma kapasiteleri var. Genişleyebilirler ancak bir noktada bütün sistem çökecektir" dedi.

Karşılaştırmalı siyaset bilimi alanında akademisyen olan Aysuda Kölemen, kriz anında ülkelerin verdiği cevabın sağlık sistemi kapasiteleriyle ilişkili olmasından çok çok ideolojik olduğunu vurguluyor.

Kölemen'e göre ABD'de özel sağlık sistemi ve özel sigorta yaygın olduğu için bu tarz salgınlara hazırlıklı bir sistemi yok: "Bu tarz sistemler, en hazırlıksızı ve en kırılganı korumak amaçlı değil, kâr amaçlı sistemler. Hasta sağlığından önce müşteri memnuniyeti amaçlanıyor; bu yüzden de kamu sağlığı planlanırken kâr amacı güden hastaneler oluyor elinizde.

"Acil bir durum olduğunda, bir salgın olduğunda, kamu sağlığı yararına bir planlama yapamıyorsunuz. Evrensel bir sağlık sistemi yoksa böyle bir salgınla baş edemezsiniz. "En azından İtalya ve İspanya gibi evrensel sağlık sisteminin olduğu ülkelerde sağlık sistemi kapasitesi yetersiz kalsa da insanlar sigortam var mı ya da binlerce dolar borcum olacak mı düşünmüyor."

SOSYAL DEVLET ANLAYIŞI KİLİT UNSUR 

Avrupa'da krize en iyi cevap veren ülkenin Almanya olduğunu söyleyen Kölemen, Almanya'da hem önlemlerin erken alındığını hem de test sayısının yüksek olması dolayısıyla koronavirüse yakalanan kişilerin önceden tespit edilerek karantinaya alındığını belirtiyor. Bunda Almanya'daki sosyal devlet anlayışının da rol oynadığını belirten Kölemen, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in sıkı önlemleri açıkladığında işyeri sahipleri ve çalışanlar için ekonomik güvence verdiğinin altını çiziyor.

Ülkelerin sağlık sistemleri için sosyal mesafe önlemlerinin alınması, ekonomik olarak ağır bir yükün altına girilmesi demek. Kölemen'e göre ülkeler, ekonomilerini toparlayabilmek için ya çalışanlarını işe gitmeye teşvik etmek ya da yüksek servet sahibi olanlardan para almak gibi bir seçim yapma durumunda.

ABD'de ekonominin en iyi olduğu dönemde bile sağlık sisteminin kötü olduğunu söyleyen Kölemen, şu anda da bir siyasi kavganın verildiğini aktarıyor: "İnsanlar, bu dönemin sonunda, 'Demek ki devlet daha çok hak verebiliyormuş, demek ki sağlık sistemi herkesi kapsayabiliyormuş' diyebilir. "Bunlar sosyal devleti meşrulaştıran uygulamalar, krize müdahale etmezseniz halktan tepki görürsünüz ancak halkı da sosyal devlet ile tanıştırmazsınız."

HAVALARIN ISINMASI YENİ KORONAVİRÜSÜ ÖLDÜRECEK Mİ? 

Havaların ısınmasıyla yeni koronavirüsün yol açtığı Covid-19 hastalığının da yok olacağını umanlar var fakat pandemiye dönüşen hastalıklar mevsimsel salgınlardan farklı gelişiyor. BBC Future bu konuda yapılan çalışmaları inceleyip geleceğe ışık tuttu.

Bir çok bulaşıcı hastalık salgını mevsimler değiştikçe sönümlenir. Bu konudaki tipik bir örnek olan grip ve mide bulantısıyla gelen norovirüs soğuk kış aylarında ortaya çıkar. Tifo gibi diğer bazıları yaz aylarında, özellikle tropik bölgelerde ise yağışsız aylarda en çok yayılır.

Tabi şu anda bir çok kişi bunun Covid-19 için de geçerli olup olmayacağını merak ediyor. Çin'de Aralık ayı ortalarında ilk ortaya çıktığında bu yana hızla dünyaya dağılan virüs şu anda en çok Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yayılıyor.

Şimdiye kadar hastalığın en çok yayıldığı yerlerin çoğunun havanın daha soğuk olduğu bölgeler olması, virüsün etkisinin belki de yaz aylarında azalabileceği umutlarını besledi. Ama bir çok uzman bu varsayıma çok güvenmemek gerektiği konusunda uyarılar yapıyor.

Temkinli konuşmakta da haklılar. Covid-19'a sebeb olan ve resmi adı Sars-CoV-2 olan virüs hakkında henüz yeterince bilgi yok. Şimdiye kadar buna en yakın olan bilinen ve 2003 yılında salgına dönüşen Sars virüsü çok büyümeden kontrol altına alınabilmişti. Bu kadar hızlı kontrol altına alınması nedeniyle mevsimlere nasıl tepki verdiği konusunda bir ölçüm yapılamadı. 

GENÇLER İÇİN NE KADAR TEHLİKELİ? 

Şu ana kadar uzmanların verdiği mesaj gayet netti: 'Yaşınız ne kadar ileri ise koronavirüs sizin o kadar tehlikeli'. Fakat virüsün yol açtığı Covid-19 hastalığı genç insanlar arasında da ölümlere neden olurken Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ-WHO) gençleri hastalığı hafife almama konusunda uyardı.

İngiltere'de Çarşamba günü kronik hastalığı olan 18 yaşındaki bir kişinin Covid-19'dan öldüğü açıklandı. Bu şimdiye kadar hastalığın İngiltere'de yol açtığı bilinen en genç ölüm. Daha önce de 21 yaşında sağlıklı olduğu düşünülen bir genç kadının da hastalıktan yaşamını yitirdiği belli olmuştu.

Ana muhalefet İşçi Partisi milletvekili Rosena Allin-Khan bir Acil Servis doktoru ve "hastalık sadece yaşlılar ve kronik hastalığı olanları etkilemiyor" diye uyardı. Doktor Allin-Khan eskiden hastası olan 30'lu 40'lı yaşlarında "sağlıklı" bazı kişilerin şu anda yoğun bakımda yaşam mücadelesi verdiklerini söyledi.

YAŞLARA GÖRE RİSK 

Bu uyarılar önemli olmakla birlikte bütün tablo içinde hastalığın yaş ilerledikçe daha riskli olduğu hâlâ doğru. Londra'daki Imperial College bünyesinde çalışan uzmanlar yaş ile Covid-19 nedeniyle hastaneye kaldırılma oranları konusunda açık bir bağlantı olduğunu buldular.

Bir başka net bulgu da hastaneye kaldırılanlar arasında yoğun bakıma alınma olasılığının yaşla doğru orantılı olarak yükselmesi. 50 yaşın altındaki hastaların yüzde 5'den azı hastaneye kaldırılacak kadar ağırlaşıyor. Oysa 70 ile 79 yaş arasında olup hastalananların yüzde 27'sinin hastaneye kaldırılması gerekiyor.

Aynı şekilde 40 yaşın altındaki hastalardan hastaneye kaldırılanlara bakıldığında, bunların en fazla yüzde 5'i yoğun bakım ihtiyacı duyarken, bu oran 70'li yaşlardaki hastalarda yüzde 43'e çıkıyor. Salgından en kötü etkilenen iki ülke Çin ve İtalya'daki vakalara dayalı tahminler 80'li yaşlarında olan hastalarda bu oranların yüzde 71'lere kadar yükseldiğine işaret ediyor. İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda'daki hastanelerden gelen verilere bakıldığında, hastaneye başvuran hastaların yaş ortalaması 63.

Öte yandan ABD'deki Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, ilk verilere göre hastaneye başvuranların yüzde 53'ünün 55 yaşın üzerinde olduğunu açıkladı. Bu ABD'de hastalığı daha ağır geçirenlerin neredeyse yarısının 55 yaşın altında olduğunu gösteriyor.

Fakat yoğun bakıma alınanlar ve ölümler açısından bakıldığında ABD'de de yaş ortalamasının yükseldiği görülüyor. Son rakamlara göre Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ölümlerin yüzde 80'i 65 yaş üzeri hastalardan oluşuyor. Fakat bunlar hep 'ortalama' rakamlar. Dolayısıyla her bireyin ortalamaya uyması mümkün değil ve daha genç yaşlardaki insanlar da hastalıktan ağır etkilenebiliyor ve zaman zaman ölüm vakaları da yaşanıyor.

BİREYLER 'ORTALAMA'YA UYMAZ 

İtalya'dki vakalarda 40'lı yaşlarındaki insanlar arasında ölüm oranı yüzde 0,4 iken, 80'li yaşlarında olanlar arasında bu oran yüzde 19,7'ye kadar çıkıyor. ABD'de ise şu ana kadar 40'lı yaşlarındakiler arasında ölüm oranının yüzde 0,7 civarında olduğu tahmin ediliyor.

ABD'deki Ulusal Alerji ve Salgın Hastalıklar Enstitüsü Başkanı Anthony Fauci ölümlerin ağırlıkla "yaşlı ve kronik hastalıkları olanlarda" görüldüğünü ama bu veriyi bir matematik formülü gibi görmemek gerektiğini vurguluyor: Dünya Sağlık Örgütü WHO da "Veriler 60 yaş üzeri hastaların daha riskli olduğuna işaret etse de ölenler arasında genç ve çocuklar da var" diye uyarıyor. Çin'de virüsü alan 2 bin çocuk üzerinde yapılan bir araştırmaya göre "Çocuklar her ne kadar Covid-19'un belirtilerini genel olarak daha hafif atlatsa da, özellikle daha küçük yaştakiler başta olmak üzere yine de hastalıktan kötü etkilenebiliyor."

KRONİK HASTALIKLARIN ETKİSİ 

Şu ana kadar yaşananlar kronik hastalıkların yaşı ne olursa olsun kişiyi hastalık karşısında daha korumasız bıraktığı ve daha kötü etkilenmesine yol açtığını ortaya koyuyor. Örneğin Birleşik Krallık sınırları içerisinde yaşayan 4 milyon 300 bin astım hastasının koronavirüs karşısında daha korumasız olduğunu ve hangi yaşta olurlarsa olsunlar risk grubunda olduklarını söyleyebiliriz.

ABD İÇİN ŞOK ARAŞTIRMA: 4 AYDA 81 BİN KİŞİNİN ÖLECEK 

ABD’de yapılan araştırmada, sosyal mesafe önlemlerine rağmen 4 ay içinde yeni tip koronavirüsten (Kovid-19) ölenlerin 80 bini aşabileceği tahmini yapıldı. Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Ölçümleri ve Değerlendirme Enstitüsü (IHME) araştırmacıları, Kovid-19'la ilgili yerel, ulusal ve uluslararası düzeydeki verileri inceledi.

Yaş, cinsiyet, önceden var olan sağlık sorunları, hastaneye yatış ve ölüm oranları gibi bilgileri değerlendiren araştırmacılar; eyaletlerdeki hastanelerin yoğun bakım ve ventilatör kapasitelerini analiz ederek öngörüde bulundu.

Mevcut eğilimlere dayanarak, araştırmacıların yaptığı modellemeye göre, nisanın ikinci haftasından itibaren ülkedeki salgının kapasiteyi çok aşacağı ve ölüm rakamlarının günde 2 bin 300'lere kadar olabileceği uyarısı yapıldı. Analizde, gelecek 4 ay içinde ABD'de yaklaşık 81 bin kişinin virüs nedeniyle öleceğinin tahmin edildiğinin altı çizildi.

"BU TAHMİNLERİMİZ, YENİLİKÇİ YOLLAR BULUNMASINA YARDIMCI OLUR"

IHME Direktörü Christopher Murray, sosyal mesafe tedbirlerine uyulması halinde bile öngörülen gidişatın bu yönde olduğunu vurguladı. İnsanların sosyal mesafe kurallarını hafifletmesi durumunda ise salgının gidişatının keskin bir şekilde daha kötü yönde değişeceği uyarısında bulunan Murray, şunları kaydetti:

"Umarız bu tahminlerimiz, sağlık sektöründeki liderlere, önümüzdeki haftalarda hizmetlerine ihtiyaç duyacakları hastalara yönelik kaliteli bakım sunmak için bir an önce yenilikçi yollar bulmalarına yardımcı olur."

DHA

Son Güncelleme: 27.03.2020 00:13
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner3

banner23

banner24